… Dedim – BUYURDUN

 

DedimBUYURDUN

 

 

 

Dedim:

"halim ne olacak?"

Buyurdun:

"Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin" 

(Zümer sûresi-53

 

Dedim: 

"Dayanamıyorum" 

Buyurdun: 

"Allah sabredenlerle beraberdir." 

(Bakara-153 

 

Dedim:

"Neden hep zorluklarla karşılaşıyorum?"
Buyurdun:

"Her zorluktan sonra bir kolaylık vardır."
(İnsirah, 5-6)

 

Dedim:
“Yalnız kaldım.”
"Neden hep yalnız hissediyorum?"

Buyurdun:
“Ben size şah damarınızdan daha yakınım.”
(Kaf, 16)

 

Dedim: 

"Bu dünyada yalnız ve garip hissediyorum." 

Buyurdun: 

"Öyle ya, gerçek mü’minler Allah yolunda hicret edenlerdir." 

(Enfâl, 74)

 

Dedim: 

"Geri dönüp düzeltemeyeceğim hatalar yaptım." 

Buyurdun: 

"Rabbiniz, kendinize zulmettikten sonra tövbe edenleri bağışlar." 

(Nahl, 119)

 

Dedim: 

"Kaybettiklerim yerine ne konabilir ki?" 

Buyurdun: 

"Belki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır." 

(Bakara, 216)

 

Dedim: 

"Gelecek beni çok korkutuyor." 

Buyurdun: 

"De ki: Bize ancak Allah'ın yazdığı ulaşır." 

(Tevbe, 51)

 

Dedim: 

"Bu acılar neden benim payıma düştü?" 

Buyurdun: 

"Andolsun, sizi biraz korku, açlık, mallardan ve canlardan eksiltmekle deneriz. Sabredenleri müjdele!" 

(Bakara, 155)

 

Dedim: 

"Bana adil davranılmadı." 

Buyurdun: 

"Kim bir haksızlığa uğradıktan sonra hakkını alırsa, onlara bir yol yoktur." 

(Şûrâ, 41)

 

Dedim: 

"Çok incindim, kalbim kırık." 

Buyurdun: 

"Mü’minleri bırakıp da kâfirleri dost edinme! Allah'a karşı açık bir kanıt mı vermek istiyorsun?" 

(Nisâ, 144)

 

Dedim: 

"Ne yapsam boş, değişen bir şey yok." 

Buyurdun: 

"Bir toplum, kendi durumunu değiştirmedikçe, Allah onların durumunu değiştirmez." 

(Ra‘d, 11)

 

Dedim: 

"Kimseye güvenemiyorum." 

Buyurdun: 

"Vekil olarak Allah yeter." 

(Nisâ, 81)

 

Dedim: 

"Yeryüzünde hiçbir şey tat vermiyor." 

Buyurdun: 

"Dünya hayatı, aldatıcı bir geçimlikten ibarettir." 

(Âl-i İmrân, 185)

 

Dedim: 

"Her şeyi kontrol etmek istiyorum ama yapamıyorum." 

Buyurdun: 

"Allah, her şeyin yöneticisi ve hâkimidir." 

(Yûsuf, 21)

 

Dedim: 

"İyi insan olmanın bir karşılığı yok mu?" 

Buyurdun: 

"Şüphesiz iyiler, Naîm Cennetleri’ndedir." 

(İnfitar, 13)

 

Dedim: 

"Bu dertler ne zaman bitecek?" 

Buyurdun: 

"Her canlı ölümü tadacaktır. Sizi sınamak için hayır ve şerle imtihan ederiz." 

(Enbiyâ, 35)

 

Dedim: 

"Bazen inancım zayıflıyor." 

Buyurdun: 

"İman edenlerin imanını artırsınlar diye..." 

(Fetih, 4)

 

Dedim: 

"Ben kimim, ne olacağım?" 

Buyurdun: 

"Sizi boşuna yarattığımızı ve bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?" 

(Mü’minûn, 115)

 

Dedim: 

"Bana kim sahip çıkacak?" 

Buyurdun: 

"O ne güzel Mevlâ ve ne güzel yardımcıdır!" 

(Enfâl, 40)

Buyurdun ki: 

"İşte bu, sizin kalplerinizde olanı Allah'ın temizlemesi ve içinizden günahları gidermesi içindir. Allah kalplerde olanı bilir." 

(Âl-i İmrân, 154)

 

Dedim: 

“Kimse beni anlamıyor.” 

Buyurdun: 

“Allah kalplerde olanı en iyi bilendir.” 

(Âl-i İmrân, 119) 

 

Dedim: 

“Çok günahım var.” 

Buyurdun: 

“Allah bütün günahları bağışlar.” 

(Zümer, 53) 

 

Dedim: 

“Yolumu kaybettim.” 

Buyurdun: 

“Kim Allah’a yönelirse, O ona bir çıkış yolu gösterir.” 

