UHAD – Uluslararası Hak Arama Derneği Almanya Genel Başkanı Şirvan Ünal, Avrupa’da yaşayan Türklerin yaşadığı sorunlara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ünal, gurbetçilerin kimlik, bürokrasi ve sosyal hayatta karşılaştığı problemlerin ancak sahaya inilerek ve birebir dinlenerek çözülebileceğini belirtti.
Şirvan Ünal şu sözlere yer verdi: "
AVRUPA’DAKİ TÜRKLERİN BEKLEDİĞİ YAKLAŞIM: SORUNLARI YERİNDE DİNLEMEK!
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz günlerde çok anlamlı bir cümle kurdu:
“Gurbetçinin sorunlarını sahada dinlemeliyiz.”
#Evet Sayın Cumhurbaşkanım…
İşte mesele tam da budur.
Yıllardır anlatmaya çalıştığımız, duyurmak istediğimiz, haykırdığımız gerçek tam olarak buydu. Çünkü bugüne kadar gurbetçinin sorunları, çoğu zaman o sorunları yaşamayan insanlara soruldu.
•Gurbetin yükünü omzunda taşımayanlar konuştu; derdi yaşamayanlar söz sahibi oldu. Bu yüzden sorunlar çözülmedi, aksine büyüdü, birikti, ağırlaştı.
Oysa gurbetçinin derdi masa başında anlaşılmaz.
Gurbetçinin yükü raporlarla hissedilmez.
Gurbetçinin sessiz çığlığı, sadece sahaya inildiğinde duyulur.
Sizler bugün çok önemli bir gerçeğin altını çizdiniz:
“#Gurbetçinin sorunlarını sahada dinlemeliyiz.”
Bu söz, Avrupa’daki milyonlarca Türk için kıymetlidir.
* Çünkü yıllardır yaşanan en büyük eksiklik buydu.
•#Sorunu yaşamayanlar, sizlerle bir araya geldiler;
fakat gerçekleri tüm çıplaklığıyla anlatamadılar.
* Belki gördüler ama hissetmediler. Belki duydular ama yüreklerinde taşımadılar.
Çünkü insan, yaşamadığı acının tam tarifini yapamaz.
Bugün Avrupa’da yaşayan Türk toplumu; kimlik mücadelesi veriyor, bürokratik engellerle mücadele ediyor, ayrımcılıkla karşılaşıyor, eğitimde, vatandaşlıkta, sosyal hayatta ve temsil noktasında birçok sorun yaşıyor.
Ancak bu sorunların önemli bir kısmı yıllarca gerektiği gibi Ankara’ya ulaşmadı.
#Nasrettin Hoca’nın o meşhur sözü vardır:
“Damdan düşenin halinden damdan düşen anlar.”
İşte gurbetçinin meselesi de böyledir Sayın Cumhurbaşkanım.
Eğer yıllar önce “damdan düşenler” dinlenseydi, bugün bu sorun yumağı bu kadar büyümezdi. İnsanlarımız kendisini bu kadar yalnız hissetmezdi. Sessiz çoğunluğun sesi bu kadar kısılmazdı.
Ama bugün önemli olan, bu sese kulak verilmiş olmasıdır.
Bunun için sizlere teşekkür ediyoruz.
Şimdi mesele, sahaya inecek insanların kim olacağıdır.
•Çünkü gurbetçinin derdini gerçekten anlayacak kişiler; fildişi kulelerinde yaşayanlar değil, o hayatın içinden gelenler olmalıdır. Tuzu kuru olanlar değil; gurbetin çilesini yaşamış, ayrılığı tatmış, çocuğunun kimlik mücadelesine şahit olmuş insanlar olmalıdır.
#Çünkü derdi olan insan konuşur.
#Derdi olan insan mücadele eder.
#Derdi olan insan çözüm üretir.
Bugüne kadar birçok kişi bu meseleleri kişisel bir sorumluluk olarak görmedi. Bu yüzden Avrupa’daki Türk toplumunun sesi zaman zaman duyulmadı. Fakat artık gurbetçiler bir oluyor, birlik oluyor, dirlik oluyor. Kısık sesler artık ortak bir vicdana dönüşüyor. Avrupa’nın dört bir yanındaki o güzel insanlar, seslerini Türkiye’ye ulaştırmaya çalışıyor.
Şükürler olsun ki artık bu ses duyuluyor.
Sayın Cumhurbaşkanım,
Madem ki artık “gurbetçinin sorunlarını sahada dinleyelim” diyorsunuz; o halde sahaya inecek kadrolar da sahayı bilen insanlardan oluşmalıdır. Çünkü gurbet yalnızca kilometre mesafesi değildir. Gurbet; hasrettir, mücadeledir, aidiyet arayışıdır, bazen dışlanmak, bazen unutulmak, bazen de iki vatan arasında sıkışıp kalmaktır.
Bugün Almanya’da, Fransa’da, Hollanda’da, Belçika’da ve Avrupa’nın dört bir yanında yaşayan milyonlarca Türk; Türkiye ile bağını koparmadan yaşam mücadelesi veriyor.
•Bu insanlar sadece seçim dönemlerinde hatırlanmak değil, yılın her günü anlaşılmak istiyor.
Ve artık herkes şunu biliyor:
Gurbetçinin sorununu gerçekten çözmek için, önce gurbetçinin yüreğine dokunmak gerekir.
#Şimdi tam zamanı…
Dinlemek için değil sadece;
Anlamak için, hissetmek için, çözmek için sahaya inme zamanı."

