Ezoterik
Yayınlanma : 20 Ağustos 2026 14:48

İsa Öldü – Mü?

İsa Öldü – Mü?

İsa Öldü – Mü?

Burada özellikle Mâide 117’deki “teveffeytenî” ifadesi kritik; Diyanet ile Abdülaziz Bayındır/Süleymaniye Vakfı bu ifadeyi farklı yorumluyor. Metinleri karşılaştırmalı vereyim. Telif nedeniyle meallerin uzun pasajlarını bütünüyle aynen aktarmak yerine, kritik ifadeleri aynen verip kalanını sadık biçimde özetliyorum.

Mâide 5:116

Diyanet İşleri Başkanlığı: Allah kıyamet günü İsa’ya, insanlara kendisini ve annesini Allah’ın dışında iki ilah edinmelerini söyleyip söylemediğini sorar. İsa bunu kesin biçimde reddeder; böyle bir şeyi söylemesinin mümkün olmadığını ve Allah’ın gizliyi bildiğini söyler. (Diyanet Kuranı)

Abdülaziz Bayındır / Süleymaniye Vakfı: Benzer şekilde Allah’ın İsa’ya bu soruyu kıyamet günü yönelttiğini belirtir. Burada dikkat çekici tercüme, İsa ve Meryem’in “Allah ile aranıza iki ilâh olarak” konulması şeklindedir. (Süleymaniye Vakfı Meali)

Mâide 5:117 — temel ayet

Diyanet: İsa, yalnızca Allah’ın kendisine emrettiğini söylediğini, insanlar arasında bulunduğu sürece onlara şahit olduğunu belirtir. Ardından kritik ifade şöyle çevrilir:

“Ama beni içlerinden aldığında...”

Sonrasında gözetleyenin yalnız Allah olduğunu söyler. (Diyanet Kuranı)

Abdülaziz Bayındır / Süleymaniye Vakfı: Aynı yerde kritik ifade:

“Ne zaman ki beni vefat ettirdin...”

şeklinde çevrilir. Bayındır’ın dipnotunda bundan açıkça İsa’nın öldüğü sonucu çıkarılır ve İsa’nın dünyaya yeniden gelmeyeceği savunulur. (Süleymaniye Vakfı Meali)

Fark tam burada: Arapça فَلَمَّا تَوَفَّيْتَنِي (felemmâ teveffeytenî) ifadesini Diyanet “beni içlerinden aldığında”, Bayındır ise “beni vefat ettirdiğinde” anlamında veriyor.

Mâide 5:118

Diyanet: İsa, Allah’a hitaben, onlara azap ederse onların Allah’ın kulları olduğunu; bağışlarsa Allah’ın mutlak güç, hüküm ve hikmet sahibi olduğunu söyler. (Diyanet Kuranı)

Bayındır: Aynı anlamı verir: Allah azap ederse onlar O’nun kullarıdır; bağışlarsa üstün olan ve bütün kararları doğru olan yalnız O’dur. (Süleymaniye Vakfı Meali)

Nisâ 4:156

Bu ayet doğrudan İsa'nın ölümünü değil, Meryem’e atılan iftirayı anlatır.

Diyanet:

“Bir de inkâr etmelerinden ve Meryem’e büyük bir iftira atmalarından...” (Diyanet Kuranı)

Bayındır:

“Kâfirlikleri ve Meryem’e büyük bir iftirada bulunmaları sebebiyle de (cezalandırıldılar).” (Süleymaniye Vakfı Meali)

Burada iki meal arasında esaslı bir anlam farkı yoktur.

Nisâ 4:157 — ikinci kritik ayet

Diyanet: Yahudilerin “Allah elçisi Meryem oğlu İsa Mesih’i öldürdük” iddialarını aktarır ve ardından açıkça:

“Hâlbuki onu ne öldürdüler ne de çarmıha gerdiler...”

der. Ayetin sonunda da “kesin olarak onu öldürmemişlerdir” ifadesi vardır. (Diyanet Kuranı)

Bayındır:

“Halbuki onu ne öldürdüler ne de astılar; ama onlara öyle gösterildi.”

