El-Kadîr
Her şeye gücü yeten, her şeye bir ölçü/kader takdir eden, her şeyin kadrini kıymetini belirleyen
El-Kadîr aynı zamanda hiçbir şeyi ölçüsüz, sınırsız ve anlamsız yaratmayan, eşsiz ve benzersiz kudretini yarattıklarının ölçü ve kıymetini belirlemede kullanan kudretini kullanmada pasif olmayıp daima aktif olan, takdir edici gücü sınırsız özne demektir.
Kadîr ismi Kur'an'da 45 yerde gelir. Bunların biri hariç, geri kalan 44'ünde Allah için kullanılır. Kadîr ismi Mekke döneminde 18 kez, Medine döneminde 26 kez gelmiş oluyor. Bu mübarek ismin Medine ağırlıklı olması müminlerin iktidarda Allah'ın kudretine şahit olmaları ile yorumlanabilir.
Kur'an'ın nüzul sürecinde ilk kullanıldığı yer Furkân suresinin 54. ayetidir:
"O, sudan bir insan yaratıp ondan soy sop ve hısımlık meydana getirendir. Rabbin, her şeye hakkıyla gücü yetendir."
Allah'ın Kadîr sıfatı kulunun üzerinde ne kadar tecelli ederse, kul o sonsuz kudretten o kadar büyük pay alır. V'allahu alâ külli şey'in Kadîr/ "...Allah her bir şeye Kadîr'dir." uyarısı, iki maksada mebnidir:
1. Her şeye gücü yeten tek varlığın Allah oluşu: Elbette mutlak yaratıcı olan Allah'ın kudreti sonsuz, sınırsız, eşsiz, benzersiz bir kudrettir. Fakat o kudretinin mahkumu değil hakimidir. Allah kudretine yenilmez. Aksine O, kudretini kontrolü altında tutacak kadar Kadîr'dir. Zira kontrolden çıkan güç, güç değil zaaftır. Allah bundan münezzehtir.
2. İnsanın her şeye gücü yetmeyen bir varlık oluşu: Onlarca kez gelen bu formun hatırlattığı ikinci gerçek, insanın asla her şeye gücünün yetmediğidir. İnsan kudret sahibi bir varlıktır. Fakat insanın kudreti kendinden değil Allah'tandır. İnsanın Allah'tan emaneten aldığı kudret ile Allah'a caka satmaya kalkması, ne büyük bir nasipsizliktir:
"Ne göklerde ne de yerde, hiçbir şeyin Allah'ı aciz bırakma imkan ve ihtimali yoktur: Çünkü o Alîm'dir, Kadîr'dir."
Fâtır 35:44
Allah insana iradesinden bir pay verdiği gibi kudretinden de bir pay vermiştir. Daha doğrusu, verdiği iradenin içinde kudreti de vardır. Zaten irade olsa da o iradenin elinde Kudret olmasaydı, iradenin varlığı abes hale gelirdi. Bu durumda insan, Allah'ın emir ve yasaklarına karşı mükellef/ sorumlu olmazdı. Mükellefiyet olmasa iyi ve kötü, sevap ve günah, hayır ve şer, hesap günü ve ahiret, cennet ve cehennem olmazdı.
Allah'ın her şeye gücü yeter buna iman ettik. Peki, Allah gücünü kullanırken hiçbir ilke gözetmez mi? Kur'an'ın bize öğrettiğine göre Allah gücünün yettiği her şeyi yapmamıştır. Gücünün kontrolüne girmek yerine gücünü kontrol altında tutmuştur. Genelde yapabileceği halde yapmadığı şeylerden söz edildiğinde, "ihtimal" bildiren lev (eğer) edatı kullanılmıştır. İşte bir örnek:
"Eğer Allah dileseydi, onların (münafıkların) işitme ve görme duyularını alırdı: Şüphesiz Allah her şeye Kadîr'dir."
Bakara 2:20
Bir başka ayette:
"O dilediğini/ dileyeni bağışlar, dilediğine/dileyene de azap eder; zira Allah her bir şeye Kadîr'dir."
Bakara 2:284
Bu ayet Kadîr olup "her şeye gücü yeten" Allah'ın, bu gücünü ilkesiz ve keyfi olarak kullanmadığına delalet eder. O gücünü kullanırken, kendi zatı için koyduğu prensiplere uygun davranır.
Kadîr Olan Allah'a Dua:
Yâ Kadîr, Yâ Allah!
Ey her şeye gücü yeten Allah'ım!
Ey her şeye bir ölçü ve kader tayin eden Allah'ım!
Ey her şeyin kadrini kıymetini takdir eden Allah'ım!
Ya Kadîr, ya Allah!
Bize nefsimizle baş edecek bir güç ver!
Bize içgüdülerimizi esir alacak bir kudret ver!
Bize derin ve doğru düşünecek bir akliyyet ver!
Bize fıtratı koruyacak bir hikmet ver!
Ya Kadîr, ya Allah!
Bizi senin takdirini istismar edenlerden eyleme!
Sorumsuzluğun adını kader koyanlardan eyleme!
Tembelliğin adını kader koyanlardan eyleme!
Ahmaklığın adını kader koyanlardan eyleme!
Ya Kadîr, ya Allah!
Bizi gör dediğin yerden bakanlardan eyle!
Gösterdiğin hakikati görenlerden eyle!
Esmanı hakkıyla bilenlerden eyle!
Takdirini takdir edenlerden eyle!
Âmîn
(Kur'an'a Göre Esmâ-i Hüsnâ/ Mustafa İslamoğlu)

