Bir insanın yaşayabileceği en büyük hayal kırıklığı; kaybetmek değil, yanıldığını fark etmesidir.
Herkes gibi bizde olağan yaşam süresi içinde yaşanan yaşatılan her olayda inançlarımız ışığında merhameti iyiliği güzelliği ön planda tutarak yol almaya gayret ettik.
Yıllarca tanıyorum “biliyorum” dediğin birinin, aslında hiç tanımadığın biri olduğunu anlamak insanı yıpratan olaydı.
O an yıkılan şey (sen) değil, ona emanet ettiğin anlamdır.
İste en çok da bu sessiz fark ediş in inciltiyor du duyarlı insanı .
Karşındaki in gerçek niyetini Anladığında ne kadar kendini motive edip,önüne yeni hedef koymaya çalışsan da, birkaç gün sonra içinden o tanıdık ses fısıldıyor.
Boş ver ya,bu konuyu daha sonra hallederim. O ses öyle ikna edici ki bir anda enerjini ön plana çekiyordu
Bakış açın yüreğine göre yön değiştiriyor ve ertesi gün yine kendini aynı yerde buluyorsun.
Ama bu böyle sandığımız motivasyon eksikliği yenilgi kabulleniş lık değil. Bu bugüne kadar inşa ettiğimiz yapımızın doğal bir sonucu oluyordu.
Gördüğümüz, duyduğumuz, dokundugumuz, hissettiğimiz her şey şu anki düşünce kalıplarımızı, kararlarımızı ve davranışlarımızı şekillendirmiş oluyordu
Değer verdiğimiz bir şey elimizden gittiğinde ya da renk değiştirdiğinde aslında yıkılan biz olmamız gerekiyordu.
Yıkılan;ona yüklediğimiz değer, umut,beklenti adalet,merhamet,
Duyduğumuz güven,hissetmek istediğimiz cesaret,
“öyle kolay vazgeçemeyiz diye tanımladığımız” zihninde kurduğumuz anlam'dı.
Kimse elbette ki çok değer verdiği bir anlamı kaybetmek istemez,
Çünkü kolay kolay o değerin yerle bir olmasını kaldıramaz.
Gerçek düşüncelerin,niyetlerin, samimiyetin, doğruluğunu sorgulamak dinleyerek anlamak için girdiği mücadelede büyük bir mağlubiyet yaşayacağını tahmin edemez. Gerçekler yüzlestiginiz de bile güvenin, inancının nefsine galip gelmesi için çaba gösteririsiniz.
Ama maalesef herkes içindekini yaşar görür bilir hisseder.
Siz verilen değere laik olmadığını aradaki uçurumu hissettiğinizde elinizde bir şey gelmese de içiniz acır görürsün işte bu acı, onu kaybetmekten değil;
ona verdiğin değeri, güvenini yitirmek
“ onu değil, ona inandığım hislerimi değeri kaybettim.”Gerçeği ile yüzleşmektir.
Çünkü mutlu, sorunsuz "ohbe üzerimden yükü attım" diyerek sorumluluk tan kaçarak hayatına devam eden insanlar
Gerçekte neyi, kimi, nasıl bir mutluluğu kaybettikleri gün yaşayacakları vicdan muhasebesindeki adaletle yüzleşir ler
Bilinirki Gördüğümüz, duyduğum uz, dokunduğumuz, hissettimiz her şey o anki düşünce kalıplarını, kararlarını ve davranışlarımızı şekillendirir
Tabii ki bugüne kadar seni yöneten o tabuların yapısını, Bakış açısı nı değiştirdiğinde sadece düşüncelerimiz değil alışkanlıklarımız, kararlarımızın hatta çevremizin bile değiştiğini görebiliriz.
Değişim ile selam olsun

