Osmanlı tarihinin en güçlü karakterlerinden biri olan Sultan IV. Murad Han, genç yaşına rağmen gösterdiği liderlik, askeri disiplin ve devlet yönetimindeki kararlılığıyla “İkinci Yavuz” unvanını hak etti. Yay çekişiyle, cesaretiyle ve sert adalet anlayışıyla tanınan bu büyük hükümdar, sadece 28 yıl süren ömründe Osmanlı’yı yeniden diriltmiş, orduya itaat kazandırmış ve hazineyi doldurmuştur. Onun erken vefatı, tarihçiler tarafından Osmanlı için “kaybedilmiş bir parlak istikbal” olarak görülmüştür.
Henüz 28 yaşını doldurmadan vefat eden Sultan IV. Murad Han, Osmanlı tarihine “İkinci Yavuz” olarak geçti. Sertliği, cesareti, askeri disiplini ve devlet yönetimindeki kararlılığıyla Yavuz Sultan Selim’den bile daha katı bir hükümdar olarak anıldı.
Sultan IV. Murad, olağanüstü fizik gücüyle de dikkat çekiyordu. Yayını çektiği ok, bir tüfek mermisinden daha uzağa düşerdi; attığı ciridin de delemeyeceği hiçbir madde yoktu. Cüssesiyle tanınan Silahtarı Vezir Mustafa Paşa’yı kuşağından tutup havaya kaldırmış, hiçbir yorgunluk göstermeden yere bırakmıştı. Topkapı Sarayı’nda demir ve gümüş karışımıyla yapılmış ağır bir kapıyı okla deldiği de bilinmektedir.
Bağdat Seferi sırasında, Hindistan’ın Türk Hakanı Timuroğlu Şah-ı Cihan tarafından gönderilen elçi, “Kurşun ve kılıç kâr etmez” diyerek Sultan’a gergedan derisinden yapılmış bir kalkan sunmuştu. Ancak Sultan IV. Murad, bu kalkanı elçinin önünde önce mızrakla, sonra da okla iki yerinden delerek gücünü ve maharetini bir kez daha göstermişti.
Ata binmeye hastalık derecesinde düşkündü. Aynı zamanda şair ve bestekâr olan Sultan, ihsanı bol, sanat ve ilme meraklı bir hükümdardı. Evliya Çelebi’yi Enderûn’a aldırmış, eğitimini tamamlamasına destek olmuş ve onu nedimi yapmıştı. Deha sahibi, yüksek kültürlü ve ileri görüşlüydü. Sert bir mizaca sahip olmasına rağmen, değerli fikirleri her zaman dinler ve kabul ederdi.
Kanuni Sultan Süleyman’dan bu yana hiçbir Osmanlı padişahı, ordu tarafından IV. Murad kadar sevilmemişti. Sonsuz cesareti, kahramanlığı, her türlü zorluğa dayanıklılığı ve askeri dehası büyük takdir toplamıştı. Atıcılıkta, süvarilikte ve silahşörlükte eşsizdi. At üstünde bir başka ata geçebilecek kadar çevik ve güçlüydü.
En küçük disiplinsizlikleri dahi cezalandıran Sultan IV. Murad, savaş meydanlarında askerine karşı merhametliydi. Yaralı çadırlarını ziyaret eder, askerlerinin dertleriyle yakından ilgilenirdi. Tahta çıktığında disiplini tamamen bozulmuş olan Yeniçeri Ocağı’nı yeniden düzenlemiş; sayısı 100 bini aşan ocağı 35 bine düşürüp tam bir itaat altına almıştı. Boş bir hazine devralmış, vefat ettiğinde ise hazinenin ağzına kadar dolu olduğu kaydedilmiştir.
Eğer ömrü kısa kesilmeseydi, Osmanlı’yı çok daha parlak bir gelecek bekliyordu. 28 yaşında vefatı, devlet için büyük bir kayıp olarak değerlendirildi. IV. Murad, isyanların elinden devleti kurtarmış, bu uğurda yaklaşık 20 bin asiye idam cezası vermişti. Ayrıca Avrupa’daki Türk casus teşkilatını yeniden düzenleyerek, Kanuni devrindekine yakın bir etkinlik düzeyine ulaştırmıştı.
Avrupa krallarının en büyük korkusu, Sultan IV. Murad’ın Batı’ya yönelmesiydi. Henüz 17 yaşındayken kendisiyle görüşen Venedik’in İstanbul elçisi, ülkesine gönderdiği raporda şu ifadeleri kullanmıştı:
“Çok zeki ve çok sert bir hükümdardır. İstikbalde mutlaka büyük işler yapacak ve Avrupa için çok tehlikeli olacaktır.”
Kısacık ömrüne sığdırdığı büyük başarılarla Sultan IV. Murad Han, Osmanlı tarihine hem korkulan hem de hayranlık duyulan bir hükümdar olarak geçti.

