
… Hayat’a, ilişkilere dair
Tecrübeler, söylemek istediklerim, ölçüler
ALLAH, İMAN, KUR'AN, PEYGAMBER, DİN ANLAYIŞI VE TEVEKKÜL
Bu paylaşımlar, bir başkasını yargılamak için değil; önce kendimize dönmek, kalbimizi yoklamak ve hayatımızı rabbimizin ölçüleriyle yeniden buluşturmak için yapılmış samimi bir çağrıdır. Çünkü iman, sadece bildiğimiz değil; her gün yeniden yaşamaya çalıştığımız bir söz, bir ahit ve bir yürüyüştür.
Samimi ve adeta bir nefs tezkiyesi (iç temizlik) rehberi olan sunumumuz; Müslüman ambalajlı sekülerleşmeye, samimiyetsizliğe, üslup kabalığına ve en önemlisi "Allah’a inanıp O’na hakkıyla güvenmeme" hastalığına karşı çok güçlü bir hatırlatma.
• "Kulun kalbi doğru olmadıkça imanı doğru olmaz. Dili doğru olmadıkça da kalbi doğru olmaz." (Hadis-i şerif, Ahmed b. Hanbel).
Başkalarının amelini tarttığımız teraziyi kendi nefsimize çevirmedikçe, yaptığımız her eleştiri birer kibir sıvacıdır. İman, başkasını ıslah etmek değil, başkasına bakıp kendinden utanabilmektir.
YUMUŞAK SÖZ, TEBLİĞ VE İNSANA YAKLAŞIM
“Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır...”
(Nahl, 16/125).
Hakikati söylemek kadar, onu hangi kalple ve hangi üslupla söylediğimiz de önemlidir. Sözümüz insanı ezmek için değil, kalbine bir kapı açmak için olmalıdır.
Allah cc. Şöyle buyuruyor:
“(ey Musa ve Harun) Firavun’a gidin muhakkak ki o haddi aşmıştır, (gittiğiniz zaman) ona yumuşak sözler (ile) konuşun, umulur ki hatırlar veyahut (Allah’tan) korkar.”
Biz Musa’dan daha iyi değiliz, insanlar da Firavun’dan daha kötü değil.
Yumuşak söz, kalpleri fetheden anahtardır. Zor söz insanı uzaklaştırır, yumuşak söz ise kalbine yol açar.
Yumuşaklık, zayıflık değildir; imanın en güzel ahlâkıdır. Hakikati en sert kalplere bile yumuşak sözle ulaştıranlar, peygamber varisleridir
• "Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi."
(âl-i İmrân, 159).
Unutma ki doğru bir sözü eğri bir üslupla söylemek, hakikate yapılmış en büyük hakarettir. Sözünün şifası, sesinin yüksekliğinde değil, kalbinin derinliğindedir.
ALLAH’A İMAN, TEVHİD, TESLİMİYET, TEVEKKÜL VE RIZIK
“Kim Allah’a tevekkül ederse, o kendisine yeter.”
(Talâk, 65/3).
Tevekkül, elimizden geleni yaptıktan sonra sonucu Allah’a bırakmaktır; kaygıyı büyütmek değil, güveni derinleştirmektir.
Rızık sadece para değildir; sağlık, huzur, iyi bir dost, temiz bir vicdan ve hayırlı bir kapı da rızıktır. İnsan, elindeki nimeti görmeye başladığında şükrü; yetişemediği yerde Rabbine dayanmayı öğrendiğinde tevekkülü tanır.
Allah her şeyi iyileştirir, şu an fark etmesek de yaşadığımız her şey iyiliğimiz içindir.
Allah’a ortak koşma.
Bütün dertlerin sebebi Allah’tan yüz çevirmektendir. O'na yönel!
Âlemleri ve seni yaradan Rabbine daima teşekkür ve hamd duygularıyla dolu ol...
Güçlülerin en güçlüsü ve zenginlerin en zengini seninledir. O muhakkak ki Allah cc’dir. Güven ve müjdele!
Müslümanlar muhakkak ki Allah’a inanıyorlar ama gereği gibi güvenmiyorlar. Ve bundan dolayı çok yanlışa düşüyor, sıkıntı çekiyorlar.