Devamında onların yalnızca varsayımlarının peşinden gittikleri ve İsa’yı öldürdüklerine dair kesin bilgiye sahip olmadıkları belirtilir. (Süleymaniye Vakfı Meali)

Fakat Bayındır'ın buradaki dipnotu çok önemli: Ona göre Nisâ 157, İsa hiç ölmedi dememektedir; Yahudilerin İsa'yı öldürmediğini söylemektedir. Bayındır, Âl-i İmrân 3:55 ve Mâide 5:117 ile birlikte okuyarak Allah'ın İsa'yı onların elinden kurtardıktan sonra vefat ettirdiği sonucuna varıyor. (Süleymaniye Vakfı Meali)

Sonuç

İki yaklaşım arasındaki temel ayrım şöyle:

Konu

Diyanet'in geleneksel yorumu

Abdülaziz Bayındır

Yahudiler İsa'yı öldürdü mü?

Hayır

Hayır

Çarmıhta öldü mü?

Hayır

Hayır

Mâide 117 “teveffeytenî”

“Beni içlerinden aldığında”

“Beni vefat ettirdiğinde”

İsa daha sonra öldü mü?

Geleneksel görüşte hayır; Allah katına yükseltildi

Evet

Şu anda bedenen hayatta mı?

Geleneksel yorum: Evet

Hayır

Dünyaya yeniden gelecek mi?

Geleneksel görüş: Evet

Hayır

Dolayısıyla “Kur’an'a göre İsa öldü mü?” tartışmasının düğüm noktası yalnız Nisâ 157 değildir. Mâide 117 + Âl-i İmrân 55 + Nisâ 157–158 + Meryem 33 birlikte incelendiğinde mesele çok daha net ortaya çıkıyor.

bu 5 ayeti Arapça anahtar kelimeleriyle (teveffâ, refa'a, katala, salaba) tek tek inceleyip, “Kur’an'ın kendi içinde İsa öldü mü?” sorusuna hadisleri hiç kullanmadan ayrıntılı bir tahlil yapalım.

Diyanet Kur'an Portalı – Mâide 116–118
Süleymaniye Vakfı Meali – Mâide
Süleymaniye Vakfı Meali – Nisâ

 

Kur’an’da Hz. İsa’nın ölümü ve tekrar gelişi konusunda doğrudan veya dolaylı olarak ilişkilendirilen başlıca ayetler şunlardır:

Hz. İsa’yı öldüremedikleri belirtiliyor

Nisâ suresi, 157–158. ayetler:

“Onu kesin olarak öldürmediler. Bilâkis Allah onu kendine kaldırmıştır.”

Bu ayet, Hz. İsa’nın düşmanları tarafından öldürülmediğini ve çarmıha gerilmediğini açıkça bildirir. Ardından Allah’ın onu kendisine yükselttiği belirtilir. Ancak yükseltmenin bedenen mi, ruhen mi olduğu ayette açıklanmaz. Nisâ 157–158 ve tefsiri

“Vefat ettirme” ve yükseltme birlikte geçiyor

Âl-i İmrân suresi, 55. ayet:

“Ey İsa! Ben seni vefat ettireceğim, seni katıma yükselteceğim…”

Ayetin Arapçasında “müteveffîke” kelimesi geçer. Bu kelime bazı âlimlerce “canını almak, vefat ettirmek”, bazılarınca “dünyadan bütünüyle almak” şeklinde yorumlanmıştır. Âl-i İmrân 55 ve tefsiri

Hz. İsa’nın vefatından söz ediliyor

Mâide suresi, 117. ayet:

“İçlerinde bulunduğum sürece onların yaptıklarına tanık idim. Fakat sen beni vefat ettirdikten sonra…”

Burada da aynı kökten gelen “teveffeytenî” kelimesi kullanılmıştır. Ayet, Hz. İsa’nın kıyamet gününde Allah’a vereceği cevap bağlamındadır. Mâide 117

Öleceği ve yeniden diriltileceği belirtiliyor

Meryem suresi, 33. ayet:

“Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kabirden kaldırılacağım gün esenlik banadır.”

Bu ayet Hz. İsa’nın bir gün öleceğini ve diğer insanlar gibi yeniden diriltileceğini açıkça belirtir; fakat ölümünün ne zaman gerçekleşeceğini söylemez. Meryem 33

Yeniden geleceğine delil olarak yorumlanan ayet

Nisâ suresi, 159. ayet:

“Ehl-i kitaptan her biri ölümünden önce ona mutlaka iman edecektir.”

