“Hâli pür melâlim” ifadesi, Osmanlıca-Türkçe’de çok kullanılan bir deyimdir.
Doğru yazımı da bu şekildedir: “Hâl-i pür-melâlim”.
Hâl: Durum, vaziyet, hal.
Pür: Farsça kökenli, “dolu” demek.
Melâl: Üzüntü, keder, iç sıkıntısı.
Yani “hâl-i pür-melâl” kelime kelime çevrildiğinde “kederle dolu hâlim, üzüntüyle yoğrulmuş vaziyetim” anlamına gelir.
Edebî dilde, insanın çok üzgün, kırgın, içi dertle dolu ruh hâlini ifade eder. Mesela:
“Hâl-i pür-melâlimi sana arz etmek isterim” → “İçimdeki derin kederi, sıkıntılı hâlimi sana anlatmak isterim.”
Şairler özellikle divan edebiyatında bu ifadeyi çok kullanmışlardır. Daha günlük Türkçede “dertli hâlim, kederli durumum” demektir.
hâlde “hâl-i pür-melâl”i iki yönden açıklayayım:
Tasavvufî Yorum
Tasavvuf ehli için “hâl-i pür-melâl” sadece dünyaya ait keder değildir. Asıl melâl, kalbin Allah’tan uzak düşmesidir.
Dünya gamı gelip geçicidir, ama kalbin Rabbini hatırlamaması hakiki melâldir.
Yunus Emre’nin “Dertli dolap” şiirinde olduğu gibi, kulun içindeki yanış ve özleyiş “hâl-i pür-melâl” diye tarif edilir.
Dervişler bu hâli “hüzün nimeti” sayar, çünkü insanı gafletten sıyırıp Allah’a yaklaştırır.
Yani tasavvuf gözüyle:
“Hâl-i pür-melâlim, Rabbime olan özlem ve dünyadan usanmış gönlümün hâlidir.”
Modern Türkçe Yorum
Günlük konuşmada “hâl-i pür-melâl” derken:
İç sıkıntısı, kederli hâl,
Moralsizlik, hayatın yükünden bunalma,
Dertlerle boğulmuş bir ruh hâli kastedilir.
Mesela bir insan uzun zamandır işsizse, sevdiğinden ayrı düşmüşse veya hayatın adaletsizliklerinden kırılmışsa, “hâl-i pür-melâl” içinde olduğu söylenir.
“Bugünlerde hâl-i pür-melâlimi kimselere anlatamıyorum” dediğinde, “dertlerimle doluyum, moralim çok bozuk” demek ister.
Kısaca:
Tasavvufta: Allah’tan uzaklık hüznü.
Günlük dilde: Dertli, kederli, gamlı hâl.
“Gönlümde bin gam var, dilimde tek kelâm,
Hâl-i pür-melâlim Rabbime aşikâr.”
**“hâl-i pür-melâl”**i üç ayrı üslupta mısralarla yazalım:
Divan Tarzı
“Âh u figân içre gönül, gam ile perîşan,
Hâl-i pür-melâlimi sor, mâhşere dek yan.”
Halk Tarzı (Yunusvari)
“Derdim çoktur dermanım yok,
Hâl-i pür-melâlim saklı değil Hak’tan.”
Modern Tarz
“Yorgun gözlerimde biriken sessizlik,
Hâl-i pür-melâlimi yalnız geceler bilir.”

