… İYİLER VAR

… İYİLER VAR

 

Evet, iyiler var.
Onlar, hayatın kıyısında köşesinde değil, tam göbeğinde dururlar ama fark edilmeyi beklemezler.
Çünkü iyilik, reklamını yapmaz; sadece orada olur, bir nefes gibi.

 

Kötülüğün gürültüsüne karşı iyiliğin sessiz vakarı …
Onu büyütmek için sertleşmeye değil, derinleşmeye ihtiyacımız var.

İyiliğin gürültüye ihtiyacı yok; varlığıyla bile dönüştürür.

 

Siz ne söylerseniz söyleyin

Ne söylemek istediğinizi

Ve ne söylediğinizi anlayan

Zeki, akıllı, anlayışlı, hisli,

OLGUN İNSANLAR VAR.

 

Her söyleneni, kendi dışında anlamayan, tutmayan

Tam tersi bizzat üzerine alınan, bu ben miyim diyerek içe dönük bir sorgulama, öz eleştiri yapabilen,

Her şeyin arka planına inmek, anlamak ve ona göre bir yol haritası belirlemek isteyen,

Kibirden, narsistlikten, mazoşistlikten uzak empati sahibi

HOŞ İNSANLAR VAR.

 

Hayatı anlamlaştıran, kolaylaştıran, güzelleştiren insanlar.

Hata aramayan, görürse üzmeden örten.

Söz kesmeyen, sizi hakkıyla, ilgiyle dinleyen,

Daha iyi anlamak için, samimiyetle sorular soran,

Sizin için ne yapabileceğini düşünen, dertlenen

İYİ İNSANLAR VAR

 

Yok öyle

Bu hayatta, sadece kötüler yok.

Nitelikli, sevgi dolu, gerçekten

ÇOK İYİ İNSANLAR DA VAR

 

Derdinizi, sıkıntınızı yüzünüzden, halinizden anlayan

Onur kırmadan, güzelce size fayda sağlayan

Güler yüzlü tebessüm ehli insanlar


İyiler, kötülüğün gürültüsüne karşı savaş açmaz; onu sessizlikleriyle kuşatırlar.
Bir çınar gibidirler; altında gölge verirler ama bunun için bağırmazlar.
Rüzgârda eğilirler ama kırılmazlar.
Çünkü kökleri sağlamdır; o kök, sevgiyle beslenir, merhametle sulanır.

Onlar, sözün değil özün peşindedir.
Bir bakışlarıyla anlarlar derdinizi.
Bir tebessümleriyle sararlar yaranızı.
Elleri boş dönmez yanlarından ya bir dua ya bir umut ya da sadece "anlaşıldım" dedirten bir sessizlik bırakırlar size.

Çünkü Kur’an bize şunu hatırlatır:

“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer 9)

Anlayanla, duyan bir değildir.
Dinleyenle, bekleyen bir değildir.
Sözü duyan çoktur; sözü taşıyan azdır.

Ve yine Rabbimiz buyurur:

“Onlar sözü dinler, en güzeline uyarlar.” (Zümer 18)

İşte iyiler, en güzel olanı seçerler.
Söylenen her sözde bir hayır ararlar.
Her insanda bir güzellik keşfederler.
Kusur görürlerse, örtmesini bilirler.
Tıpkı Rabbimizin örttüğü gibi.

Mesele söyleneni almak değil, en doğrusunu seçebilmektir.
İnsan, kendine dokunan yerden büyür.

Peygamberimiz (sav) ise şöyle der:

“Mümin, müminin aynasıdır.” (Müslim)


Ayna kırmaz.
Ayna bağırmaz.
Ayna ne çarpıtır ne de gizler; olduğu gibi gösterir, incitmeden.
İşte o güzel insanlar;
ayna olmayı bilenlerdir.

İyiler de öyledir.
Dostlarının ayıbını yüzüne vurmaz ama onu iyileştirecek bir yol gösterir.
Onlar, "sen kötüsün" demez; "daha iyisi olabilirsin" der.
Ve bunu söylerken incitmez, onur kırmaz.
Çünkü bilirler ki:

 

"Bir mümini utandıracak söz söylemek, onu öldürmek gibidir." (Hadis-i Şerif – Ebû Dâvûd)

Kalbi geniş olan, sözü daraltmaz.
Vicdanı diri olan, hemen hüküm vermez.
Kendi iç dünyasıyla barışık olan,

Başkasının eksikliğiyle meşgul olmaz.

Çünkü bilir ki;

Kırmak kolaydır,
tamir etmek emek ister.

Peygamberimiz (sav) buyurur:
"Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz."
(Buhârî)

 

İyiler bu düsturla yaşar.
Onlar, kapıyı aralamasını bilir, yüzüne kapatmazlar.
Yük olmazlar, yük alırlar.
Dert paylaşırlar ama dert satmazlar.
Sır tutarlar ama sır taşımazlar.