Buradaki “ölümünden önce” ifadesi iki şekilde yorumlanmıştır:

Hz. İsa’nın ölümünden önce herkesin ona inanacağı ve bunun onun tekrar geleceğini gösterdiği,

Her Ehlikitap mensubunun kendi ölümünden önce Hz. İsa hakkındaki gerçeği anlayacağı.

Dolayısıyla bu ayet, Hz. İsa’nın tekrar geleceğini açıkça söylemez; yoruma açıktır. Nisâ 159 ve farklı yorumları

Kıyamet alameti olarak yorumlanan ayet

Zuhruf suresi, 61. ayet:

“Bilin ki o, kıyamete ait bir bilgidir.”

Buradaki “o” zamirinin Hz. İsa’yı gösterdiğini düşünenler, ayeti onun yeniden gelişine işaret sayarlar. Fakat “o” zamirinin Kur’an’ı veya Hz. Muhammed’i gösterdiğini söyleyen müfessirler de vardır. Zuhruf 61–62 ve tefsiri

Sonuç

Kur’an’dan kesin olarak çıkarılabilecek hususlar şunlardır:

Hz. İsa, düşmanları tarafından öldürülmemiş ve çarmıha gerilmemiştir.

Allah onu kendi katına yükseltmiştir.

Kur’an’da “Hz. İsa kıyametten önce dünyaya tekrar gelecektir” şeklinde açık ve tartışmasız bir ayet yoktur.

Geleneksel İslam inancında Hz. İsa’nın hayatta olduğu ve yeniden geleceği kabul edilir. Bu inanç, ayetlerin belirli yorumlarının yanı sıra özellikle hadislere dayanır.

Bazı âlimler ise “vefat ettirme” ifadelerinden Hz. İsa’nın öldüğü, yeniden geleceği düşüncesinin Kur’an’da kesin biçimde bulunmadığı sonucunu çıkarır.

 

Kur’an’ın kendi içinde “Hz. İsa öldü mü?” tahlili

Hadisleri tamamen dışarıda bırakarak ayetlerin dili ve Kur’an’daki benzer kullanımlar esas alındığında şu ayrım önemlidir:

Kur’an, Hz. İsa’nın Yahudiler tarafından öldürülmediğini kesin olarak söyler. Ancak bu, Hz. İsa’nın hiçbir zaman ölmediği anlamına gelmez.

Beş temel ayetin karşılaştırılması

Ayet

Arapça anahtar ifade

Temel anlamı

Kesin olarak söylediği

Âl-i İmrân 3:55

müteveffîke

Seni vefat ettireceğim/tam olarak alacağım

Allah’ın İsa’yı onların elinden alacağı ve kendisine yükselteceği

Nisâ 4:157

mâ katelûhu, mâ salebûhu

Onu öldürmediler, çarmıha germediler

Yahudilerin öldürme ve çarmıha germe iddiasının yanlış olduğu

Nisâ 4:158

refeahullahu ileyh

Allah onu kendisine yükseltti

İsa’nın Allah tarafından yüceltildiği/kendisine yükseltildiği

Mâide 5:117

teveffeytenî

Beni vefat ettirdiğinde/tamamen aldığında

İsa’nın insanlar arasındaki şahitliğinin sona erdiği

Meryem 19:33

yevme emûtu

Öleceğim gün

İsa’nın ölümlü olduğu ve bir gün öleceği

“Teveffâ” kelimesi ne anlama geliyor?

Kelimenin kökü v-f-y (وفى) olup “tamamlamak, eksiksiz almak” anlamı taşır. Teveffâ fiili ise bir kişinin canının veya nefsinin bütünüyle alınmasını ifade eder.

Kur’an’da üç önemli kullanımı vardır:

Bakara 2:234: “İçinizden vefat edenler…” Burada tartışmasız biçimde ölüm anlamındadır.

Secde 32:11: Ölüm meleğinin insanları teveffâ edeceği, yani canlarını alacağı bildirilir.

En‘âm 6:60: Geceleyin insanları teveffâ eden Allah’tan söz edilir; devamındaki yeniden uyandırma ifadesi bunun uyku olduğunu gösterir.

Zümer 39:42: Allah’ın ölenlerin ve uyuyanların nefislerini aldığı, ölüme hükmettiğini tuttuğu, diğerlerini geri gönderdiği açıklanır. Zümer 42, En‘âm 60, Secde 11

Dolayısıyla teveffâ hem ölüm hem de uyku için kullanılabilir. Fakat uyku anlamında kullanıldığında ayette “gece, uyku, yeniden gönderme veya uyandırma” gibi belirleyici bir unsur bulunur.

