Siyaset
Yayınlanma : 03 Temmuz 2026 15:25
Düzenleme : 03 Temmuz 2026 15:26

"Tito'nun Ölüm Döşeğindeki İtirafları" İddiası Yeniden Gündemde

Yıllardır sosyal medyada dolaşan metin, Mareşal Tito'nun ölümünden önce Allah'a, ahirete ve dine inandığını itiraf ettiği iddiasını içeriyor. Ancak bu anlatının doğruluğu tarihçiler tarafından doğrulanmış değil.

Sosyal medyada yeniden paylaşılan bir metin, eski Yugoslav lideri Josip Broz Tito'nun ölüm döşeğinde komünizmi sorguladığını ve dini inanca yöneldiğini öne sürüyor. Anlatıda, bu sözlerin tanığı olduğu iddia edilen Salih Gökkaya'nın aktardıkları yer alırken, iddiayı destekleyen güvenilir tarihî belge veya bağımsız kaynak bulunmuyor. Buna rağmen metin, yıllardır kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor.

 

Basra harap olduktan sonra da olsa gerçeği itiraf etmek hem çok güzel hem de nasip meselesidir. Etnik esasa göre inşaa edilen federasyonların kötü kaderi kaçınılmaz olduğu için Tito sonrası Yugoslavya büyük bedel ödeyerek paramparça oldu…H. K.


MAREŞAL TİTO'NUN ÖLÜM 
DÖŞEĞİNDE İTİRAFLARI!


Türkiye Komünist Talebe Teşkilatının Başkanı sıfatıyla zamanın Yugoslavya Devlet Başkanı Mareşal TİTO'nun (1892-1980) şeref konuğu olarak Belgrad'a giden ve Onun son anlarına şâhit olan Salih GÖKKAYA anlatıyor;
"TİTO ölüm döşeğindedir ve eski şa'şalı günlerinden eser kalmamıştır. Onun gözleri yaşlı, titrer vaziyetteki halini gören Salih Gökkaya teselli vermek için, "Efendim! Ölüm sizi korkutmasın. Belki maddi olarak aramızdan ayrılacaksınız ama yaptığınız inanılmaz hizmetlerle kalplerde ebedî yaşayacaksınız" der. Bugün yedi devlete bölünen Yugoslavya'yı kırk yıla yakın barış ve huzur içinde yaşatmayı başaran, ölümünden sonra ülkesinin hızla parçalandığı Mareşal Josip Broz TİTO'nun cevabı tarihe geçecek tondadır:


"Yoldaşlar! Ben ölüyorum artık... Ölümün ne derece korkunç bir şey olduğunu size anlatamam. Anlatsam bile sıhhatli ve genç olan sizler bu yaşta bunu anlayamazsınız. Düşünün! Ölmek, yok olmak... Toprağa karışmak ve dönmemek üzere gidiş... İşte bu çıldırtıyor beni... Dostlarımızdan, sevdiklerimizden, unvan ve makamlardan ayrılmak... Dünyanın güzelliklerini bir daha görememek... Ne korkunç bir şey anlıyor musunuz?


Yoldaşlarım! Sizlere açık bir kalple itirafta bulunmak istiyorum:
Ben öldükten sonra toprak olacaksam, diriliş, ceza ve mükâfat yoksa benim yaptığım mücadelenin değeri nedir?
Söyleyin bana! Yoldaşlarımın kalplerine gömülecekmişim veya unutulmayacakmışım yahut alkışlanacakmışım.
Neye yarar? Ben mahvolduktan sonra beni alkışlayanların takdir sesleri, kabirde vücudumu parçalayan yılan ve çıyanları insafa getirir mi?
Söyleyin bu gidiş nereye? Bunun izahını Marks, Engels, Lenin yapamıyor. İtiraf etmek zorundayım: Ben Allaha, Peygambere ve ahirete inanıyorum artık. Dinsizlik bir çare değil.


Düşünün şu kâinatın bir yaratıcısı, şu muhteşem sistemin bir kanun koyucusu olmalıdır... Bence ölüm de son olmamalıdır...
Mazlumca gidenlerle zalimce ölenlerin bir hesaplaşma yeri olmalıdır. Haklarını almadan cezalarını görmeden gidiyorlar.


Böyle keşmekeş olamaz. Ben bunu vicdanen hissediyorum.
Öyle ki, milyonlarca suçsuz insana yaptığımız eza ve zulümler şu anda boğazıma düğümlenmiş bir vaziyette...
Onların ahlarına kulak verecek bir merci olmalı... Yoksa insan teselliyi nereden bulacak? Bunların bir açıklaması olmalı...
Marks bu mevzuda halt işlemiş. Uyuşturmuş beynimizi.
Nedense ölüm kapıya dayanmadan bunu idrak edemiyoruz.
Belki de göz kamaştırıcı makamlar buna engel oluyor.
Ben bu inançtayım yoldaşlarım. Sizler ne derseniz deyin..!"
Tito, bu sözleri söyledikten sonra komaya girmiş ve bir süre sonra 88 yaşında hayata gözlerini kapamıştır.


(Not: Ömrünün elli yılını komünist düşüncenin peşinde geçiren Salih GÖKKAYA, muhtemelen TİTO'nun bu sözlerinden de etkilenerek aslına dönmüş ve ömrünün geri kalan kısmını samimi bir Müslüman olarak geçirmiştir.)

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.