ANA PARADAN FAZLA ALINAN HER PARA FÂİZ MİDİR? - 2
Sırasıyla kısaca değerlendirmek istediğimizde, borç ilişkisinde aşağıdaki durumlarla karşılaşılmaktadır.
A)-İhtiyaç Duyulan Mal Ve Hizmetin Kendisini Almak
İhtiyaç duyulan mal ve hizmet; borçlanma ilişkisi çerçevesinde, söz konusu mal ve hizmeti sunabilen taraftan iki şekilde teslîm alınır:
1)-Bizzat mâlik olandan ödünç almak
2)-Mâlik hükmüne geçenden satın almak
Bir hizmet veyâ malı bizzat mâlik olandan ödünç alma yönteminde:
-->Bir malın mâlik olandan borç olarak alınmasının gerekmesi hâlinde; söz konusu ihtiyaç duyulan mal fizîkî olarak ödünç alınmakta ve belirlenen süre sonunda “aynı nitelikte” iâde edilmektedir.
-->Bir hizmetin, mâlik olandan borç olarak alınmasının gerekmesi hâlinde: Söz konusu ihtiyaç duyulan hizmet; hizmeti verebilecek olandan, aynı ya da benzer nitelikteki bir iş için “ödünç gibi” ve “miktâra miktar” veyâ “gününe gün” borçlanılmakta ve alacaklının ihtiyaç duyduğu günde söz konusu hizmet verilerek borç ödenmektedir. Bu yöntem, halk arasında özellikle tarımsal hizmetlerde yaygın şekilde uygulanmaktadır.
-->Bir hizmet veyâ malı mâlik hükmüne geçenden satın alma yönteminde ise: İhtiyaç duyulan mal ve hizmetin alımı ve teslîmâtı, “mâlik / yüklenici / tedârikçi hükmüne geçmeyi sağlayan yasal işlemler” sonucu ana mâlik / yüklenici / tedârikçi statüsü kazanan katılım bankaları tarafından “vâdeli satış” şeklinde üstlenilmekte ve alt mâlik / yüklenici / tedârikçi durumuna geçen bir başka kişi tarafından sunulmaktadır. Söz konusu mal veya hizmetin bedeli; borçlanan tarafından, vâdeli fiyat üzerinden vâdeli şekilde katılım bankalarına ödenmektedir.
Her iki usuldeki iş ve işlemde de “doğrudan” ya da “şüphe” olarak herhangi bir fâiz ilişkisi oluşmamaktadır.
B)-Borç Değerli Kâğıt Almak
Bu yöntemde; borç olarak alınan bir değerli kâğıt (şirket hissesi, bono, tahvil, …vb.) bozdurulup ihtiyaç karşılandıktan sonra, borcun ödeme zamânı geldiğinde aynı değerli kâğıt satın alınıp alacaklıya teslîm edilmektedir.
Değerli kâğıt alım satım merâkı taşıyan tasarruf sâhipleri, genelde “aktif oyuncu” niteliğinde dinamik piyasa / borsa oyunları ile sürekli alım satımla iştigâl ettiğinden, uygulamada pek görülen bir borçlanma şekli olmasa da değerli kâğıt üzerinden borçlanma, borçlanmada başvurulabilecek bir yöntemdir.
Ancak:
-->Söz konusu borsa-piyasa sistemi, “sermâyenin şirkete fiilen aktarılması hâlinde” oldukça gerekli ve değerli bir sistemdir. Şirketler borsaya açılma yoluyla fâizsiz kredi elde etmekte ve buradan elde ettikleri gelirle yatırımlarına devâm etmektedir.
Ancak borsa sistemi; her türlü denetime rağmen, sûiistimâle açık bir sistem olup şirketin hisseleri gerçek teknik ve stratejik değerinin çok üzerinde satılmaktadır.
-->Hisseleri satılan şirket, hisselerin ilk satışında elde edilen gelirden başka bir gelir elde etmemekte ve hisse değer düşüşlerinden de “gerçek” bir zarar görmemekte; hisse değer artışları ve gelir artışı-zararı, hisse senedini alan satanlar arasında gerçekleşmektedir.
Değer artışı, şirketin kasasına girmemekte ve değer azalışı şirketin kasasından çıkmamakta, olay “kâr eden tarafın zarar eden tarafı ütmesi” niteliğinde gerçekleşmektedir.
-->Hisse senedi borsa sistemi, hisselerin ilk satış ânından îtibâren her türlü manipülâsyon ve spekülâsyona açıktır. “Hissesi alınıp satılan şirketin değer kaybetmesine ya da değer kazanmasına neden olacak hiçbir gerçek neden oluşmadığı hâlde” senedin değeri artmakta ve azalmaktadır.
-->Değerli kâğıt alımı, fiilen mâlik olunan ekonomik gücün; yönetim kâbiliyeti ve niyeti gerçek anlamda bilinemeyen ve denetlenemeyen insanlara teslîm edilmesi ve söz konusu kişilerin zenginleştirilmesidir.