(Talâk, 2) 

 

Dedim: 

“Korkuyorum.” 

Buyurdun: 

“Eğer mü’minlerseniz, korkmayın ve üzülmeyin.” 

(Âl-i İmrân, 139) 

 

Dedim: 

“Gücüm kalmadı.” 

Buyurdun: 

“Allah hiç kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez.” 

(Bakara, 286) 

 

Dedim: 

“Dualarım karşılıksız mı kaldı?” 

Buyurdun: 

“Bana dua edin, size cevap vereyim.” 

(Mü’min, 60) 

 

Dedim: 

“Bu kadar beklemek neden?” 

Buyurdun: 

“Şüphesiz Allah’ın vaadi haktır.” 

(Rûm, 60) 

 

Dedim: 

“Kalbim çok yoruldu.” 

Buyurdun: 

“Kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” 

(Ra‘d, 28) 

 

Dedim: 

“Sonum ne olacak?” 

Buyurdun: 

“Kim Allah’a tevekkül ederse, O ona yeter.” 

(Talâk, 3) 

 

Dedim: 

"Kalbim paramparça oldu." 

Buyurdun: 

"O, kalpleri birbirine bağlayandır." 

(Enfâl, 63)

 

 

Dedim:  

"Yapraklar gibi savruluyorum."  

Buyurdun:  

"Yaprakları döken de yeşerten de O'dur."  

(A’râf, 57) 

 

 

Dedim: 

"Çok öfkeliyim." 

Buyurdun: 

"Öfkeyi yutmak, imanın tadıdır." 

("Öfkelendikleri zaman, bağışlayanlar." (Şura, 37)) 

 

Dedim: 

"Hayatım anlamını yitirdi." 

Buyurdun: 

"İnsan, ancak çalıştığının karşılığını alır." 

(Necm, 39) 

 

Dedim: 

"Düşmanlarım beni eziyor." 

Buyurdun: 

"Allah, müminlerin velisidir. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır." 

(Bakara, 257) 

 

Dedim: 

"Sağlığım bozuldu." 

Buyurdun: 

"Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi hayır ve şerle imtihan ederiz." 

(Âl-i İmrân, 185) 

 

Dedim: 

"Zenginlik peşindeyim ama yok." 

Buyurdun: 

"Dünya hayatı ancak bir oyun ve eğlencedir. Asıl yurt ahiret yurdudur." 

(Ankebut, 64) 

 

Dedim: 

"Ölümden korkuyorum." 

Buyurdun: 

"Her can ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz." 

(Ankebut, 57) 

 

Dedim: 

"Kıskançlık içimi kemiriyor." 

Buyurdun: 

"İnsanların mallarından artsın diye verdiğiniz faiz Allah katında artmaz." 

(Rum, 39) 

 

Dedim: 

"Arkadaşlarım beni terk etti." 

Buyurdun: 

"Allah, iman edenlerin dostudur." 

(Bakara, 257) 

 

Dedim: 

"Başarısız oldum." 

Buyurdun: 

"Belki de hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır." 

(Bakara, 216) - Tekrar ama uygun. 

 

Dedim: 

"Umudum kırıldı." 

Buyurdun: 

"Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin." 

(Zümer, 53)

 

Dedim: 

"Adalet nerede?" 

Buyurdun: 

"Allah, adaleti ayakta tutan ve kendisi için değil, Allah için şahitlik eden kimselerdir." 

(Nisa, 135) 

 

Dedim: 

"Yalnızlık beni yutuyor." 

Buyurdun: 

"Biz insanı yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler verdiğini biliriz. Biz ona şah damarından daha yakınız." 

(Kaf, 16)

 

Dedim: 

"Günahlarım affedilmez mi?" 

Buyurdun: 

"Ey kullarım! Günah işleyerek kendi nefislerine zulmedenlerden ümit kesmeyin. Allah bütün günahları bağışlar." 

(Zümer, 53) 

 

Dedim: 

"Sabredecek gücüm yok." 

Buyurdun: 

"Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım isteyin. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir." 

(Bakara, 153) 

 

Dedim: 

"Karanlıkta kayboldum." 

"Hiç bitmeyecek bir karanlıkta gibiyim."  

Buyurdun: 

"Allah, göklerin ve yerin nurudur. O'nun nuru, içinde çerağ bulunan bir kandile benzer." 

(Nur, 35) 

 

Dedim:

"Ruhum daralıyor, dünya göğsüme dar geliyor."

Buyurdun:

"Andolsun ki, onların söyledikleri yüzünden göğsünün daraldığını biliyoruz."

(Hicr, 97)

 

Dedim:

"İnsanların hakkımda ne dediğinden, o acı dillerinden yoruldum."

Buyurdun:

"Onların sözleri seni üzmesin. Bütün izzet ve üstünlük Allah'ındır."