Âl-i İmrân 55 ve Mâide 117’de ise uykuya işaret eden böyle bir unsur yoktur. Bu nedenle burada “vefat ettirmek” anlamı Kur’an’ın genel kullanımına daha uygundur.

Âl-i İmrân 55 ne söylüyor?

İnnî müteveffîke ve râfiuke ileyye
“Ben seni vefat ettireceğim ve kendime yükselteceğim.”

Burada iki fiil vardır:

Müteveffîke: Seni vefat ettireceğim/tam olarak alacağım.

Râfiuke: Seni yükselteceğim.

Ayetin doğal okunuşu, “Seni vefat ettireceğim ve kendime yükselteceğim” şeklindedir. Ancak aradaki “ve” bağlacı Arapçada her zaman kesin bir zaman sıralaması kurmaz. Bu yüzden yalnızca dil bilgisine dayanarak “önce mutlaka öldü, sonra yükseltildi” demek yüzde yüz zorunlu değildir.

Bununla birlikte ayette:

“Seni diri olarak göğe çıkaracağım” denilmez.

“Seni kıyamete kadar yaşatacağım” denilmez.

“Sonra tekrar dünyaya göndereceğim” denilmez.

Diyanet’in Kur’an Yolu Tefsiri de Âl-i İmrân 55 ile Nisâ 158 birlikte okunduğunda, Hz. İsa’nın vefat ettirilip Allah’a yükseltildiği sonucuna ulaşmaktadır. Âl-i İmrân 55, Nisâ 155–161 tefsiri

Nisâ 157 “İsa hiç ölmedi” mi diyor?

Ayetin öznesi, “Biz İsa’yı öldürdük” diyenlerdir:

Ve mâ katelûhu ve mâ salebûhu
“Onu öldürmediler ve çarmıha germediler.”

Dolayısıyla ayetin kesin hükmü şudur:

Yahudiler Hz. İsa’yı öldürmedi.

Onu çarmıha gererek öldürmediler.

Onu öldürdüklerine ilişkin kesin bilgi sahibi değillerdi.

Ancak ayet şunu söylemez:

“Hz. İsa hiçbir şekilde ölmedi ve hâlâ bedeniyle yaşamaktadır.”

Burada reddedilen, Hz. İsa’nın ölümü değil; düşmanlarının “Biz onu öldürdük” iddiasıdır.

Bu nedenle şu iki cümle birbiriyle çelişmez:

Yahudiler Hz. İsa’yı öldürmediler.

Allah daha sonra Hz. İsa’yı vefat ettirdi.

“Allah onu kendisine yükseltti” ne demektir?

Nisâ 4:158:

Bel refeahullahu ileyh
“Aksine Allah onu kendisine yükseltti.”

Kur’an’da refa‘a fiili yalnızca fiziksel olarak yukarı çıkarmak anlamında kullanılmaz:

İman edenlerin derecelerinin yükseltilmesi: Mücâdele 58:11

Hz. İdris’in üstün bir makama yükseltilmesi: Meryem 19:57

Güzel sözlerin Allah’a yükselmesi: Fâtır 35:10

Bu kullanımlar, yükseltmenin “değerini, derecesini ve makamını yüceltmek” anlamına da geldiğini gösterir. Meryem 56–57, Mücâdele 11

Nisâ 158’de:

“Göğe yükseltti” denilmez.

“Bedeniyle yükseltti” denilmez.

“Onu hayatta tuttu” denilmez.

Bu sebeple ayet, fiziksel yükselişe engel değildir; fakat fiziksel yükselişi ve hâlen bedenen yaşadığını da tek başına kanıtlamaz.

Mâide 117’nin güçlü delili

Hz. İsa kıyamet günü şöyle konuşur:

Felemmâ teveffeytenî, künte ente’r-rakîbe aleyhim
“Beni vefat ettirdiğinde, onları gözetleyen yalnız sen oldun.”

Ayetin düşünce akışı şöyledir:

İsa insanların arasındayken onların davranışlarına şahittir.

Allah onu teveffâ edince bu şahitleşme sona erer.