İyiler, hayatı anlamlı kılanlardır.
Onların varlığı, bir şehre ışık gibi yayılır.
Bir iyinin olduğu yerde, kötülük rahat edemez.
Çünkü iyilik bulaşıcıdır; bir tebessümle başlar, bir selamla büyür, bir dua ile kökleşir.

Rabbimiz buyurur:
"İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel şekilde sav. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost oluverir." (Fussılet, 34)

 

İşte iyilerin sırrı budur.
Onlar kötülüğe karşı iyilikle karşılık verirler.
Çünkü bilirler ki, kin kin büyütür, sevgi sevgiyi çoğaltır.

 

Peki, iyiler kimdir?
 

Onlar, makam mevki peşinde koşmaz; gönül fethederler.
Onlar, mal mülk biriktirmez; dua biriktirirler.
Onlar, insanları sınıflandırmaz; herkeste bir hayır görürler.
Onlar, konuşmaktan çok dinlerler; çünkü bilirler ki, anlamak için susmak gerekir.

Bir iyi tanıdıysanız ne mutlu size.
Bir iyiye dokunduysanız, şifalanmışsınız demektir.
Bir iyi sizi duyduysa, yalnız değilsiniz.

Su yüzeye çamur taşıyabilir;
ama berraklık derinlikte oluşur.

Hayatı anlamlı kılanlar;
yük olan değil, yük alanlardır.
Ses yükselten değil, gönül yükseltenlerdir.
Kendini ispat etmeye çalışan değil, değer üretendir.

 

Ve unutmayalım:

 

İyilik gösteri değildir.
Merhamet zayıflık değildir.
Anlayış teslimiyet değildir.

Gerçek güç;
öfkeyi yönetebilmek,
yargıyı erteleyebilmek,
kendi nefsini sorgulayabilmektir.

Bugün belki çok ses var.
Ama her ses hakikat değildir.

Hakikat;
sükûnetle konuşur.
Derinlikle bakar.
Şefkatle yaklaşır.

O yüzden…

Kalbi güzel olanların sayısı az değil;
sadece gürültü çıkarmazlar.

Ve belki de asıl mesele şu:

Bu iyi insanlar var mı?

Evet, var.

Ama soru şu olmalı:
 

Biz onlardan biri miyiz?

 

Kendi içimizdeki kibri susturabildiğimiz gün,
başkasının sözünden incinmeyiz.
Kendi içimizdeki boşluğu doldurduğumuz gün,
başkasını eksiltmeye çalışmayız.

İyiler vardır.
İyilik de vardır.

Ve iyilik;
her zaman sessiz ama kalıcıdır.


İyiler sadece başkaları değildir.
İyilik, içinizde büyüttüğünüz bir filizdir.
Her gün bir kez olsun birine iyilikle dokunursanız, siz de iyiler kervanına katılırsınız.

 

Öyleyse:
 

Kendinize iyi bakın.
Çünkü iyi bakılan her insan, başka birine iyi bakar.
Ve iyilik, zincirleme bir duadır aslında.
Bir iyinin duası, bin kötüyü temizler.

Rabbimiz, iyilerle birlikte olmayı nasip etsin.
 

Âmin.

Sevgiyle kalın.

 

 

Unutma ki;

 

Furkan ile hakkı bâtıldan ayıramayanın
basireti zamanla körelir.

Ferasetten mahrum kalan,
gördüğünü sanır ama hakikati ıskalar.

Olayların arkasındaki hakikati göremez;

Hikmetle yoğrulmayan bilgi,
insanı yükseltmez; yalnızca yük olur.

İzan ise;
aklı kibirden, kalbi savrulmaktan koruyan, dengeleyen
son ölçü, son denge, son terazidir.

 

Ve bil ki; 

 

Önyargısız, samimi ve cesurca sorgularsan,
hakikat sana bilgi olarak değil,
hikmet olarak sunulur.

 

 

Bu yolculukta seni ileri taşıyacak olan;
ne kalbin tek başına sesi
ne de aklın kuru hesaplarıdır.

Seni hakikate ulaştıracak olan,
 

Kalbin sesiyle aydınlanan bir akıl,
aklın ışığıyla derinleşen bir kalptir.

 

erolyazıcı /abbeyt♥️
hakikat yolunda bir yolcu
27.02.2026, cuma

 

 

Siz ne düşünüyorsunuz?
 

Paylaşın…
belki bir cümleniz, başka bir gönülde
bir kapıyı aralar.

Yorumlarınızı aşağıya bekliyoruz.
Teşekkürler, sevgiler, saygılar…

 

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.
  • Erol Yazıcı27 Şubat 2026 11:39

    TEŞEKKÜRLER HİLAL SÖNMEZ - SEVGİLER HİLAL SÖNMEZ - Çok güzel bir düşünce ne mutlu size