"Kur'an Hiçbir Namussuzluğa İzin Vermez"
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, en büyük zulmün din maskeli zulüm olduğunu belirterek,
" Toplumun malına, mülküne, imkanlarına ve haklarına musallat olanları, dini yalan saymakla itham ediyor Kur'an. Ayetler bunu söylüyor. Kur'an hiçbir namussuzluğa izin vermez. Çıkarın bu ayetleri ben de konuşmayayım ama çıkaramazsınız" dedi.
Din maskeli zulmün Allah'ı araç yaptığını, Allah ile aldatmanın en bariz örneği olduğunu belirten Yaşar Nuri Öztürk Hoca,
" Kur'an'ı özetleyen iki sure var. İkisi de yedi ayettir ve Kur'an ikisini de özel kılmıştır. Biri Fatiha'dır, diğeri Maun'dur. İkisi de yedi ayettir. Geleneksel Emevi dinciliği Fatiha'yı öne çıkardı çünkü namazı din yaptı milleti camiye esir etmek için. Bir sure daha var onun üstünü örttü. Maun Kur'an'ın yatay okunuşunu veriyor bize. Toplumsal okunuşunu. Fatiha dikey Allah ile insan arasındaki münasebeti. Maun insanla insan münasebetlerini veriyor. Ama öyle korkunç veriyor ki, insanoğlu buna tahammül edemedi ve üzerini örttü. Niye korktular bundan?
1) Din maskeli zulme Tanrı'nın vuruşu diyorum. Dini yalan sayan kimdir diye bir soru soruyor. Şok. Parantez açıyor üçkağıtçılar 'Din gününü yalan sayan kimdir' diye yazıyor. Bunu söylediniz mi bitti. Allah yanıldı da sen mi düzeltiyorsun aşağılık herif. Kur'an'ı açıkça tahrif edemediler ama böyle ettiler. Bırakın o melun oyunları bırakın, dini yalan sayanı gördün mü diyor. Diğer altı ayette bunun cevabını veriyor.
Kamu haklarının yerine ulaşmasını engelleyendir diyor.
Dini yalan sayan diyor, toplumun malına, mülküne, imkanlarına ve haklarına musallat olandır. Kur'an hiçbir namussuzluğa geçit vermez. Bunu bizzat yemesi şart değil diyor, onun ulaşması gereken yere ulaşmasına engel olursa dini yalanlamış olur. Nasıl olur? Yemez yedirir, yiyenlere ses çıkarmaz, talancılara sessiz kalır, yargının enselerine binmesine engel olur. Diyor ki bunu yapmış olanlar dini inkâr etmiş sayılır. Ve hemen arkasından 'sakın bunların namazı sizi aldatmasın' diyor. Olabilir ki bu melunlar namaz, niyazlarını paravan yaparlar. Bunların namazları lanet olarak geri döner. Bunların kıldıkları namaza da bunlara da lanet olsun diyor. Dördüncü ayet budur. Maun zaten kamu hakları demektir. Bunlar yetimi iter kalkar, onun horlanmasına sebep olurlar. Tokyo'da ben bir uluslararası toplantıya katıldım 1986'da. Amerika'dan gittik oraya. Müslüman olarak bir tek ben varım. Bizi de tanıttılar bizde konuştuk. Ben Kur'an'dan bir iki ayet okudum. Aşağıya indim, arı kovanı gibi sardılar etrafımı. Bu yaşta bu kadar işi nasıl yaptın? Bu okuduğun ayetler gerçekten Kur'an'ın parçaları mı? Tevbe Suresi'nin birkaç ayetini. Şunu okumuştum; dini temsil edenlerin Allah'ı alet edip sonrada onları Allah'tan uzaklaştırdıklarını. Dedim ki çok merak ediyorsanız odam da Kur'an'ın İngilizcesi var bakarsınız. Şunu söylediler: Eğer Marks, Das Kapital'i yazmadan Kur'an'ı okumuş olsaydı onu yazmaya ihtiyaç duymazdı. O zaman ben Maun Suresi'ni bugünkü gibi keşfetmemişim. Şimdi olsa bir de buna bakın deseydim ne olurdu acaba? Bunları söyleyince kuduruyorlar, mızrak yemiş vahşi hayvanlar gibi. Kudurma, düşün, icabını yap. Ya da çıkar Maun Suresi'nin dördüncü ayetini ben de konuşmayayım."şeklinde konuştu.

