Yaşar Nuri Öztürk Hoca şu görüşleri dile getirdi:
" Kur'an bize iki kavram veriyor.
Biri infak. Sahip olunan nimet ve değerleri paylaşmak.
Biri de aynı kökten nifak.
İnfakı yerine getirmeyenlere Kur'an, nifak erbabı yani münafık diyor.
Şimdi dinci soytarılar münafığı nasıl tarif ediyorlar?
İnandım deyip de camiye gitmeyen, namaz kılmayan...
Ulan yalan söyleme, kitapsız, imansız adam. Sen bunu hesabına uyduruyorsun Kur'an o değil.
Tam tersine Kur'an diyor ki, 'Münafıklar namaz da kılar, din avukatlığı da yapar hatta bu işi kimseye de bırakmazlar.'
İşte Maun Suresi ortada.
Ama diyor bunlar infakı yerine getirmedikleri için nifaka bulaşmış yani münafıklaşmışlardır.
Kökler aynıdır.
Ragıp İsfahani taşı gediğine koyuyor ve diyor ki;
"Münafık dine bir kapıdan girip, infakı yerine getirmediği için öbür kapıdan din tarafından dışarı atılan kişidir".
Yani dinin menfaatine yarayan kısmında dini sahipleniyor, kendisine sorumluluk, yükümlülük, harcama, çile getiren kısmında dini kaldırıp atıyor, işte Maun mücrimi budur.
Bunlara ne diyor Kur'an biliyor musun?
Din tabelası altında dinsizlik yapanlar diyor. Bunları dinsizlikle suçluyor Maun Suresi.
Ben dinci dinsizlik tabirini literatüre soktum.
Dinci dinsizlik olur mu evet olur.
En tehlikeli, en namert, en kahpe dinsizlik dinci dinsizliktir.
Maun Suresi ortada bunları hiç kimse ıskalayamaz.
Ben de buradayım.
Ben dinsizim diyen birinden kimseye bir zarar gelmez. Onun zararı kendinedir.
Ama birinci sınıf Müslüman benim deyipte Maun Suresi'ni ihlal yoluyla dinsizleşen adam işte en tehlikeli odur, en kahpe dinsiz odur Kur'an'a göre."