(Yunus, 65)

 

Dedim:

"Çabalıyorum, uykusuz kalıyorum ama geçim derdi belimi büküyor."

Buyurdun:

"Gökten ve yerden size rızık veren Allah'tan başka bir yaratıcı mı var?"

(Fatır, 3)

 

Dedim:

"Neden hep ben? Bu yük neden benim omuzlarımda?"

Buyurdun:

"Biz her insanın kaderini (çabasını), kendi boynuna bağladık."

(İsrâ, 13)

 

Dedim:

"Zalimler hep kazanıyor, haksızlıklar bitmiyor, adalet nerede?"

Buyurdun:

"Sakın Allah'ı, zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma!"

(İbrahim, 42)

 

Dedim:

"Çok emek verdim, iyilik yaptım ama nankörlük gördüm. Boşa mı gitti her şey?"

Buyurdun:

"Allah, güzel iş yapanların ödülünü asla zayi etmez."

(Tevbe, 120)

 

Dedim:

"Bana bir yol göster, kime uyayım, kime inanayım?"

Buyurdun:

"Onlar ki sözü dinlerler ve onun en güzeline uyarlar."

(Zümer, 18)

 

Dedim:

"Dünya çok ağır geliyor, artık hafiflemek istiyorum."

Buyurdun:

"Allah sizin için kolaylık diler, zorluk dilemez."

(Bakara, 185)

 

Dedim:

"Zaman su gibi akıyor, yaşlanıyorum, gücüm eksiliyor."

Buyurdun:

"Sizi güçsüz bir halden yaratan, sonra güç veren, sonra gücün ardından yine güçsüzlük ve yaşlılık verendir."

(Rûm, 54)

 

Dedim:

"Bin kere tövbe ettim, bin kere bozdum. Yüzüm kalmadı."

Buyurdun:

"O, kullarının tövbesini kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir."

(Şûrâ, 25)

 

Dedim:

"Hangi tarafa döneceğimi şaşırdım, her yer sisli."

Buyurdun:

"Doğu da Allah'ındır, batı da. Nereye dönerseniz Allah'ın vechi (yönü) oradadır."

(Bakara, 115)

 

Dedim:

"Yüreğimdeki bu sevgiyi, bu hasreti nereye koyayım?"

Buyurdun:

"Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe (Allah yolunda harcamadıkça) gerçek iyiliğe eremezsiniz."

(Âl-i İmrân, 92)

 

Dedim:

"Herkes bir yere gidiyor, ben geride mi kaldım?"

Buyurdun:

"Hayırlı işlerde birbirinizle yarışın."

(Bakara, 148)

 

Dedim:

"Hayatımın bir amacı var mı, yoksa rüzgârda bir toz muyum?"

"Hayatımın anlamı nedir?"

Buyurdun:

"Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk (tanımak ve bağlanmak) etsinler diye yarattım."

(Zâriyât, 56)

 

Dedim:

"İçimdeki fırtınaları kim dindirecek?"

Buyurdun:

"O, müminlerin kalplerine, imanlarını kat kat artırsınlar diye 'sekine' (huzur ve güven) indirendir."

(Fetih, 4)

 

Dedim:

"İçimdeki boşluğu nasıl doldurayım?"
Buyurdun:

"Allah'ın zikriyle kalpler ancak huzur bulur."
(Ra'd, 28)

 

Dedim:

"Beni kim anlar?"
Buyurdun:

"Allah, kalplerde olanı en iyi bilendir."
(Âl-i İmrân, 119)

 

Dedim:

"Beni kim koruyacak?"
Buyurdun:

"Allah, müminlerin velisidir."
(Bakara, 257)

 

Dedim:

"Neden hep umutsuzluk hissediyorum?"
Buyurdun:

"Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin."
(Zümer, 53)

 

Dedim:

"Beni kim seviyor?"
Buyurdun:

"Allah, müminleri sever."
(Âl-i İmrân, 31)

 

Dedim:

"Neden hep aynı yerde kalıyorum?"
Buyurdun:

"Bir toplum, kendi durumunu değiştirmedikçe, Allah onların durumunu değiştirmez."
(Ra'd, 11)

 

Dedim:

"Beni kim yönlendiriyor?"
Buyurdun:

"Allah, her şeyin yöneticisi ve hâkimidir."
(Yûsuf, 21)

 

Dedim:

"Neden hep sabırsızlanıyorum?"
Buyurdun:

"Allah, sabredenlerle beraberdir."
(Bakara, 153)

 

Dedim:

"Beni kim affedecek?"
Buyurdun:

"Allah, bütün günahları bağışlar."
(Zümer, 53)

 

Dedim:

"Beni kim kurtaracak?"
Buyurdun:

"Kim Allah'a tevekkül ederse, O ona yeter."
(Talâk, 3)

 

Dedim:

"Neden hep karanlıkta kalıyorum?"
Buyurdun:

"Allah, göklerin ve yerin nurudur."
(Nûr, 35)

 

Dedim: 

"Ailemle anlaşamıyorum, evde huzur yok." 