Ondan sonra onları gözetleyen yalnız Allah’tır.

Bu anlatımda Hz. İsa’nın dünyaya ikinci kez gelişi ve yeniden insanlara şahit olması zikredilmez.

Fakat Süleymaniye Vakfı dipnotundaki “vefatından sonraki ilk konuşmasını ahirette yapacaktır” cümlesi doğrudan ayetin sözü değildir; ayetten çıkarılan bir yorumdur. Ayet “ilk konuşması” ifadesini kullanmaz. Süleymaniye Vakfı – Mâide 117

Meryem 33: Doğum–ölüm–diriliş sıralaması

“Doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak kaldırılacağım gün…”

Aynı üçlü anlatım Hz. Yahya hakkında da Meryem 15’te kullanılır:

Doğum

Ölüm

Yeniden diriltilme

Bu paralellik, Hz. İsa’nın diğer peygamberler gibi ölümlü bir insan olduğunu gösterir.

Ancak ayet, ölümünün zamanını bildirmez. Dolayısıyla:

“İsa bir gün ölecektir” sonucunu kesinleştirir.

“İsa ayet indiği tarihten önce ölmüştür” sonucunu tek başına kesinleştirmez.

Geleneksel görüş, bu ölümün ikinci gelişinden sonra olacağını söyler; fakat ayetin içinde ikinci geliş bilgisi bulunmaz. Meryem 33

Yeniden gelişe delil gösterilen ayetler

Nisâ 4:159

Ayetin “ölümünden önce” ifadesindeki zamir iki şekilde anlaşılabilir:

Hz. İsa’nın ölümünden önce Ehlikitap ona inanacaktır.

Her Ehlikitap mensubu kendi ölümünden önce Hz. İsa hakkındaki gerçeği anlayacaktır.

İkinci anlam kabul edilirse ayet, Hz. İsa’nın yeniden gelişiyle ilgili değildir. Diyanet Kur’an Yolu Tefsiri de iki ihtimali aktarır ve ayetin ikinci geliş için kesin delil olamayacağını belirtir. Nisâ 159’un açıklaması

Zuhruf 43:61

“O, kıyamete ait bir bilgidir.”

Buradaki “o” zamiri:

Hz. İsa,

Kur’an,

Hz. Muhammed

şeklinde farklı yorumlanmıştır. Zamirin Hz. İsa’ya ait olduğunu kabul etsek bile ayet “İsa tekrar dünyaya inecektir” dememektedir. Hz. İsa’nın mucizevi yaratılışının yeniden dirilişe delil olması da kastedilmiş olabilir. Zuhruf 61–62

Diyanet hakkında önemli düzeltme

“Diyanet’in görüşü kesin olarak Hz. İsa ölmedi ve yeniden gelecek şeklindedir” demek tam doğru değildir.

Diyanet portalında:

Diyanet İşleri Başkanlığı Meali: “Beni içlerinden aldığında” der.

Kur’an Yolu Meali: “Beni vefat ettirdikten sonra” der.

Kur’an Yolu Tefsiri: Hz. İsa’nın düşmanları tarafından öldürülmediği, Allah’ın onu kurtardıktan sonra vefat ettirip kendisine yükselttiği yorumuna ağırlık verir.

Dolayısıyla “Diyanet’in geleneksel yorumu” yerine, “Müslümanlar arasında yaygın geleneksel yorum” denilmesi daha doğrudur.

Kur’an’a dayalı sonuç

Hadisleri tamamen dışarıda bıraktığımızda en dengeli sonuç şudur:

Hz. İsa’yı Yahudiler öldürmemiş ve çarmıhta öldürememiştir: Kesin.

Hz. İsa ölümlü bir insandır ve ölümü tadacaktır: Kesin.

Allah Hz. İsa’yı vefat ettirmiş ve kendisine yükseltmiştir: Ayetlerin birlikte okunmasından çıkan daha güçlü ve doğal anlam budur.

Bu yükseltmenin bedenen göğe çıkarılma olduğu: Kur’an’da açıkça belirtilmez.

Hz. İsa’nın şu anda bedeniyle yaşadığı: Kur’an’da açıkça belirtilmez.

Kıyametten önce dünyaya tekrar geleceği: Kur’an’da bunu açıkça söyleyen bir ayet yoktur.

Nisâ 159 ve Zuhruf 61: Yeniden geliş şeklinde yorumlanabilir; fakat bunu zorunlu kılmaz.

