“Süper güç olmak için ulus devlet olmak şarttır” söylemi, çoğu zaman sorgulanmadan kabul edilen bir ezberdir. Oysa rakamlar ve tarih, bu iddianın mutlak bir gerçek olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Bugün dünyanın en güçlü devletlerinden biri kabul edilen Amerika Birleşik Devletleri, tek bir etnik kimliğin değil; Alman’dan İrlandalıya, Afrikalıdan Meksikalıya, Yahudi’den Kızılderiliye kadar onlarca farklı kökenin oluşturduğu çok katmanlı bir toplumsal yapının ürünüdür.
Bu tablo, gücün kaynağının etnik homojenlik değil; ortak bir aidiyet bilinci, güçlü kurumlar, kapsayıcı bir hukuk düzeni ve stratejik akıl olduğunu göstermektedir. Tarih sahnesinde yüzyıllar boyunca “cihan devleti” olarak var olmuş bir medeniyetin mirasçıları olarak, bugün yalnızca “ulus” tanımıyla yetinmeyi ilerleme sanmak ise üzerinde ciddi biçimde düşünülmesi gereken bir durumdur.
Belki de asıl soru şudur:
Gücümüzü tanımlarken sınırları mı büyütmeliyiz, yoksa ufkumuzu mu?
Demek ki, SÜPERGÜÇ olmak için "Ulus Devlet" olmak gerekmiyormuş!
ABD’ yi oluşturan etnik gruplar:
Alman %15,2 (42,8 milyon)
İrlandalı % 10,8 (30,5 milyon)
Afrikalı %8,8 (24,9 milyon)
İngiliz %8,7 (24,5 milyon)
Meksikalı %6,5 (18,4 milyon)
İtalyan %5,6. (15,6 milyon)
Polonyalı %3, (9,0 milyon)
Fransız %3. (8,3 milyon)
Kızılderili %2,8 (7,9 milyon)
Yahudi %2 (6 milyon)
İskoç %1,7. (4,9 milyon)
Hollandalı %1,6. (4,5 milyon)
Norveçli %1,6. (4,5 milyon)
İskoç-İrlandalı %1,5. (4,3 milyon)
İsveçli %1,4. (4 milyon)
Etnik kökeni belli olmayan %7,2 (20 milyon)
Hani biz dün "Cihan Devleti"ydik, bugün "Ulus" olduk diye seviniyoruz ya....!!!
Cenap Şirin