Buyurdun: 

"Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun." 

(Nûr, 6) 

 

Dedim: 

"Sevdiğim insanı kaybettim, onsuz yapamıyorum." 

Buyurdun: 

"Her şey fânidir. Yalnız Rabb'inin yüzü bâkidir." 

(Rahmân, 26-27) 

 

Dedim: 

"Kendime güvenim kalmadı, değersiz hissediyorum." 

Buyurdun: 

"Biz insanı en güzel biçimde yarattık." 

(Tîn, 4) 

 

Dedim: 

"Toplum beni dışlıyor, ait hissetmiyorum." 

Buyurdun: 

"Eğer yeryüzünde melekler dolaşsaydı, onlara gökten melek bir peygamber indirirdik." 

(İsrâ, 95) 

 

Dedim: 

"Namaz kılmakta zorlanıyorum, ibadetim aksıyor." 

Buyurdun: 

"Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve rükû edenlerle birlikte rükû edin." 

(Bakara, 43) 

 

Dedim: 

"Borçlarım birikti, çıkmazdayım." 

Buyurdun: 

"Eğer borçlu darlık içindeyse, genişliğe çıkıncaya kadar ona mühlet verin." 

(Bakara, 280) 

 

Dedim: 

"Çocuklarım beni üzüyor, ebeveynlik zor geliyor." 

Buyurdun: 

"Mal ve çocuklar dünya hayatının süsüdür." 

(Kehf, 46) 

 

Dedim: 

"Hastalığım geçmiyor, bedenim zayıf düştü." 

Buyurdun: 

"Allah, size hastalık vermişse, ancak O şifa verir." 

(Şuarâ, 80) 

 

Dedim: 

"Hayallerim suya düştü, motivasyonum yok." 

Buyurdun: 

"İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır." 

(Necm, 39) 

 

Dedim:

"Neden hep aynı hataları yapıyorum?"
Buyurdun:

"İnsan, ancak çalıştığının karşılığını alır."
(Necm, 39)

 

Dedim: 

"Dostlarım sahte çıktı, ihanet gördüm." 

Buyurdun: 

"Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin." 

(Nisâ, 144) 

 

Dedim: 

"Kararlar vermekten korkuyorum, yanlış yapacağım diye." 

Buyurdun: 

"İş konusunda onlarla istişare et." 

(Âl-i İmrân, 159) 

 

Dedim: 

"Dünyadaki kötülükler beni umutsuzluğa sürüklüyor." 

Buyurdun: 

"Yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayın." 

(Bakara, 11) 

 

Dedim: 

"Öğrenmek istiyorum ama zihnim dağınık." 

Buyurdun: 

"Rabbim! İlmimi artır." 

(Tâhâ, 114) 

 

Dedim: 

"Yalnızlık değil, ama kalabalıkta bile boş hissediyorum." 

Buyurdun: 

"Kim benim zikrimden yüz çevirirse, ona dar bir geçim vardır." 

(Tâhâ, 124) 

 

Dedim: 

"Başkalarının mutluluğunu görünce içim burkuluyor." 

Buyurdun: 

"Başkalarının mallarına göz dikmeyin." 

(Nisâ, 32) 

 

Dedim: 

"Zamanımı boşa harcıyorum, verimli olamıyorum." 

Buyurdun: 

"Vakti geldiğinde ne bir an gecikir ne bir an öne alınır." 

(A'râf, 34) 

 

Dedim: 

"İç dünyamda savaş var, huzur bulamıyorum." 

Buyurdun: 

"Allah, inananların dostudur; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır." 

(Bakara, 257) 

 

Dedim: 

"Hayatın hızına yetişemiyorum, yorgunum." 

Buyurdun: 

"Allah, kullarına karşı çok şefkatli, çok merhametlidir." 

(Bakara, 207) 

 

Dedim: 

"Bilmediğim şeyler beni tedirgin ediyor." 

Buyurdun: 

"Allah, her şeyi kuşatandır, her şeyi bilendir." 

(Bakara, 115) 

Buyurdun ki: 

"Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer. Onların seçme hakkı yoktur." 