Kısacası:

Yalnız Kur’an’ın açık ifadelerine ve kelime kullanımına dayanıldığında, “Hz. İsa düşmanları tarafından öldürülmedi; Allah onu kurtardı, vefat ettirdi ve kendi katında yüceltti” sonucu daha güçlü görünmektedir. Dünyaya yeniden geleceği ise Kur’an’dan kesin olarak çıkarılamaz.

Bununla birlikte “İsa’nın bugün itibarıyla kesinlikle ölmüş olduğu” hükmü, ayetlerde tarih açıkça verilmediği için mutlak bir matematiksel kesinlik taşımaz. Geleneksel yorum mümkündür; fakat bu yorumun ayrıntıları esas olarak Kur’an dışındaki rivayetlere dayanır.

 

Öncelikle şu ayrım yapılmalı: “Hz. İsa öldü mü?” konusu tek bir sorudan oluşmuyor.

Yahudiler onu öldürdü mü?

Allah onu bedeniyle mi, makam bakımından mı yükseltti?

Şu anda dünyadaki bedeniyle hayatta mı?

Kıyametten önce yeniden gelecek mi?

Kur’an yalnızca birinci soruya kesin cevap verir: Yahudiler Hz. İsa’yı öldürmemiş ve çarmıha gererek öldürememiştir. Diğer üç konu yorum ihtiva eder.

Daha önce değinmediğimiz önemli noktalar

Kur’an “İsa’nın yerine şu kişi çarmıha gerildi” demez

Nisâ 157’de:

“Şübbihhe lehüm” — Onlara öyle gösterildi/iş benzer hale getirildi.

denilir. Fakat Kur’an:

Yahuda İskaryot’un,

havarilerden birinin,

Hz. İsa’ya benzetilen başka birinin

çarmıha gerildiğini açıkça söylemez. Bunlar tefsirlerde nakledilen rivayetlerdir. Dolayısıyla “Hz. İsa’nın yerine kesinlikle falanca öldürüldü” demek Kur’an’ın açık hükmü değildir.

Mâide 117, ölümün zamanını tek başına belirlemez

Hz. İsa bu konuşmayı kıyamet günü yapmaktadır. Kıyamet gününden geriye bakıldığında ister geçmişte ölmüş olsun ister geleneksel görüşteki gibi dünyaya döndükten sonra ölmüş olsun, “beni vefat ettirdiğinde” diyecektir.

Bu nedenle Mâide 117:

Hz. İsa’nın vefat ettirildiğini güçlü biçimde bildirir.

Fakat bu vefatın hangi tarihte gerçekleştiğini tek başına kesinleştirmez.

Buna karşılık Kur’an, ikinci kez dünyaya gelme olayından hiç söz etmediği için, metnin daha sade okunuşu onun görevini tamamladıktan sonra vefat ettirilmiş olmasıdır.

Âl-i İmrân 55’teki “ve” kesin zaman sıralaması kurmaz

Ayet:

“Seni vefat ettireceğim ve kendime yükselteceğim.”

der. Arapçadaki “vav/ve” bağlacı her zaman “önce birinci, sonra ikinci” anlamına gelmez. Kesin sıralama için çoğunlukla “sümme/sonra” kullanılır.

Dolayısıyla ayet:

“Önce öldü, sonra yükseltildi” şeklinde anlaşılabilir.

“Önce yükseltilecek, daha sonra vefat ettirilecek” şeklinde de yorumlanabilir.

Ancak ikinci yorum, ayetin kendi lafzından ziyade yeniden geliş rivayetleriyle desteklenmiştir.

Allah’a yükselmek mutlaka mekânsal değildir

Kur’an’da Allah’a yönelme ve yükselme ifadeleri her zaman fiziksel bir yolculuk anlamına gelmez:

Güzel sözler Allah’a yükselir.

Salih ameller Allah tarafından yüceltilir.

İman edenlerin dereceleri yükseltilir.

Hz. İdris üstün bir makama yükseltilmiştir.

Bu yüzden “Allah onu kendisine yükseltti”, Hz. İsa’nın düşmanlarının aşağılayıcı planından kurtarılıp Allah katında şeref ve derece bakımından yüceltilmesi anlamına da gelebilir.