Manipülâyon ve spekülâsyona oldukça açık şekilde çalışan hisse senedi borsa sisteminde de “gerçek hiçbir neden oluşmadığı hâlde değeri artan ve azalan” hisseyi almak ve bu hisseler üzerinden borçlanmak doğru bir yöntem değildir.
Borçlanma imkânı ya da yöntemin riski ile ilgili durum, bütün “değerli kâğıtlar” için de aynı şekilde geçerlidir.
C)-Borç Değerli Mâden Almak
Bir mâdenin değerli olmasının sebebi: Söz konusu mâdenin kıt / nâdir bulunmasından daha çok, zarar verici etkenlere karşı maddî varlığını zarar görmeden koruyabilmesi ve bu özelliği sebebiyle talebin söz konusu mâden üzerine yoğunlaşmasıdır.
İlgili mâdene söz konusu talebin yoğunlaşmasının bir diğer nedeni, söz konusu mâdene eşyâ olmanın dışında “her an para gibi masaya sürülen” ve bizzat “para” yapılan mal niteliği de kazandırılmasıdır.
Bu yöntemde; borç olarak alınan altın, gümüş, plâtin, …vb. değerli mâden bozdurulup ihtiyaç karşılandıktan sonra, borcun ödeme zamânı geldiğinde aynı mâden satın alınıp alacaklıya teslîm edilmektedir.
Borç ilişkisinde; söz konusu değerli mâdenin ziynet eşyâsı, süs eşyâsı ya da para nitelikli gram-külçe mâden vb. şekilde olması fark etmemektedir.
Değerli mâden alım satım merâkı taşıyan tasarruf sâhipleri, genelde “pasif oyuncu” niteliğinde alım satımla iştigâl ettiğinden; değerli mâden üzerinden borçlanma, uygulamada en çok görülen bir borçlanma yöntemidir.
Ancak, değerli mâdenler de değerli kâğıtların taşıdığı riskler gibi riskler taşımaktadır:
-->Değerli mâden alımı, fiilen mâlik olunan ekonomik gücün; maddî ve mânevî varlığımız hakkındaki niyeti gerçek anlamda bilinemeyen ve denetlenemeyen insanlara teslîm edilmesi ve söz konusu kişilerin zenginleştirilmesidir.
-->Değerli mâden borsası sistemi, ilgili mâdenin ilk satış ânından îtibâren her türlü manipülâsyon ve spekülâsyona açıktır. “Alınıp satılan mâdenin değer kaybetmesine ya da değer kazanmasına neden olacak hiçbir gerçek neden oluşmadığı hâlde” mâdenin değeri artmakta ve azalmaktadır.
Manipülâyon ve spekülâsyona oldukça açık şekilde çalışan değerli mâden piyasası-borsa sisteminde de “gerçek hiçbir neden oluşmadığı hâlde değeri artan ve azalan” değerli mâdeni almak ve bu mâdenler üzerinden borçlanmak doğru bir yöntem değildir.
Borçlanma imkânı ya da yöntemin riski ile ilgili durum, bütün “değerli mâdenler” için de aynı şekilde geçerlidir.
Ayrıca, özelikle hatırlatmak isterim ki:
Değerli kâğıt ve mâdenleri ona sâhip olandan borç almanın esas sebebi, söz konusu değerli kâğıt ve mâdene sâhip olmak ve söz konusu mâdeni işe yaradığı alanda fiilen kullanmak değil; PARAYA ÇEVİRİP YA DA PARA GİBİ KULLANIP ESÂS İHTİYÂCI KARŞILAMAKTIR.
Bu Nedenle, Bir Kâğıt Ve Mâdenin; Ham Madde-Yardımcı Madde-Son Ürün Veyâ Aktif Kullanma Amacı Taşımadığı Hâlde, Sırf "Borçlanma İlişkisi Nedeniyle" Olması Gerekenden Daha Değerli Hâle Gelmesine Veyâ Tasarruf Aracı Hâline Gelmesine Neden Olmak, Hayâtın Ve Ekonominin Olağan Akışına Aykırıdır.
İşçilik masrafı gibi masraflar hâriç olmak üzere: Özellikle ziynet eşyâsı niteliğinde olan bir mâden, ikinci el eşyâ ve hurda hükmünde değil; bir paranın bozdurulması gibi “bozdurma” kapsamında alım satım farkı ile alınıp satılmaktadır.
Bu vesîleyle, borç verilen mâdenlerle ilgili olarak dînî alanda hüküm têsîs ederken: Eşyâ olmanın dışında “her an para olarak masaya sürülen” ve her an paraya çevrilecek şekilde elde tutulan değerli mâdenleri “süs eşyâsı”, “ziynet eşyâsı” ve “para nitelikli gram-külçe mâden” ayırımına tâbi tutmamak ve bu mâdenlerin tamâmını para nitelikli olarak saymak da doğru fetvâ vermenin gereğidir.
( D e v â m E d e c e k )
NOT:
"Sanat, Hak ve halk içindir!" düstûruyla yazmaya çalıştığım yazı ve şiirlerime yorum yapmak sûretiyle sağladığınız katkı için çok teşekkür ederim!

