1867 yılında Hindistan’da bir mağarada bulunan Dina Sanichar, doğa ile insan dünyası arasındaki keskin farkı gözler önüne seren en çarpıcı gerçek hikâyelerden biri olarak hafızalara kazındı. Küçük yaşta kurtlar tarafından büyütüldüğü düşünülen Sanichar, yıllar süren çabalara rağmen ne konuşmayı öğrenebildi ne de insan yaşamına tam anlamıyla uyum sağlayabildi. Bu yönüyle hikâyesi, The Jungle Book’un unutulmaz karakteri Mowgli’ye ilham veren olaylar arasında gösterilse de, gerçek hayatın masallardan çok daha sert olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.
1867 yılında Hindistan'da bir mağarada, kurtlarla birlikte yaşayan bir çocuk bulundu...
Onun adı: Dina Sanichar.
Bulandshahr yakınlarında keşfedildiğinde dört ayak üzerinde yürüyor, çiğ etle besleniyor ve insanlarla iletişim kuramıyordu. Çünkü o, insanlar arasında değil... kurtların arasında büyümüştü.
Sikandra Yetimhanesi'ne götürüldü. Ona yürümeyi, konuşmayı, insan gibi yaşamayı öğretmeye çalıştılar.
Ama bazı şeyler hiç değişmedi...
Konuşmayı hiçbir zaman öğrenemedi.
İnsanlara tam anlamıyla alışamadı.
İçinde büyüdüğü doğa, onun bir parçası olarak kaldı.
Bu gerçek hikâye, Mowgli karakterine ilham verdiği düşünülen olaylardan biri olarak bilinir.
Ama aralarında büyük bir fark vardı:
Masallarda her şey mümkün... gerçek hayatta ise bazı izler silinmez.
İnsan olmak, sadece doğmakla değil... öğrenmekle başlar..