Kur’an’da ikinci geliş için beklenen açık fiiller bulunmuyor

Kur’an, Hz. İsa için:

“Dünyaya dönecek”,

“Yeryüzüne inecek”,

“Tekrar gönderilecek”,

“Kıyametten önce gelecek”

şeklinde açık bir ifade kullanmaz.

Nisâ 159 ve Zuhruf 61, ikinci geliş doğrultusunda yorumlanabilir; fakat ayetlerde doğrudan “inecek” veya “geri dönecek” fiili yoktur. TDV İslâm Ansiklopedisi de Kur’an’da Hz. İsa’nın yeniden gelişine ilişkin açık bir beyan bulunmadığını belirtmektedir. TDV – Îsâ

Kur’an’da olmayan ayrıntılar

Hz. İsa’nın:

Şam’daki minareye ineceği,

Deccâl’i öldüreceği,

Haçı kıracağı,

Domuzu öldüreceği,

Yedi veya kırk yıl yaşayacağı,

Sonra ölüp defnedileceği

gibi ayrıntılar Kur’an’da bulunmaz. Bunlar hadisler ve sonraki rivayetlere dayanmaktadır.

Önde gelen beş âlimin görüşü

“En önde gelen beş” şeklinde tartışmasız bir sıralama yapılamaz. Aşağıdaki isimleri tefsir tarihindeki etkileri ve farklı görüşleri temsil etmeleri sebebiyle seçtim.

Âlim

Hz. İsa öldü mü?

Yeniden gelecek mi?

Görüşünün özeti

Taberî

Henüz ölmedi; ölümü dönüşünden sonra

Evet

Allah’ın onu yeryüzünden canlı olarak aldığını ve yükselttiğini kabul eder. “Teveffâ”yı burada “tam olarak almak” şeklinde yorumlar.

Fahreddin Râzî

Şu anda hayatta olduğu görüşüne yönelir

Evet

“Teveffâ” için ölüm, uyku, tamamen alma ve ölümün dönüşten sonraya bırakılması dahil birçok ihtimali aktarır; hadisleri dikkate alarak canlı ve bedensel yükseltilmeyi benimser.

İbn Kesîr

Henüz ölmedi

Evet

“Teveffâ”yı çoğunluğun uyku veya dünyadan alma şeklinde açıkladığını söyler; Hz. İsa’nın diri olarak yükseltildiğini ve kıyametten önce ineceğini savunur.

Muhammed Abduh

Tabii bir şekilde öldü

Bedensel olarak hayır

Yükseltilmeyi makam ve manevi derece olarak görür. Nüzul rivayetlerini, İsa’nın barış ve merhamet anlayışının yeniden güçlenmesi şeklinde yorumlamaya açıktır.

Mahmud Şeltût

Tabii ölümüyle öldü

Hayır

“Teveffâ”yı ölüm, “ref‘”i kurtarma ve makamını yüceltme olarak yorumlar. Bedensel yükselişin ve yeniden gelişin temel bir iman esası olmadığını savunur.

İmam Taberî

Taberî, farklı açıklamaları naklettikten sonra “Allah onu yeryüzünden canlı olarak aldı ve kendisine yükseltti” görüşünü tercih eder. Bu tercihini yalnız ayetin kelimesine değil, Hz. İsa’nın ineceğini bildiren rivayetlere de dayandırır. Ona göre İsa yeniden gelecek, görevini tamamlayacak ve daha sonra ölecektir. Taberî, Âl-i İmrân 55 tefsiri

Fahreddin Râzî

Râzî en ayrıntılı değerlendirmelerden birini yapar. “Teveffâ” kelimesi için sekize yakın ihtimal sıralar:

Ömrünü tamamlamak,

öldürmek,

uyutmak,

dünyadan tamamen almak,

ölmüş gibi insanlar arasından çekmek,

ruh ve bedenle birlikte yükseltmek.