Rızkı veren Allah’tır
• Bize korku yok – üzülmeyeceğiz de
– Çünkü biz; Allah’a iman ettik, ona sığındık, ona güvendik, onun hükümlerine aşk ile, severek, isteyerek boyun eğdik, bağlı kaldık ve inşeeAllah huzuruna da öylece çıkacağız. Ne mutlu Allah’a onun razı olduğu gibi inanan ve inancını hayatına hâkim kılarak yaşayanlara
• Yalnızca Allah’a kul olma bilincinde ol.
• Allah'a teslim olanlara korku yoktur.
• Tüm dünya ve içindekilerin tümü senin olsa da Allah’a tam teslim olmadıkça, gerçek anlamda kimse asla ve asla mutlu olamaz. Bu net, kesin, mutlak.
• Her şey ve her işi için- Allah’a ve peygambere başvuralım
• Allah’ı yok saymak, Allah yokmuş gibi yaşamak- veya ona hakkıyla tam teslim olmadan, tam anlamıyla güvenmeden yaşamak- Müslümanım diyene yakışmaz- bedeli çok ağır olur, oluyor ... Müslümanlar, müminleşmedikçe, ne Müslümanlara ne insanlığa rahat, huzur yok …
• Allah’ı yok saymak, güneşi gözünü kapatarak yok saymaya benzer.
• Kalbimin her atışında – lailahe illallah Muhammedîn rasulullah – diyerek içsellediğim zikrimle göklere gönderdiğim sinyal – beni her an yaratanımla irtibatlandırıyor. Ve ben o huzur ve güvenle yaşıyorum.
• Kalbimin her atışında Rabbimin bana verdiği yeni bir mühlet vardır.
Tevekkül, elinden geleni yapıp, sonrasını Allah’a bırakmaktır. Bu, korkusuzluğun, cesaretin, bereketin ve huzurun anahtarıdır.
Tevekkül, korkusuzca yaşamak değil; korkuyu Allah’a emanet edebilmektir. Gerçek güven, o’na dayanmaktadır.
• "göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir."
(Fetih, 4).
Allah'a inanmak sadece bir kabul, O'na güvenmek ise bir hayat tarzıdır.
Bugün Müslümanların en büyük sıkıntısı, rızık korkusuyla zalimlere boyun eğmeleridir. Halbuki Rabbine hakkıyla teslim olan bir kalp, Rezzak olanın sadece Allah olduğunu bilir ve hiçbir dünyevi gücün önünde eğilmez.
KUR’AN: OKUMAK, ANLAMAK VE HAYATA HÂKİM KILMAK
“Kuşkusuz bu Kur’an en doğru olana iletir.”
(isrâ, 17/9).
Kur’an’ı sadece okunan bir metin değil; kararlarımızı, sözlerimizi, kazancımızı, öfkemizi ve merhametimizi ölçen bir hayat rehberi olarak görmeliyiz.
Her gün bir ayeti anlamak, bir hükmü hayata taşımak ve bir yanlıştan vazgeçmek; çok okuyup hiç değişmemekten daha derin bir buluşmadır.
Mushaf’ı baş üstünde tut. Bir tek ayet okuman dünyadan ve içindekilerden daha hayırlıdır.
Dinine ait kitabı, tam anlamıyla okumak için, kendine her gün süre tanı.
Her şeyden önce, ÖNCE KUR’AN’I OKU!
Kur’an hayat kitabıdır
Kur’an hidayet rehberidir
Kur’an ilahî bir kitaptır
Kur’an müminler için şifadır
Kur’an müminlere yol göstericidir
Kur’an’ın koruyucusu yüce Rabbimizdir
Kur’an-ı kerim, rehberdir
Kur’an-ı kerim, bir insanın kendi kişisel gelişimini de nasıl gerçekleştireceğini içindeki ayet-i kerimeler ile gösterir.
O yüzden İNSANLIK ANCAK KUR’AN’A DÖNMEKLE KURTULUR.
Tüm bunlar Kur’an’dan uzaklaşmanın sonuçları.
Her gün en az 5 sayfa Kur’an’ı kerimi, Türkçe mealiyle beraber okuyun, anlamaya ve yaşamaya gayret edin.
