Marco Polo’nun seyahatnamesine de konu olan bu güçlü kadın, erkeklerin egemen olduğu bir çağda adını tarihe altın harflerle yazdırdı.
Kaydu Han’ın cesur kızı Ayyürek
“Kaydu’nun (*) bir kızı vardı, adı Ayyürek idi. Tatarcada dolunay anlamına gelir.
Ayyürek, güçlü cesur bir kızdı, ülkede bileğini bükecek bir erkek daha yoktu. Cesarette, kuvvette nice erkeği pes ettirmiş, nicesini ok atmada, kılıçla vuruşmada alt etmişti.
Babası, kızı değil mi, Ayyürek’in evlenmesini istiyordu.
Günlerden bir gün kızını çağırdı: ‘Ayyürek, artık zamanı geldi’ evlen dedi
Ayyürek: ‘Ülkede bileğimi bükecek bir erkek yok, kuvvet yarışmalarında hepsi pes ediyor’ dedi.
Kaydu, kızı Ayyürek’e: ‘Madem öyle istiyorsun, dileğin ne ise onu yap, istediğinle evlen’ dedi.
Ayyürek, babasının bu açık konuşmasına sevindi. ‘Kim benden cesur ve güçlü ise onunla evleneceğim’ dedi.
Bunun üzerine Ayyürek, dört bucağa haber saldı, dedi ki haberinde: ‘Soylu bir aileden gelen, benden cesur ve kuvvetli bir erkekle evleneceğim. Bileğine güvenen karşıma çıksın.’
Haber dört bucağa yayılınca ‘kendisine, bileğine güvenen soylu erkekler yola çıkarlar. Ayyürek ile karşılaşmak için Semerkent’a gelirler.
Yarışma günü geldi. Soylular Kaydu’nun sarayında toplandılar.
Deken, Ayyürek ile bileğine güvenen erkekler alana çıktılar. Hepsi geyik derisinden işlemeli elbise giymişti.
Kaydu, Ayyürek ile kapışacaklar seslendi: ‘Eğer Ayyürek’in sırtını yere getirirseniz eşiniz olacak, yoksa ona 100 at vereceksiniz’
Böylece yarışma başladı.
(Size şunu söyleyeyim: Ayyürek küçük bir dev idi. Kolları, bilekleri, adeleleri alt edilemez güçteydi.)
Sonunda ne oldu?
Dör bucaktan gelen soylu erkekler bir, bir pes ettiler, Kaydu’nun demir bilekli kızı Ayyürek, hepsinin sırtını yere serdi. Hatta dediklerine bakılırsa 10 bin at kazandı. Yıllardan 1280 idi. Çok zengin, çok yakışıklı çok da soylu bir genç, Ayyürek ile yarış etmek istedi, haber de saldı.
Genç, Pumar hükümdarının oğlu idi, çok kuvvetliydi, şimdiye dek ne sırtı yere gelmişti ne de bileğini büken çıkmıştı.
Kaydu’nun sarayına vardığı zaman herkes içinden: ‘Ah ne yakışıklı genç, keşke Ayyürek’in sırtını yere serse de evlenseler’ diye geçirdi.
O gün, gene soylular sarayın avlusunda toplandılar, Pumar hükümdarının oğlu çıktı, seslendi: ‘Ayyürek’i kuvvette pes ettireceğim, yoksa ona 1000 at vereceğim.’
Pumar hükümdarının oğlu yanında bin at da getirmişti, inanıyordu ki, Ayyürek’i pes ettirecek.
Ayyürek ile genç, gene geyik derisinden işlemeli elbiselerle avluya çıktılar, çok kalın bir halatın bir ucundan biri diğerinden de öteki tuttu, başladılar çekiştirmeye.
Her ikisi de kuvvetliydi, hatta dediklerine göre, Ayyürek epey de zorlanmış, az kalsın yere düşecekmiş.
Neyse, onlar var güçleriyle ipi çekiştirirken de Kaydu, diğer soylu kişiler, gencin kazanmasını dilerlermiş, çünkü yakışıklı, zengin ve soylu genci çok beğenmişler.
Birden Ayyürek, pençeye benzer elleriyle, halatı çektiği gibi, Pumar hükümdarının oğlunun beline sardı, sonra da avlunun bir köşesine fırlatıp attı.
Genç kendisini toparlayıp ayağa kalkınca utancından hemen saraydan kaçtı, bin atı Ayyürek’e bırakıp ülkesine gitti.
Sonra kederinden kapandı kaldı.
Şimdiye kadar kimse onu yenemediği için üzüntüsü büyüktü, bütün ısrarlara rağmen uzun zaman kimseye görünmedi.
Gene dediklerine bakılırsa kederden ölüp gitmiş.
Kaydu, kızı Ayyürek’i birçok savaşa götürmüş, hatta savaşın birinde, düşman karargâhına tek başına girmiş, kumandanlarından birini kaptığı gibi kendi saflarına getirmiş.”
(*) Kaydu Han, Kübilay Han’ın yeğeni
(Makro Polo Seyahatnamesi, Yayına hazırlayan: Filiz Dokuman, Tercüman 1001 Temel Eser, Cilt II, s. 197-200)