Râzî, ölüm anlamının dil bakımından mümkün olduğunu kabul eder; fakat rivayetleri esas alarak Hz. İsa’nın ruhu ve bedeniyle yükseltildiği ve daha sonra döneceği görüşüne yönelir. Râzî, Âl-i İmrân 55 tefsiri

İbn Kesîr

İbn Kesîr’e göre Hz. İsa öldürülmemiş, diri olarak göğe yükseltilmiştir. Âl-i İmrân 55’teki “teveffâ”yı uyku veya dünyadan alıp götürme şeklinde yorumlar. Nisâ 159’daki “ölümünden önce” ifadesindeki zamirin Hz. İsa’ya döndüğünü ve onun inişi sırasında Ehlikitap’ın kendisine inanacağını söyler. İbn Kesîr, Âl-i İmrân 55

Muhammed Abduh

Muhammed Abduh’a göre Hz. İsa düşmanlarının elinden kurtulmuş, daha sonra tabii biçimde ölmüş ve Allah katında manevi olarak yükseltilmiştir. Kur’an’da onun hâlen bedeniyle yaşadığını veya yeniden geleceğini açıkça bildiren bir ayet bulunmadığını savunur.

Nüzulü kabul eden rivayetler varsa bunların, Hz. İsa’nın temsil ettiği barış, merhamet ve manevi değerlerin yeniden canlanması şeklinde yorumlanabileceğini düşünür. TDV – Îsâ, kelâm bölümü, Tefsîrü’l-Menâr’daki görüş üzerine araştırma

Mahmud Şeltût

Eski Ezher şeyhi Mahmud Şeltût, Hz. İsa’nın tabii ölümüyle öldüğü kanaatindedir. Ona göre:

Yahudiler İsa’yı öldürememiştir.

Allah onu düşmanlarından kurtarmıştır.

Daha sonra eceliyle vefat ettirmiştir.

“Yükseltme”, makamının ve derecesinin yükseltilmesidir.

İsa’nın bedeniyle gökte yaşadığına inanmak zorunlu bir iman esası değildir.

Bu görüşü kabul etmeyen bir Müslüman tekfir edilemez.

Şeltût’un fetva kitabında ilgili bölümün başlığı da açıkça “İsa’nın yükseltilmesi, inkâr edenin kâfir olacağı bir inanç esası değildir” anlamındadır. Mahmud Şeltût’un fetvaları, TDV – Mahmud Şeltût

Görüşlerin asıl ayrılma noktası

Mesele

Geleneksel çoğunluk

Abduh–Şeltût yaklaşımı

“Teveffâ”

Uyutmak veya dünyadan tamamen almak

Vefat ettirmek

“Ref‘”

Ruh ve bedenle göğe yükseltmek

Kurtarmak ve makamını yüceltmek

Nisâ 159

İsa’nın ölümünden önce herkes inanacak

Her Ehlikitap mensubu kendi ölümünden önce anlayacak

Zuhruf 61

İsa’nın inişi kıyamet alametidir

İsa’nın yaratılışı kıyamet ve dirilişin delilidir

Hadislerin değeri

İnanç oluşturacak kadar güçlü

Âhâd veya yoruma açık

İkinci geliş

Gerçek ve bedensel

Yok veya manevi anlamda

Benim metin merkezli değerlendirmem

Yalnız Kur’an’a baktığımda üç ayrı kesinlik seviyesi görüyorum:

Kesin olan:

Hz. İsa peygamber ve insandır.

Düşmanları onu öldürüp çarmıha gerememiştir.

Allah onu onların elinden kurtarmış ve yüceltmiştir.

Hz. İsa ölümlüdür.

Kuvvetle muhtemel olan:

“Teveffâ” kelimesinin bağlamdaki temel anlamı vefat ettirmektir.

Hz. İsa düşmanlarından kurtarıldıktan sonra Allah tarafından vefat ettirilmiş ve manevi olarak yükseltilmiştir.

Kur’an’dan kesinleştirilemeyen:

Bedeniyle göğe çıkarıldığı,

iki bin yıldır bedeniyle yaşadığı,

kıyametten önce dünyaya yeniden geleceği.

Bu nedenle “Hz. İsa’nın yeniden gelişi kesinlikle yoktur” demek de Kur’an’ın söylemediği bir şeyi kesinleştirmek olur. Fakat “Kur’an Hz. İsa’nın yeniden geleceğini açıkça bildiriyor” demek de metnin taşıdığından daha güçlü bir iddiadır. Kur’an açısından en ihtiyatlı ifade şudur:

Hz. İsa’nın düşmanları tarafından öldürülmediği kesindir; Allah tarafından vefat ettirilmiş olması daha güçlü görünmektedir. Bedeniyle hayatta olduğu ve yeniden geleceği ise esas olarak hadisler ve geleneksel yorumla kabul edilmektedir.

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.