(Kasas, 68)

 

Dedim:
“Her şey hızlandı, ben yetişemiyorum.”
Buyurdun:
“İnsan aceleci yaratılmıştır.”
(İsrâ, 11)

Dedim:
“Çok konuşuluyor ama kimse dinlemiyor.”
Buyurdun:
“Onlar sözü işitirler ama anlamazlar.”
(Enfâl, 21)

Dedim:
“Doğruyu savundum, yalnız kaldım.”
Buyurdun:
“İnsanların çoğu, gerçeği sevmez.”
(Zuhruf, 78)

Dedim:
“Kalbim katılaştı, eskisi gibi değilim.”
Buyurdun:
“Kalpler, Allah’ın zikrinden uzaklaşınca katılaşır.”
(Hadîd, 16 – anlam vurgusu)

Dedim:
“İyiliği gizli yapsam kim görecek?”
Buyurdun:
“Gizli olanı da açık olanı da bilen Allah’tır.”
(En‘âm, 3)

Dedim:
“Kimse fark etmiyor, görünmez gibiyim.”
Buyurdun:
“Rabbin, hiçbir ameli zayi etmez.”
(Âl-i İmrân, 195)

Dedim:
“Çok şey biliyorum ama değişemiyorum.”
Buyurdun:
“Bilmedikleri halde ‘yaparız’ diyenler gibisiniz.”
(Saff, 2–3 – anlam vurgusu)

Dedim:
“Doğruyu söyleyince kaybediyorum.”
Buyurdun:
“Allah, doğrularla beraberdir.”
(Tevbe, 119)

Dedim:
“Kalbim dağınık, niyetim karışık.”
Buyurdun:
“Allah, niyetlerinize göre karşılık verir.”
(Bakara, 225 – anlam vurgusu)

Dedim:
“İnsanlar beni kullanıyor.”
Buyurdun:
“Zulmedenler ancak kendilerine zulmederler.”
(Bakara, 57 – anlam vurgusu)

Dedim:
“Susmak istiyorum ama içim dolu.”
Buyurdun:
“Sabredenlere mükâfatları hesapsız verilecektir.”
(Zümer, 10)

Dedim:
“Her şeyim planlıydı, bozuldu.”
Buyurdun:
“Allah, en iyi plan yapandır.”
(Âl-i İmrân, 54)

Dedim:
“Yanlış insanlara değer verdim.”
Buyurdun:
“Dostluk, takva üzerinedir.”
(Zuhruf, 67 – anlam vurgusu)

Dedim:
“Kalbim kırıldı ama affetmek zor.”
Buyurdun:
“Affetsinler; Allah’ın sizi bağışlamasını istemez misiniz?”
(Nûr, 22)

Dedim:
“Gizli gizli ağlıyorum.”
Buyurdun:
“O, gözlerin hain bakışını da bilir.”
(Mü’min, 19)

Dedim:
“Kimseye yük olmak istemiyorum.”
Buyurdun:
“Allah, kuluna yeter.”
(Zümer, 36)

Dedim:
“Bu kadar çaba neden?”
Buyurdun:
“Ahiret yurdu, işte asıl hayat odur.”
(Ankebût, 64)

Dedim:
“Beni bu hale getirenler hiç mi hesap vermeyecek?”
Buyurdun:
“O gün zerre kadar iyilik de kötülük de ortaya çıkar.”
(Zilzâl, 7–8)

Dedim:
“Kalbimde hâlâ umut var ama korkuyorum.”
Buyurdun:
“Ümit ve korku arasında bana yönelin.”
(A‘râf, 56 – anlam vurgusu)

Dedim:
“Sonunda gerçekten huzur var mı?”
Buyurdun:
“Ey huzura ermiş nefis! Rabbine dön.”
(Fecr, 27–28)

Dedim: 

"Herkes bir yöne akıyor, ben ise akıntıya karşı kürek çekmekten yoruldum." 

Buyurdun: 

“Sen yüzünü hanîf olarak dine, Allah'ın insanları üzerinde yarattığı fıtrata çevir.” 

(Rûm, 30)

 

Dedim: 

"Bütün kapılar yüzüme kapandı, çaresizim." 

Buyurdun: 

“Allah dilediğine rızkını genişletir de daraltır da.” 

(Ra‘d, 26)

 

Dedim: 

"İşsiz kaldım, nasıl geçineceğim?" 

Buyurdun: 

"Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah'a ait olmasın." 

(Hûd, 6) 

 

Dedim: 

"Bu kadar çok gürültü içinde, kendi iç sesimi duyamıyorum." 

Buyurdun: 

“Kulumuz’a indirdiğimiz Kur’an’dan şüphe mi duyuyorsunuz? Öyleyse onun benzeri bir sûre getirin.” 

(Bakara, 23)

 

Dedim: 

"Kendimi sürekli bir şeyleri kanıtlamak zorunda hissediyorum." 

Buyurdun: 

“Şüphesiz Allah, kendi hükümlerinde kimseyi sorumlu tutmaz.” 

(Bakara, 284 – anlam vurgusu)

 

Dedim: 

"Her şeyi analiz ediyor, fazla düşünüyor ve harekete geçemiyorum." 

Buyurdun: 

“Allah’ın size verdiği emâneti, yani aklınızı doğru kullanın.” 

(Enfâl, 27 – anlam vurgusu)

 

Dedim: 

"Hayat bir yarış haline geldi, nefes alacak vakit bulamıyorum." 