Bu hayatın bir sahibi var ve O, mutluluğun kadim kurallarını koymuş. Uyan mutlu olur uymayan üzülür
Davranışınıza, tavrınıza bakın.
Kur’an’dan referans alıyor mu?
Kur’an’a uyuyor mu?
Ne kadar kur ’ani?
Uyuyorsa ne ala.
Ne güzel bir davranış ne hoş bir tavır.
Ama eğer uymuyorsa hemen terk edin.
Çünkü o nefsidir, şeytandandır, şeytanidir.
Ne garip ve ne düşündürücü değil mi – halkın hep bildiği – çok önemsediği – büyüttüğü birçok şey – Kur’an’da hiç geçmez. Hala aklınızı işletmeyecek misiniz?
Kur’an’ı okumak yetmez; onu hayata hâkim kılmak gerekir. Okuduğun her ayet, hayatında bir değişikliğe vesile olmalı.
• "kendilerine Tevrat yüklenip de sonra onu taşımayanların (onunla amel etmeyenlerin) durumu, ciltlerce kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir."
(Cuma, 5).
Kur'an, ölülerin arkasından okunmak ya da duvarlara asılmak için değil; sokakta, ticarette ve ailede hükmetmek, yaşanmak için indirilmiştir. Satırlardaki Kur’an’ı, sadırlara ve davranışlara indiremediğimiz sürece hidayeti başka yerlerde arar dururuz.
PEYGAMBERİ ÖRNEK ALMAK VE SÜNNET
“Andolsun, Allah’ın rasûlünde sizin için güzel bir örnek vardır.”
(ahzâb, 33/21).
Peygamberi sevmek, onu sadece dille anmak değil; merhametini, adaletini, sabrını, güvenilirliğini ve insana değer veren ahlakını günlük hayatta yaşatmaya çalışmaktır.
Peygamberimiz örnek alınmalı
Peygamberimizi sallallahü aleyhi ve sellemi örnek alın.
Peygamberimizin yolunu tutalım
• Tek önderin, liderin, örneğin peygamberin olsun.
• Peygamberin sünneti, Kuran’ı yaşamaktır. Çünkü o, yaşayan Kuran’dı. O asla, Kuran’a aykırı bir harf söylemez, bir adım atmaz.
Peygamberimizi sevmek, onu taklit etmektir. Onu örnek almak, en güzel iman ispatıdır.
• "De ki: eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın."
(âl-i İmrân, 31).
Sünnet, sadece şekli bir taklit değil, rasûlullah’ın (sav) ahlakını ruha giydirmektir. O'nun adaletini, öfkesini kontrol edişini, yetime dokunuşunu ve hak sözü söylemedeki korkusuzluğunu hayatına taşımayanların sünnet davası eksiktir.
İNFAK, AHLAK, FEDAKÂRLIK VE İYİ İNSAN OLMAK
“Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder.”
(nahl, 16/90).
İyilik, sadece büyük imkânların işi değildir; bazen bir yükü hafifletmek, bir gönlü dinlemek, bir hatayı örtmek ve bir insana yalnız olmadığını hissettirmektir.
Peygamberimiz, “merhamet etmeyene merhamet olunmaz.” Buyurur. (buhârî, edeb, 18; müslim, fezâil, 66).
Merhamet, imanın günlük hayatta görünen en sıcak yüzüdür.
Allah yolunda malını harca.
Allah'ın Kuran’da bildirdiği ahlakın özü, fedakârlığa, zorlukta da vefa göstermeye, her zaman dürüst olmaya dayanır.
• Allah'a teslim olanlara, adil olabilenlere, aktif iyilere, doğrulara, cesurlara, cömertlere, çalışkanlara, vefalılara, sorgulayanlara, aklını kullananlara, düşünenlere, sevgi, şefkat, merhamet ehline, hayırseverlere, kimseye yük olmamaya özen gösterip, herkese faydalı olmaya çalışanlar SELAM OLSUN.
• Acı duyabiliyorsan, canlısın. Başkalarının acısını duyabiliyorsan, insansın. Diyen Lev Tolstoy'un bu sözünü, müminler şöyle tamamlar. Seviniyorsan etrafında iyi insanlar var, etrafındakilerin sevinci seni sevindiriyorsa iyi insansın.
