
… Eğer, öyleyseniz
Bizim duruşumuz, tersine dönmüş bir çağda,
Doğruda ısrar eden insanın yalnız ama onurlu duruşudur…
Ya size ne demeli,
SENİN GİBİ OLANA ...
Yalan sermaye olmuşta ve siz hepten züğürtseniz,
Aldatmak akıllılık olmuşta ve siz zır cahilseniz,
Karşılıksız vermek ahmaklıkta ve siz sırılsıklam ahmaksanız,
Cimrilik, ben aptal mıyım akıllılığı olmuşta ve siz severek ikram ediyorsanız,
Korkaklık, bana ne, beni sokmayan yılan bin yıl yaşasınsa ve siz cesurca müdahale ediyorsanız,
Pişkinlik özgüven kabul edilmiş ve siz hala utanabiliyorsanız,
Vefa, arkadaşlık fazla duygusallıkta ve siz ful duygusalsanız
Menfaatin ilk görüldüğü anda, adam satmak zamanlama uzmanlığı da ve siz o değilseniz
Dalkavukluk, merdiven basamağı gibi yükseklere çıkmanın aracı olarak görülüyor ve siz alın teri, hakkediş eriyseniz,
Ümit tüccarlığı yapıp, insan kandırmak işini bilmekse ve siz sadece ve sadece konunun çırağı bile olamamışsanız,
Söz verip asla tutmamak kurnazlıkta ve siz saf oğlu safsanız
Bir işi yaparım deyip, yapmamak, inandırarak kandırmak kurnazlık ve siz iyi bir müşteriyseniz
Sapıklar size sapık diyor ve siz selam deyip geçiyorsanız,
Bilmem size ne demeli
Belki de şöyle seslenmeli
O zaman, siz ne biçim bir şeysiniz yahu
Kendinizle gurur duyabilirsiniz
Tüm bunlar, her şeye rağmen, sizin çok iyi bir insan olduğunuzun insanca mühürleridir.
Belki de bilinmesi gereken şudur:
Doğru olmak, kalabalığa benzemek değildir.
Hakikat çoğu zaman azınlıktır; gürültü çıkarmaz, reklam yapmaz, sessizce durur.
Kur’an’ın dediği gibi:
“Yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah’ın yolundan saptırırlar.”
(En‘âm, 116)
Bu yüzden şaşırma.
İyilik garipleştiyse, sen garip kal.
Zira Rasûlullah (sav.) şöyle buyurdu:
“İslam garip başladı, başladığı gibi yine garip olacaktır. Gariplere müjde olsun.”
(Müslim)
Bugün ölçüler kaymış olabilir.
Hız, hikmetin;
Çıkar, vefanın;
Kurnazlık, ahlâkın yerine geçmiş olabilir.
Ama Allah’ın terazisi şaşmaz.
“Biz kıyamet günü için adalet terazileri kurarız; kimseye zerre kadar haksızlık edilmez.”
(Enbiyâ, 47)
Sen yine de doğruyu seç.
Kimse görmese de alkışlamasa da…
Çünkü iyilik, karşılık için değil; emanet olduğu için yapılır.
Ve Allah, yapılanı değil; niyeti yazar.
“Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz; kalplerinize ve amellerinize bakar.”
(Müslim)
Unutma:
Bu çağ seni yormak için hızlı,
Seni bozmak için cazip,
Seni susturmak için alaycıdır.
Ama sen susma; sertleşmeden, kirlenmeden, benzemeden…
Çünkü karanlığı çoğaltan bağıranlar değil,
Işığı eksilten, ışık olmaktan vazgeçenlerdir.
Belki de sana düşen tek şey şudur:
İyiliği kurtarmak değil, iyiliği terk etmemek.
Zira Allah, sonucu değil; istikameti sorar.
“Şüphesiz Allah, iyilik yapanların mükâfatını zayi etmez.”
(Yûsuf, 90)
Ve evet …
Bu çağda böyle kalabiliyorsan,
Hâlâ utanabiliyor, hâlâ merhamet edebiliyor,
Hâlâ elini uzatabiliyor, hâlâ sözünün arkasında durabiliyorsan;
Bu bir zayıflık değil,
Bu insan kalabilmenin bedelidir.
Ve o bedel, Allah katında en ağır, en kıymetli tartıdır.
Ve biliyor musun?
Sana deli diyenlerin "akıllılığı",
Aslında ruhlarının iflas ettiğinin resmidir.
Senin "saflığın" ise,
Kalbinin ayakta kalan son kalesidir.
Şu ayet, tam da senin için:
"Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler size de gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?"
(Bakara, 214)
Demek ki zor olacak.
Demek ki yalnız hissettirileceksin.
Demek ki "çağa ayak uydur" diye fısıldayanlar çoğalacak.
Peygamberimiz (sav) buyurdu:
"Din, nasihattir."
Sahabeler: "Kime ya Rasûlallah?"
"Allah'a, Kitabı'na, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün Müslümanlara."
(Buhârî, Müslim)
İşte sen,
"nasihat"in sessiz dilini
Durmadan konuşuyorsun.
Amelinle, duruşunla,
Reddedişinle...