Buyurdun: 

“Göklerin ve yerin hükümranlığı yalnızca Allah'ındır. O, dilediğini yaratır.” 

(Mâide, 17)

 

Dedim: 

"Yaptığım iyilikleri bile içimde bir ukde olarak kalıyor, karşılık bekliyorum." 

Buyurdun: 

“Yaptığınız iyiliği, minnet ve eziyetle boşa çıkarmayın.” 

(Bakara, 264)

 

Dedim: 

"Geçmişin pişmanlıkları, geleceğin kaygıları arasında sıkıştım." 

Buyurdun: 

“Kim Allah’a ve Rasûlü’ne itaat ederse, büyük bir kurtuluşa ermiş olur.” 

(Ahzâb, 71)

 

Dedim: 

"Herkes gibi olmak için kendimden vazgeçiyorum." 

Buyurdun: 

“İşte bu benim dosdoğru yolum. Ona uyun. Başka yollara uymayın.” 

(En‘âm, 153)

 

Dedim: 

"Biriktirdiklerim beni değil, ben onları taşıyor gibiyim." 

Buyurdun: 

“Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah’ı anmaktan alıkoymasın.” 

(Münâfikûn, 9)

 

Dedim: 

"Kırıldım, küstüm ve artık insanlara içten içe kilit vurdum." 

Buyurdun: 

“Mü’minler ancak kardeştir. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin.” 

(Hucurât, 10)

 

Dedim: 

"Kendi kaderimi çizemiyormuşum gibi bir his var içimde." 

Buyurdun: 

“Allah, her şeyin yaratıcısıdır. O, her şey üzerinde vekildir.” 

(Zümer, 62)

 

Dedim: 

"Bazen öyle bir an geliyor ki, her şey anlamsız ve boş geliyor." 

Buyurdun: 

“Biz, göğü, yeri ve ikisi arasında bulunanları eğlence olsun diye yaratmadık.” 

(Duhân, 38)

 

Dedim: 

"Durmadan 'daha iyisi' peşinde koşuyorum, ama 'yeterli'yi unuttum." 

Buyurdun: 

“Eğer şükrederseniz, nimetimi artırırım.” 

(İbrâhîm, 7)

 

Dedim: 

"İçimdeki çocuğu kaybettim, her şey çok ciddi ve ağır." 

Buyurdun: 

“Onlar, yeryüzünde tevazu ile yürüyen kimselerdir.” 

(Furkân, 63)

 

Dedim: 

"En çok da kendime yabancılaştığım anlarda kayboluyorum." 

Buyurdun: 

“Kullarım beni senden soracak olurlarsa, gerçekten ben çok yakınım.” 

(Bakara, 186)

 

Dedim: 

"Suskunluğum, çığlığımdan daha gürültülü." 

Buyurdun: 

“Güzel söz ve bağışlama, arkasından incitme gelen sadakadan daha iyidir.” 

(Bakara, 263)

 

Dedim: 

"Kalbimdeki sevgiyi paylaşacak biri yok diye, içime gömdüm." 

Buyurdun: 

“O, yarattıklarının kalplerine sevgi ve şefkat koyandır.” 

(Rûm, 21 – anlam vurgusu)

 

Dedim: 

"Ne kadar uzaklaşırsam, aslında o kadar kaçtığım yere yaklaşıyorum." 

Buyurdun: 

“Nereye kaçarsanız kaçın, orada ölüm sizi bulur.” 

(Nisâ, 78)

 

Dedim: 

"Bazen başkalarının dualarını taşımak, kendi yükümden daha ağır geliyor." 

Buyurdun: 

“Ey Rabbimiz! Hesabın görüleceği gün, beni, annemi-babamı ve müminleri bağışla.” 

(İbrâhîm, 41)

 

Dedim: 

"En büyük korkum, hiç yaşamamış olmak."    

Buyurdun: 

“Sizi boş yere yarattığımızı ve bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?” 

(Mü’minûn, 115)

 

Dedim: 

"Kendimi ait hissettiğim tek yer, hasret duyduğum yerdir." 

Buyurdun: 

“Asıl varılacak güzel yer, Allah katında olandır.” 

(Âl-i İmrân, 14 – anlam vurgusu)

Buyurdun ki: 

“Şüphesiz ben, tevbe eden, inanan, salih amel işleyen, sonra da doğru yolda giden kimseyi bağışlarım.” 

(Tâhâ, 82)


Dedim:
KUR’AN’DA HER ŞEYİN CEVABI VAR MI?

Buyurdun:
“Biz Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.”
(En‘âm, 38)


Dedim:
KUR’AN YETERLİ Mİ?

Buyurdun:
“Rabbinin sözü doğruluk ve adalet bakımından tamamlanmıştır.”
(En‘âm, 115)


Dedim:
KUR’AN ANLAŞILIR MI?

