… İnancına uygun yaşa

… İnancına uygun yaşa

 

Dinin;

 

Yalan söyleme diyor, söyleyebiliyorsan

Aldatma diyor, aldatabiliyorsan

Kırma diyor, kırabiliyorsan

Küsme diyor, küsebiliyorsan

İncitme diyor, incitebiliyorsan

Kaba olma diyor, kabalaşabiliyorsan

Affet diyor, affedemiyorsan

Hoşgör diyor, hoşgöremiyorsan

Cömertçe ver diyor, veremiyorsan

İnfak et diyor, edemiyorsan

Hataları ört diyor, örtemiyorsan

Kin besleme diyor, besleyebiliyorsan

 

Hakkı tut diyor, tutamıyorsan…
Emanete sadık ol diyor, sahip çıkamıyorsan…
Adaletli ol diyor, taraf tutabiliyorsan…
Kul hakkından sakın diyor, göz göre göre yiyebiliyorsan…
Helale dikkat et diyor, şüpheli kapılardan girebiliyorsan…

Gıybet etme diyor, meclis kurabiliyorsan…
Haset etme diyor, içten içe yanabiliyorsan…
Kibirlenme diyor, üstünlük taslayabiliyorsan…
Sabret diyor, öfkeyi dizginleyemiyorsan…
Tevbe et diyor, erteleyebiliyorsan…

Sözünde dur diyor, vazgeçebiliyorsan…
Doğru şahitlik yap diyor, susabiliyorsan…
Zayıfı koru diyor, güçlüye yanaşabiliyorsan…
İyiliği emret diyor, görmezden gelebiliyorsan…
Kötülükten sakındır diyor, “bana ne” diyebiliyorsan…

 

O halde bil ki;

İbadet sadece secde değildir.
Ahlak yoksa, secde yükselmez.
Vicdan yoksa, kimlik yetmez.

Mesele isim değil.
Mesele teslimiyet.

Dil başka, hayat başka akıyorsa
sorun dışarıda değil.

Şimdi sor kendine:

İnancın seni değiştiriyor mu,
yoksa sen inancını kendine göre mi değiştiriyorsun?

Etiketle değil, emekle ölçülür bu yol.
Sözle değil, sebatla belli olur kimlik.

Ağır ama gerçek:

Ya inandığın gibi yaşarsın…
Ya da yaşadığın şeye inanır hâle gelirsin.

İNANDIĞINI SÖYLÜYORSUN …
AMA HAYATIN ŞAHİTLİK ETMİYOR.

Namaz kılıyorsun,
ama adaletin yok.

Oruç tutuyorsun,
ama nefsini tutamıyorsun.

Hacca gidiyorsun,
ama kul hakkından kaçamıyorsun.

Tesettür diyorsun,
ama gözünü örtmüyorsun.

Helal diyorsun,
ama kazancını sorgulamıyorsun.

Takva diyorsun,
ama menfaat görünce yön değiştiriyorsun.

Gıybet haram diyorsun,
ama susamıyorsun.

Zulme karşıyım diyorsun,
ama güçlüden yana saf tutuyorsun.

Kardeşlik diyorsun,
ama kibri bırakmıyorsun.

Sabır diyorsun,
ama öfken seni yönetiyor.

Merhamet diyorsun,
ama çıkarın bitince yüz çeviriyorsun.

Bu din,
sadece dudakta taşınacak bir slogan değil.

Bu yol,
kimlik kartına yazılacak bir unvan değil.

Bu iman,
pazarlık kaldırmaz.

Ya teslim olursun…
Ya da kendini kandırırsın.

 

VE SEN

NASIL BİR MÜSLÜMANSIN

SENİN NEREN MÜSLÜMAN

KALIBININ ADAMI DEĞİLSİN

 

TOPARLANMALI, KENDİNE GELMELİ

ÖZÜNE DÖNMELİSİN

 

 

Unutma:

İbadet seni dönüştürmüyorsa,
alışkanlığa dönüşmüştür.

İnanç seni arındırmıyorsa,
kimliğe indirgenmiştir.

Korku kalbini titreştirmiyorsa,
söz sadece sestir.

Ağır konuşuyorum çünkü gerçek ağırdır.

Kendine şunu sor:

Ben gerçekten inanıyor muyum,
yoksa sadece inanıyor gibi mi yapıyorum?

Çünkü bu yol,
rol yapanları değil,
kendini yakanları, adayanları taşır, hedefine ulaştırır.

 

 

Unutma ki;

 

Furkan ile hakkı bâtıldan ayıramayanın
basireti zamanla körelir.

Ferasetten mahrum kalan,
gördüğünü sanır ama hakikati ıskalar.

Olayların arkasındaki hakikati göremez;

Hikmetle yoğrulmayan bilgi,
insanı yükseltmez; yalnızca yük olur.

İzan ise;
aklı kibirden, kalbi savrulmaktan koruyan, dengeleyen
son ölçü, son denge, son terazidir.

 

Ve bil ki; 

 

Önyargısız, samimi ve cesurca sorgularsan,
hakikat sana bilgi olarak değil,
hikmet olarak sunulur.

 

 

Bu yolculukta seni ileri taşıyacak olan;
ne kalbin tek başına sesi
ne de aklın kuru hesaplarıdır.

Seni hakikate ulaştıracak olan,
 

Kalbin sesiyle aydınlanan bir akıl,
aklın ışığıyla derinleşen bir kalptir.

 

erolyazıcı /abbeyt♥️
hakikat yolunda bir yolcu
25.02.2026, çarşamba

 

 

Siz ne düşünüyorsunuz?
 

Paylaşın…
belki bir cümleniz, başka bir gönülde
bir kapıyı aralar.

Yorumlarınızı aşağıya bekliyoruz.
Teşekkürler, sevgiler, saygılar…

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.