• Ve tüm yeryüzünü, Allah’ın lütfuyla iyiler güzelleştirecektir.
• Kimden gelirse gelsin, doğru söz, İslami’dir. Kime söylenirse söylensin. Ve biz ona, doğru söze saygı duyuyoruz.
İyi insan olmak, büyük işler yapmak değil; küçük iyilikleri büyük bir kalple yapmaktır.
• "Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça gerçek iyiliğe asla erişemezsiniz."
(âl-i İmrân, 92).
"Müslüman Müslümanın kardeşidir; ona zulmetmez, onu düşmana teslim etmez. Kim kardeşinin bir ihtiyacını giderirse, Allah da onun ihtiyacını giderir." (Hadis-i şerif, buhârî).
İyilik, kendinden bir şeyler eksiltip başkasının eksiğini tamamlama sanatıdır.
İMAN, MÜCADELE, CESARET, DOĞRULUK VE SEBAT
“Gevşeklik göstermeyin, üzülmeyin; eğer inanmışsanız şüphesiz en üstün olan sizlersiniz.”
(âl-i İmrân, 3/139).
Cesaret, hiç korkmamak değil; korkuya rağmen doğru olanın yanında durabilmektir. Sebat ise alkış olmadığında da iyiliği sürdürebilmektir.
• Allah’ın askerleri asla yenilmezler.
• Ben yürürüm doğru bildiğim yolda tek başıma. Çünkü doğruların yardımcısı, velisi Allah’tır. Diğeri kimin umurunda
• Son nefesimize dek Allah için, çalışacağız.
• İyiler daima kazanır. Allah doğruların yar ve yardımcısıdır.
• Müslümanlar, kahramanca ölmeden önce, adam gibi yaşamayı öğrenmelidir.
• Bugün önce, önde, öncü olanlar, yarın Allah huzurunda da öyle olacaklardır.
• Birgün terk edeceğim bu hayata, iz bırakmak, Rabbimin hoşnut olacağı bir şeyler yapabilmek içindir bütün gayretim …
MAZLUMUN YANINDA, ZULMÜN KARŞISINDA OLMAK
• "Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun."
(Mâide, 8).
"cihadın en faziletlisi, zalim sultanın karşısında hakkı ve adaleti söylemektir." (Hadis-i şerif, Ebû Dâvûd).
Korku ve menfaat insanı sordurur ve susturur. Ancak sadece Allah’tan korkan bir kalp, dünyanın tüm zalimleri birleşse bile tek başına bir ümmet gibi dik durur.
“Bir topluma olan kininiz sizi adaletsizliğe itmesin. Adil olun. Bu, Allah’a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır.”
(mâide, 5/8).
Mazlumun kimliğine bakmadan yanında, zalimin kimliğine bakmadan karşısında durmak; imanın vicdandaki şahitliğidir
• Dünyanın her neresinde bir mazlum varsa onu son nefesimize kadar savunmak bizim iman anlayışımızdır.
Zalimleri unutup mazlumlara yüklenmek moda mı oldu da bizim haberimiz yok ...
• "Mazlumun bedduasından sakınınız. Çünkü onunla allah arasında hiçbir perde yoktur." (Hadis-i şerif, buhârî).
Zalimin gücü, mazlumun kimliği ya da mahallesi bizim adalet terazimizi değiştiremez. Mazlum gayrimüslim de olsa onu savunmak, zalim Müslüman da olsa karşısına dikilmek Kur’an’ın mutlak adalet emridir.
NEFİS, ŞEYTAN, DİNİ İSTİSMAR VE İKİYÜZLÜLÜK
“Müslüman, dilinden ve elinden müslümanların güvende olduğu kimsedir.” (buhârî, îmân, 5; müslim, îmân, 66).
Dini savunduğunu söylerken insanı kırmak, hakikati anlatırken kibirlenmek ve ibadet ederken kul hakkını çiğnemek; söz ile hâl arasında derin bir yara açar.
Kendimizi haklı çıkarmaktan önce, kalbimizi temize çıkarmaya çalışmalıyız. Çünkü nefis, insana en çok haklı olduğunu düşündüğü anlarda tuzak kurar
• Ağız hazzı, söz fuhuşu; ‘’bir konu oldu mu al sana Ali İmran’dan bir ayet, hemen şimdi her şeyi ayetlere getir’’vs. lakırdılar ederek, diyerek alaylı bir ifade ve kibirli bir tavırla Allah’ın ayetlerini hafife alma cahilce cüretiyle, vs. Nefsine esir, şeytana yem olma ve şeytani alçaklıklar.