Buyurdun:
“Andolsun, Kur’an’ı öğüt alınsın diye kolaylaştırdık.”
(Kamer, 17)


Dedim:
KUR’AN AÇIKLANMIŞ MI?

Buyurdun:
“Ayetleri sağlam kılınmış, sonra da hüküm ve hikmet sahibi tarafından açıklanmış bir Kitap’tır.”
(Hûd, 1)


Dedim:
KUR’AN’DAN BAŞKA KAYNAK VAR MI?

Buyurdun:
“Allah’tan ve O’nun ayetlerinden sonra hangi söze inanacaklar?”
(Câsiye, 6)


Dedim:
KUR’AN’DA TEZAT VAR MI?

Buyurdun:
“Eğer o Allah’tan başkası tarafından olsaydı, içinde birçok çelişki bulurlardı.”
(Nisâ, 82)

 

Dedim: 

KUR’AN BİZE YOL GÖSTERİR Mİ? 

Buyurdun: 

“Şüphesiz bu Kur’an, insanları en doğru yola iletir.” 

(İsrâ, 9)

 

Dedim: 

KUR’AN’I OKUYUP ANLAYANLAR İÇİN BİR SORUMLULUK VAR MIDIR? 

Buyurdun: 

“Sana bu Kitap’ı indirdik ki, her şey için açıklama yapsın ve müminler için yol gösterici, rahmet olsun.” 

(Nahl, 89)

 

Dedim: 

KUR’AN’IN KORUNACAĞINA DAİR GARANTİ VAR MI? 

Buyurdun: 

“Kur’an’ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız.” 

(Hicr, 9)

 

Dedim: 

KUR’AN’A UYANLAR İLE UYMAYANLARIN FARKI NEDİR? 

Buyurdun: 

“Allah’ın kitabını okuyanlar, namazı dosdoğru kılanlar ve gizli-açık infak edenler, asla zarar etmeyecek bir ticaret umabilirler.” 

(Fâtır, 29)

 

Dedim: 

KUR’AN, GELMİŞ GEÇMİŞ TÜM İNSANLARA HİTAP EDER Mİ? 

Buyurdun: 

“Bu (Kur’an), bütün insanlığa bir açıklamadır; takva sahipleri için de bir hidayet ve öğüttür.” 

(Âl-i İmrân, 138)

 

Dedim: 

KUR’AN’IN HÜKMÜNE TESLİM OLANLAR NE KAZANIR? 

Buyurdun: 

“Kim İslam’dan başka bir din ararsa, ondan asla kabul edilmez. O, ahirette de kaybedenlerdendir.” 

(Âl-i İmrân, 85)

 

Dedim: 

KUR’AN, İNSANLARIN KALPLERİNE NASIL TESİR EDER? 

Buyurdun: 

“Müminler o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer; ayetleri okunduğunda imanları artar.” 

(Enfâl, 2)

 

Dedim: 

KUR’AN’I GÖZ ARDI EDENLERİN DURUMU NEDİR? 

Buyurdun: 

“Kim de benim zikrimden (Kur’an’dan) yüz çevirirse, ona dar bir geçim vardır.” 

(Tâhâ, 124)

 

Dedim: 

KUR’AN, HAK İLE BATILI AYIRAN BİR ÖLÇÜ MÜDÜR? 

Buyurdun: 

“Ramazan ayı ki, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an onda indirilmiştir.” 

(Bakara, 185)

 

Dedim: 

KUR’AN’A SARILMANIN NETİCESİ NEDİR? 

Buyurdun: 

“Allah’ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın, ayrılmayın.” 

(Âl-i İmrân, 103)

 

Dedim: 

KUR’AN’IN ÖĞÜTLERİ, GÜNÜMÜZ İNSANININ SORUNLARINA DA ÇARE OLUR MU? 

Buyurdun: 

“Andolsun, Kur’an’da insanlara her türlü misali verdik.” 

(Rûm, 58)

 

Dedim: 

KUR’AN’IN BİR BENZERİ GETİRİLEBİLİR Mİ? 

Buyurdun: 

“De ki: Andolsun, eğer insanlar ve cinler bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine destek olsalar da, onun bir benzerini getiremezler.” 

(İsrâ, 88)

 

Dedim: 

KUR’AN, PEYGAMBERİMİZ İÇİN DE BİR REHBER MİYDİ? 

Buyurdun: 

“De ki: Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Bana, ‘Sizin ilahınız ancak bir tek ilahtır’ diye vahyediliyor. O halde O’na yönelin ve O’ndan bağışlanma dileyin.” 

(Fussılet, 6)

 

Dedim: 

KUR’AN’I İNKAR EDENLER NEYLE KARŞILAŞACAK? 

Buyurdun: 

“Kitabı (Kur’an’ı) ve elçilerimizi gönderdiklerimizi yalanlayanlar, ileride bilecekler.” 

(Mü’min, 70)

 

Dedim: 

KUR’AN, İNSANA ŞİFA VE RAHMET MİDİR? 

