ANA PARADAN FAZLA ALINAN HER PARA FÂİZ MİDİR? - 1

ANA PARADAN FAZLA ALINAN HER PARA FÂİZ MİDİR? - 1

 

Evet; yazı biraz uzun olacak ve sadede çabuk gelinmesini isteyen okuyucuyu yoracak, biliyorum.

 

Ama: Çok gerekli ve değerli ve aynı zamanda derin, çetin ve netâmeli bir konuda; doğru bir çalışma yaptığımı, doğru bir yol tâkîp ettiğimi ve doğru bir yöntem önerdiğimi düşünüyorum.

 

Gazetede uzun süredir sâdece şiir yayınlamak sûretiyle, yeterince istirâhat etmenize müsâade ettim ve fırsat verdim sanırım.

 

Bu vesîleyle, bu yazı dizisinde yeni yaklaşımın görülmesi, yazının hatâlı ve eksik olan yönleri hakkında görüşünüzün bildirilmesi açısından sabrınızı istirhâm edeceğim!

 

Adı Allâh olan ve zat-sıfat-fiilinde kısmen dahi benzeri olmayan ilâhımızın haram dediği bir şey, kesinlikle haramdır. “Fâiz” adlı haramı helâlleştirme gibi bir niyet ve kastım bulunmamaktadır.

 

Ama hiç söz söylenmemiş ya da yetersiz söz söylendiği için tıkanıp çıkmaza girmiş ve hüküm têsîs edilememiş olan bir konuda; bir çalışma yapılması, âyet-i kerîme ve hadîs-i şeriflerdeki açık hükümlere yer vermek ya da bu kaynaklardan “istinbat=üretim” yoluyla bir hükmün de têsîs edilmesi gerekmektedir.

 

Bu konuda tek yetkin otorite olan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın; ancak seyredenin ve arayanın temas kurabildiği Diyanet TV ve fetvâ hattının gibi dijital mecrânın dışında, bütün Müslümanların vâkıf olmasını sağlayacağı bir dinamik bilgi yayma yöntemi de maal’esef ortalıkta görünmemektedir.


 

Bu yazıda, ekonomi kuralları ve politikalarının detayına girilmeyecek; ana maksadın anlaşılmasını sağlayan hatırlatıcı beyanlardan sonra esâs amaca geçilecektir.

 

Tasarruf gücü olup borç verme niteliği taşıyan gerçek ve tüzel kişiler, tasarruflarını taşınır ve taşınmaz mal olarak mülkiyetinde tuttuğu gibi; “nakit para”, “değerli mâden” ya da “para nitelikli evraklar” gibi muhtelif tasarruf araçlarında da tutmaktadır.

 

Sermâyesi ya da kazancı yetersiz olan gerçek ve tüzel kişiler ise; gelirlerinin yetmemesi hâlinde genellikle üç nedenle borçlanma ihtiyâcı hissetmektedir:

 

     1-Olağan faaliyet ve geçinmeye yönelik ihtiyaçlar

     2-Keyif ve konfora yönelik ihtiyaçlar

     3-Yatırım yapma ve geliştirmeye yönelik ihtiyaçlar

 

Söz konusu borçlanmaya; sâdece ihtiyaç sâhipleri değil, bâzen “sermâye mâliyeti fırsatı”ndan yararlanmak isteyen tasarruf sâhibi kişiler de başvurabilmektedir.

 

Böyle bir borçlanmada; ilgili kişinin sermâyesi yeterli olduğu hâlde, başka biri tarafından sunulan fâizsiz ya da düşük fâizli krediden yararlanmak sûretiyle ya daha büyük yatırım yapılmakta ya da mevcut öz sermâye daha kârlı işe yönlendirilmektedir.

 

Söz konusu borçlanma ihtiyâcı; âile içi kişiler ile eş dosttan, tefecilerden ya da kurumsallaşmış kamu ya da özel hukûka tâbi olan tüzel kişilerden dört yöntemden biri ile karşılanmaktadır:

 

     1-İhtiyaç duyulan mal ve hizmetin kendisini ödünç veyâ satın almak

     2-Borç değerli kâğıt almak

     3-Borç değerli mâden almak

     4-Borç nakit almak

 

Borç ilişkisi yazılı kayıt altına alınsın ya da alınmasın; evrensel ahlâk ilkesine göre, borçlanmada üç temel prensip bulunmaktadır:

 

     1-Borç veren taraf, borç verilen şeyi gönüllü olarak vermelidir.

     2-Alacaklı zarara uğratılmamalıdır.

     3-Borçlu borcunu kesinlikle ödemelidir.


Borç ilişkisine konu olan şey; borç veren tarafın herhangi bir tehdit ve cebir, hîle ve aldatma altında kalmadan borç niyetiyle verilmiş ve alınmış olmalıdır.

 

Borç ödendiği gün; alacaklı, borç verdiği günkü ekonomik gücünü koruyor olmalıdır.

 

Borçlu; öz sermâyesiyle ya da borç alarak gerçekleştirdiği girişiminden kâr da etse zarar da etse, borcunu ödemekle yükümlü olup borçluya bağlı hiçbir sebep borcu ortadan kaldırmaz.

 

Borçlu, borç aldığı işte zarar etmesi nedeniyle borcu ödeyemez hâle gelmesi durumunda, borcu ödemek için mühlet isteyebilir; ancak, herhangi bir bahâne ve mâzeret ileri sürerek borçtan kurtulamaz ve borcu ödemekten imtinâ edemez.

 

İslâm dîni de bu üç borçlanma prensibini onaylamakta olup borçlanma ile ilgili temel emir ve tavsiyesi de borçlanma ilişkisinin bu şekilde olmasıdır.

 

 

Borçlanmada en çok tercîh edilen yöntem “borç nakit alma” yöntemi olmakla birlikte, yazımızda “borç nakit alma” konusuna odaklanılacağından değerlendirmede en son sıraya konulmuştur.

 

 

( D e v â m  E d e c e k )


 


NOT:

"Sanat, Hak ve halk içindir!" düstûruyla yazmaya çalıştığım yazı ve şiirlerime yorum yapmak sûretiyle sağladığınız katkı için çok teşekkür ederim!


Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.