Sözlerin gücünü anlatan “İki Elmanın Dersi”, hakaretin ve küçümsemenin insan üzerinde bıraktığı derin izleri sade ama etkileyici bir hikâyeyle ortaya koyuyor. Görünüşte aynı olan iki elma üzerinden anlatılan bu ders, özellikle zorbalık, empati ve insan ilişkileri konusunda herkese güçlü bir mesaj veriyor.
İKİ ELMANIN DERSİ: DÜNYANIN DUYMASI GEREKEN BİR HAKİKAT...
Bir gün, bir öğretmen öğrencileriyle sınıf duvarlarının çok ötesinde yankı bulacak bir ders paylaşmaya karar verdi...
Çocukların asla unutmayacağı ve yetişkinlerin daha sık duyması gereken bir ders.
Onlara şu hikâyeyi anlattı: “Dersten önce, markete uğrayıp iki elma aldım.
Neredeyse aynı görünüyorlardı: aynı renk, neredeyse aynı boyut, aynı görünüm.
Dersin başında, ‘Bu iki elma arasındaki fark nedir?’ diye sordum. Sınıf sessizdi.
Görünürde hiçbir şey yoktu.
Bu yüzden elmalardan birini aldım ve ona, ‘Senden hoşlanmıyorum. Çirkin bir elmasın.’ dedim.
Sonra onu şiddetle yere fırlattım.
Çocuklar şok olmuş, rahatsız ve tedirgin bir şekilde bana baktılar.”
Sonra elmayı bir öğrenciye verdim: “Onunla ilgili hoşlanmadığın bir şey bul… ve onu da yere fırlat.”
Tereddüt etti, sonra itaat etti. Elma elden ele dolaştırıldı.
Ve her çocuğa yeni sözler söylendi: “Sapın garip.” “Kabuğun çirkin.” “İçin çürümüş olmalısın.”
Ve her cümleyle elma tekrar yere atıldı.
Sonunda bana geri geldiğinde sordum: “Bu elma ile masada dokunulmadan kalan elma arasında bir fark görüyor musunuz?”
Çocuklar omuz silktiler. Hala aynı görünüyorlardı.
Bu yüzden onları ikiye böldüm. Masada kalan elma beyaz, sert ve sağlıklıydı.
Yenilebilecek kadar iyi görünüyordu.
Diğer elma—hakarete uğramış, aşağılanmış, reddedilmiş olan—ezilmiş, kahverengi, içten hasar görmüştü. Kimse ona dokunmak istemedi.
Onlara nazikçe dedim ki: “Gördünüz mü? Bunu biz yaptık. Bu hasar… bizim sorumluluğumuz.”
Sınıf sessizliğe büründü. Sonra ekledim: “İnsanların başına tam olarak bu gelir.
Hakarete uğradıklarında, alaya alındıklarında, küçümsendiklerinde…
Yaralar her zaman görünür olmaz. Ama içlerinde derin izler kalır.”
Öğrencilerimin bir şeyi bu kadar çabuk anladığını hiç görmemiştim.
Konuşmaya başladılar. Yaralarını paylaşmaya.
Kelimelerin neden olduğu acıyı.
Bazıları ağladı. Birlikte ağladık.
Sonra, sessizce güldük.
Dersin sonunda çocuklar bana sarılmaya geldiler.
Birbirlerine sarıldılar.
O anda anladım: Bu ders gerçekten önemliydi.
Kelimeler silah olabilir ya da köprü.
Bir ruhu yok edebilir ya da bir kalbi onarabilir.
Görmediğimiz şey çoğu zaman en çok acı veren şeydir.
Konuşmadan önce kendinize sorun: Sözlerim iyileştiriyor mu yoksa acıtıyor mu?
İyilik hiçbir şeye mal olmaz, ama bir hayat kurtarabilir.
Zorbalığa asla seyirci kalmayın: sessizlik acıyı besler.
Yalnız kalan, alay edilen veya reddedilenler için ayağa kalkın.
Unutmayın: herkes görünmez yaralar taşır.
Alıntıdır