Buyurdun: 

“Kur’an’dan, inananlar için şifa ve rahmet olan ayetler indiriyoruz.” 

(İsrâ, 82)

 

---

 

Bu diyaloglar, Kur’an’ın mahiyeti, korunmuşluğu, evrenselliği, etkisi ve insana yüklediği sorumluluk gibi farklı boyutlarını ele alarak, onun hidayet rehberi oluşunu çeşitli açılardan pekiştirmektedir.

Kur’an şunu söyler:
Kur’an eksik değildir, yetersiz değildir, anlaşılmaz değildir,
kapalı değildir, çelişkili değildir ve
kendisinin yerine başka bir hakem tanımaz.

 

MODERN İNSANIN GÖRÜNMEYEN DERTLERİ,

Kalabalıklar içinde derin bir yalnızlık taşımasıdır.
Herkese ulaşabildiği hâlde kimseye varamamasıdır.

Sürekli konuşup hiçbir şey söyleyememek,
her şeyi bilip hiçbir şeye güvenememektir.

Zaman kazanırken anlam kaybetmek,
hızlanırken istikameti yitirmektir.

Eşyaya sahip oldukça kendini kaybetmek,
konfor arttıkça sabrın azalmasıdır.

Çok seçenek içinde kararsız kalmak,
özgürlük adına bağsızlığa mahkûm olmaktır.

Sürekli güçlü görünme zorunluluğu,
zayıflığını saklama mecburiyetidir.
Bu yüzden modern insan yorgundur;
çünkü dinlenmeyi değil, kaçmayı öğrenmiştir.

Her şeye erişip hiçbir şeye doyamamak,
haz çoğaldıkça tatminin azalmasıdır.

Görünür olmak için çırpınırken
değerli olmayı unutmak,
beğeni toplarken kıymet kaybetmektir.

En büyük yoksulluk,
şükür duygusunun körelmesidir.
En derin yorgunluk ise
niçin yaşadığını bilmemektir.

Ve belki de en ağır dert:
Kalbin açlığını bilgiyle,
ruhun boşluğunu meşguliyetle
doldurmaya çalışmaktır.


 

Her bir SORU hayatın zorluklarına yönelik teselli veren ayetlerle CEVAPLANIYOR.

 

Bu manevi diyalog akışı ruhun en derin yaralarına merhem olan bir üslup.

 

Hayatın diğer duraklarına, modern insanın çıkmazlarına ve kalbin gizli fısıltılarına yönelik yeni bir "Dedim- Buyurdun"

 

Bu diyaloglar insanın kendi nefsiyle değil, Rabbiyle konuştuğu o mahrem anların sesidir.

Bu diyaloglar, modern insanın varoluşsal boşluğuna, anlam arayışındaki çıkmazlara, kimlik karmaşasına ve kalbin görünmeyen yalnızlığına odaklanmıştır.

her biri, ayetin özünü yansıtarak, insanın Rabbiyle olan iç konuşmasının derinleşmesine katkı sağlar.

 “Kalp envanteri”. Modern insanın fark etmediği boşluklara temas.

Bu metin;
kulun Rabbiyle iç konuşmasıdır.
Sorular ne kadar insansa,
cevaplar o kadar ilahidir.

İnsan sustuğunda,
Kur’an konuşur.

 

 

Unutma ki;

 

Furkan ile hakkı bâtıldan ayıramayanın
basireti zamanla körelir.

Ferasetten mahrum kalan,
gördüğünü sanır ama hakikati ıskalar.

Olayların arkasındaki hakikati göremez;

Hikmetle yoğrulmayan bilgi,
insanı yükseltmez; yalnızca yük olur.

İzan ise;
aklı kibirden, kalbi savrulmaktan koruyan, dengeleyen
son ölçü, son denge, son terazidir.

 

Ve bil ki; 

 

Önyargısız, samimi ve cesurca sorgularsan,
hakikat sana bilgi olarak değil,
hikmet olarak sunulur.

 

Bu yolculukta seni ileri taşıyacak olan;
ne kalbin tek başına sesi
ne de aklın kuru hesaplarıdır.

Seni hakikate ulaştıracak olan,
kalbin sesiyle aydınlanan bir akıl,
aklın ışığıyla derinleşen bir kalptir.

 

erolyazıcı /abbeyt♥️
hakikat yolunda bir yolcu
06.02.2026, cuma

 

 

Siz ne düşünüyorsunuz?
Paylaşın…
belki bir cümleniz, başka bir gönülde
bir kapıyı aralar.

Yorumlarınızı aşağıya bekliyoruz.
Teşekkürler, sevgiler, saygılar…

 

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.
  • Bilal Esen06 Şubat 2026 19:15

    Allah imandan kurandan ayırmasın kullarını.

  • Gulay kargın06 Şubat 2026 12:54

    Emeginize saglik