Hele hele ben Müslümanım diyenler -kendini Müslüman sanan zavallılar- tarafından sarf edilen zırvalar.
Haklı çıkma çabaları …
Tribünlere hoş görünme acziyetleri …
Böyle konuştuklarında şeytan onlara şöyle bir his, duygu pompalar: ne müthiş ne bilge konuşuyorsun. Millet sana nasılda hayran kaldı. Acayip etkiledin. Özelsin. Devam et. Sakın üslubunu bozma. Mükemmelsin. Vs. Yedirmeler, giydirmeler.
Sonuç; Allah’ın laneti, gazabı, cehennemi zümeraaa …
• Anladım ki sen ne yapsan boş- kalbi mühürlü olanlar gerçeği göremezler ve onlar o büyük aldanışlarıyla cehennemin dibine girene dekte uyanamayacaklar
Sizi sevmiyoruz
İnsanların inançlarına saygı duymayanlar
Başörtüsünü hazmetmeyenler
Belli insanların ve değerlerin arkasına saklanarak insanları istismar edenler
Sadece cebi ve nefsi için, her şeyi araç olarak mubah görenler.
Camiye gelip cemaatle saf tutup, zalimce yaşayanlar
Dini hayattan soyutlanıp, küfürlerini hayat yapmaya çalışanlar
Sevgisizler- saygısızlar
Bilgisizler- Ön yargılılar
Yalancılar- zalimler
Şeytanın uşakları- sizi sevmiyoruz
• "İnsanlardan gizlerler de Allah’tan gizleyemezler. Oysa onlar, o'nun razı olmadığı sözleri gecelerini aydınlatarak tasarlarken Allah onlarla beraberdi."
(nisâ, 108).
Ayetleri kendi nefsine kalkan eden, dini sadece ticaretine ve itibarına malzeme yapan ikiyüzlüler, İslam’ın en büyük iç düşmanlarıdır. Tavrıyla, ahlakıyla camide mümin, sokakta acımasız birer esnaf olanlar cehennemin en derin tabakasına doğru sürüklenmektedir.
İSLAM’I ANLAMAK, DÜŞÜNMEK VE İNSANLIĞIN GELECEĞİ
İslam’ı anlamak, onu sloganlara sığdırmak değil; aklı, vicdanı, adaleti, merhameti ve sorumluluğu birlikte kuşanmaktır. Bir düşünceyi güçlü kılan, sadece onu savunan sözler değil; o sözün insan hayatında ürettiği güzelliktir.
İnsanlığa yapılacak en güçlü çağrı, güzel ahlakla yaşanmış bir imandır. Adaletimiz, emanetimiz, çalışkanlığımız ve merhametimiz; sözümüzden önce konuşmalıdır.
• Düşünce – basiret – öngörü- yapay zekaya doğru veriler sunularak, hikmet metodu öğretilebilirse, işleyen süreç ve zaman içinde tüm insanlığın akın akın İslam’a koşacağını düşünüyor, inanıyorum.
İslam’ı anlamak ve hayata en etkin ve doğru biçimde hâkim kılmak yerine – anlamamaya ve yıkmaya çalışmaktan bir adım ilerleyemiyoruz. Bu kime yaradı. Değerleri değerlendirmek yerine – yıkmaya çalışmak bize ne kazandırdı.
İnsanlık İslam’ın askerlerinin sahne almasına hazırlanıyor ve hainleri ile cahilleri arasında yükseliyor bu milletin mümin evlatları- dünyaya İslam’ın sonsuz damgasını vura vura ...
• "Allah, akıllarını kullanmayanların üzerine pislik yağdırır."
(yûnus, 100).
İslam, anlamadan ezberlenen bir kültür değil, kâinatı ve insanı yeniden inşa eden bir şuurdur.
Biz dünyaya teknolojinin, bilimin ve hikmetin en yüksek verileriyle İslam’ın adaletini ve rahmetini göstermedikçe, kuru sloganlarla sadece kendi kendimizi avuturuz.