Bazen sorarsın kendine:
Bu kadar inat niye?
Bu kadar direnç niye?
Kimse görmüyorken, kimse alkışlamıyorken niye hâlâ aynı yerde duruyorum?
İşte o an şunu hatırla:
Sen durduğun için duruyor bazı şeyler.
Sen eğilmediğin için kırılmıyor bazı hatlar.
Sen susmadığın için hâlâ bir yerlerde “doğru” kelimesi utanç duymuyor.
İÇİNDEKİ FISILTI:
"Peki ya boşuna mı çabalıyorum?"
Diye sorduğun o anları biliyorum.
İşte cevap:
"İnsanların hayırlısı, insanlara faydalı olandır."
(Hadisi şerif)
Sen faydalı olmaya çalışıyorsun.
Bu, asla boşa gitmeyen
Bir yatırımdır.
Allah'ın hazinesine yapılan...
BİR SIR DAHA:
Bugün "garip" hissediyorsan,
Bil ki sen,
"Şu insanlar bir tek ümmet iken, sonradan ayrılığa düştüler"
(Yûnus, 19)
Ayetindeki o "bir tek ümmet"in
Son temsilcisisin.
Parçalanmışlığa direniyorsun.
Bütünlüğü hatırlatıyorsun.
AYNAYA BAKTIĞINDA,
Sabah uyanıp aynaya baktığında,
Gözlerin hâlâ yalan söylemiyorsa,
Gözlerin hâlâ utanabiliyorsa,
İçinden “bugün de aynı kalacağım” diyorsan;
Bil ki o gün,
Görünmez bir zafer kazanmışsın demektir.
GÜNLÜK TELAŞIN İÇİNDEN:
Ofiste, sokakta, alışverişte...
Her gün küçük ihanetlere tanık oluyorsun.
Her gün vicdanına danışıyorsun.
Unutma:
*"Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin."*
(Buhârî)
Sen kolaylaştıran taraf olduğun için,
Sistem seni "yavaş" görüyor.
Oysa sen,
İnsanlığın kaybettiği
O kadim hızı taşıyorsun:
Kalp hızını.
Evet,
Bazen bitecekmiş gibi gelir.
Bazen "Ben tekim" dersin.
Ama bil ki;
"Allah, içinizden iman edenlerin ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltir."
(Mücâdele, 11)
Senin mücadelen,
Görünmeyen bir derecedir.
Terazinin görünmeyen kefesindeki
O ağırlıksın.
Ve belki de sen,
"Sizin en hayırlınız, ahlakı en güzel olandır."
(Hadisi şerif)
Ölçüsünün,
Sokağa düşmüş son canlı nüshasısın.
O yüzden...
Yorulduğunda bu satırları oku.
Ve şu gerçeği hatırla:
Sen,
Karanlığın en çok yükseldiği anda
Yakılan bir mum değilsin.
Sen,
Sabahın zaten var olduğunu
Hatırlatan şafaksın.
Ve şafak,
Asla geç kalmaz.
Bak, bu çağda “iyi insan” olmak,
Bir nevi gizli bir direniştir.
Görünmez bir cephede, sessiz bir nöbettir.
Kimse sana madalya takmıyor olabilir.
Ama Allah’ın terazisinde,
Her eğilmediğin an,
Her “hayır” dediğin yerde,
Her utanabildiğin anda
Kayıt altına alınıyor.
Unutma ki,
İyilik yapmak zorunda değilsin.
Ama sen yine de yapıyorsun.
Bu, zorunluluk değil;
Bu, senin insan kalma tercihindir.
Ve bu tercih,
Allah katında çok kıymetli bir iradedir.
“Allah, kalplerde olanı bilir.” (Âl-i İmrân, 119)
Ve senin kalbin hâlâ temiz bir yer istiyor.
Bu bile başlı başına bir şahittir.
Unutma ki;
Furkan ile hakkı bâtıldan ayıramayanın
basireti zamanla körelir.
Ferasetten mahrum kalan,
gördüğünü sanır ama hakikati ıskalar.
Olayların arkasındaki hakikati göremez;
Hikmetle yoğrulmayan bilgi,
insanı yükseltmez; yalnızca yük olur.
İzan ise;
aklı kibirden, kalbi savrulmaktan koruyan, dengeleyen
son ölçü, son denge, son terazidir.
Ve bil ki;
Önyargısız, samimi ve cesurca sorgularsan,
hakikat sana bilgi olarak değil,
hikmet olarak sunulur.
Bu yolculukta seni ileri taşıyacak olan;
ne kalbin tek başına sesi
ne de aklın kuru hesaplarıdır.
Seni hakikate ulaştıracak olan,
kalbin sesiyle aydınlanan bir akıl,
aklın ışığıyla derinleşen bir kalptir.
—
erolyazıcı /abbeyt♥️
hakikat yolunda bir yolcu
11.02.2026, çarşamba
—
Siz ne düşünüyorsunuz?
Paylaşın…
belki bir cümleniz, başka bir gönülde
bir kapıyı aralar.
Yorumlarınızı aşağıya bekliyoruz.
Teşekkürler, sevgiler, saygılar…