AHİRET, İLAHİ ADALET, HESAP VE SONSUZ HAYAT
“Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu görür.”
(zilzâl, 99/7-8).
Ahiret bilinci, insanı hayattan uzaklaştırmaz; tam tersine, her sözün, her hakkın ve her ihmalin bir karşılığı olduğunu hatırlatarak hayatı daha sorumlu yaşamaya çağırır.
Bugünün telafi edilebilir hatalarını yarına bırakmamak; helalleşmek, özür dilemek, iyiliği ertelememek ve vicdanımızdaki borçları hafifletmek gerekir.
• Bu mesele sadece böyle olur – başka türlü olmaz…. Diyebileceğin tek şey Rabbine döneceğin ve yaptıklarının karşılığını mutlak manada alacağındır.
• Dünya ve insanlık sahipsiz değil...
• İlahi adalet mutlaktır...
• Her dünyevi kötülüğün uhrevi karşılığı vardır...
• Mahşerde ve cennette randevularım var...
• Dünya seni ahirete taşıyan uzay gemisidir...
Şu hayatta çok kısa bir anı mutlu yaşayabilmek için canla – başla – tüm gücümüzle – bütün hırslarımızla ne de çok çalışıyoruz da asıl ve sonsuz mutluluk diyarı için adeta hiç mesafesinde -parmak dahi kıpırdatmıyoruz.
Çok garip değil mi?
İMANIN TANIMI
İman, sadece kalpte saklanan bir kabul değil; sözde doğruluk, kazançta helâl, ilişkide merhamet, zor zamanda sabır ve kimse görmediğinde de emanete sadakat olarak görünür.
Peygamberimiz, “Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz, ancak kalplerinize ve amellerinize bakar.” Buyurur.
(Müslim, birr, 34).
İmanın en sahici delili, insanın hayatında bıraktığı ahlaktır.
İman;
Dil ile ikrar,
Kalp ile tasdik,
Hal ile, sunuş
Amel ile ispattır.
Bu çağrı, başkalarını eksik bulmak için değil; kendi eksiğimizi görmek içindir. Bugün kalbimizde bir niyeti, dilimizde bir güzel sözü, elimizde bir iyiliği ve hayatımızda bir doğruyu çoğaltabilirsek; yarının dünyası bugünden daha merhametli, daha adil ve daha aydınlık olabilir.
• "her can ölümü tadacaktır. Yaptıklarınızın karşılığı ancak kıyamet günü eksiksiz verilecektir."
(âl-i İmrân, 185).
"akıllı kişi, nefsini hesaba çeken ve ölümünden sonrası için çalışandır." (Hadis-i şerif, tirmizî).
Geçici bir gölgelik olan şu dünya için birbirini kıran, hak yiyen, yalan söyleyen ve hesap gününü unutanlar, uzay gemisinin içinde gemiyi delmeye çalışan deliler gibidir.
Hakiki muzafferler, son nefeste "Rabbim senden razı, sen de benden razı olarak geldim" diyebilenlerdir.
Eklenen ayetler diyanet işleri başkanlığının resmî Kur’an mealleriyle karşılaştırıldı. (diyanet kuranı) hadis ifadeleri de Diyanet’in hadislerle islâm kaynaklarındaki rivayetlerle doğrulandı. (hadislerle islam)
Yazılarım, paylaşımlarım, aklını kiraya vermemiş, her sunulanı- doğrumudur, yanlışmıdır diye düşünmeden kabullenmeyen (zombileşmemiş), sorgulama yeteneği mankurtlaşmamışlaradır.
Unutmayın ki,
Önyargısız, samimi bir yürekle sorgularsanız…
Gerçek size hikmet olarak sunulur.
erolyazıcı / ABBEYT ♥️Hakikat Yolunda Bir Yolcu
29.06.2026, pazartesi
Siz ne düşünüyorsunuz?
Fikrinizi bizimle paylaşın,
Yorumlarınız başka gönüllere ışık olsun.
Bu yolculukta sizlere rehberlik edecek olan,
Kalbinizin sesi ve aklınızın ışığıdır.
Teşekkürler, sevgiler, saygılar…
Yorumlarınızı aşağıya bekliyoruz.

