DUA’YA DAİR FARKLI BİR BAKIŞ AÇISI
DUA SEKTÖRÜ
Dua; ibadetin, ubudiyetin iliğidir, özüdür der, Peygamber!
Dua samimiyettir. Ciddiyettir.
Dua içten bir yakarıştır!
Ama kesinlikle Allah'ı hizmetçi, emir eri görmek değildir.
Ya da savaşçı, asker görmek! Hasbi tembel erler için savaşacak!
Ya da banka veznedarı!!
Bol bol para dağıtacak, yattığı yerden isteyen ahmaklara!
Ya da aile doktoru değildir! Sağlığına dikkat etmeyenlere şifa dağıtacak!
Ya da çöpçatan değildir! İşi gücü olmayan haytalara eş bulacak!
Ya da emniyet kemeri değildir! Trafik canavarlarını kazadan beladan, koruyacak!
Fensurnâ alâ'l-kavmi'l-kafirîn/ Allah'ım kafirlere karşı bize yardım et!
İyi de Allah; "İn tensurullahe yansurkümüllah / Siz Allah'a yardım ederseniz, Allah da size yardım eder." buyurur.
Yani önce siz! Allah'a, Allah'ın dinine yardım edin!
Erkekler gibi dövüşmeyene, Allah yardım etmez, mesela!
Gücünün yettiği kadar hazırlık yapmayana (siz onu en son teknoloji diye anlayın) Allah yardım etmez!
Ama biz sahtekâr kullar, kendimizi tanrı tahtına oturtmuş, Allah'ı da hizmetçi makamına, emirler yağdırıyoruz! Şunu ver, bunu ver! Bunu kaldır, onu indir!
Oysa fiili duayı yapmadan kavli (sözel) duayı yapmak edepsizliktir! Arsızlıktır.
Hacer annemiz gibi yedi defa gidip, sekiz defa gelmeden eller semaya kaldırılmaz! Ta ki dizlerde derman kalmaz, elimizden başka bir şey gelmez! Ondan sonra eller semaya kaldırılır.
Elin alamanı çalışır, japon çalışır onlara verir de Müslümanlara vermez!
Neden acaba?
Çünkü ol kefere fecere filli duayı tam yapar! Bir Müslümanın yapması gerektiği gibi!
Bizim adımız, onların işi Müslüman!
Dua Tanrının iradesini, takdirini değiştirmez.
Dua; bilakis dua edenin iradesini, azmini kuvvetlendirir.
Bu çelikleşmiş irade de o işin gerçekleşmesini sağlar.
Acayip uyanıkız! Emeksiz yaşamaya alışmışız ya! Bu sefer O'na rüşvet teklif etmeye başlarız. Bak senin kitabından birkaç sure okudum, onun hürmetine! Ver Allah'ım ver!
Nasıl olsa Kur'an sevap makinası! Her harfine on sevap!
Her ne kadar o kitap "İnsan için çalıştığından başkası yoktur" desin dursun!
Son peygamberine salavat gönderdim onun hatırına!
Onu ver, bunu ver!
Bir salavat getiririz, peşinden başlarız.
Tüncînâ bihâ min cemî'ıl ehvâli ve'l-âfât!
Yani; Allah'ım bu salavat hurmetine bizi tüm afetlerden ve korktuğumuz şeylerden kurtar!
Ne kadar kolay değil mi?
Sakallı ve cübbeli evliyalar (siz şeytanlar olarak okuyun) ne demişti. Bir salavat getirene cennette on huri!
Bir salavat getiren 500 kişiyi kabir azabından kurtarıyor!
Bu sakallı şeytanlar burada dursalar gene iyiydi. Durmadılar.
Allah'ın isimlerinde (esmaü'l-hüsnâ) ilhada gittiler. İsm-i Azam icat ettiler. Onu bilen her muradına nail olmaktaydı, nasıl olsa (!)
"Elif, lam, mim" gibi huruf-u mukattalar'da bir takım gizli güçler olduğunu iddia ettiler. Birtakım harfleri yan yana getirince tabiata hükmetmeye başlayabilirdiniz!
Yani cinler periler, melekler hizmetinize giriyor, hüddamınız (cinden bir emir eriniz oluyor) o da size "emret sahibim" diyor.
Alaaddin'in lambasından cin çıkıp, dile benden ne dilersen demesi gibi!
Yani size "mülk-ü lâ yeblâ /sonu gelmez bir mülk" yani Tanrılık vadediyor bu şeytanlar!
Bu şeytanlar şöyle derler; Her bir harfin havası /özel güçleri vardır. Bu harfleri özel bir şekilde dizersen kâinatta tasarrufta bulunabilirsin! Doğaya hükmedebilirsin. Buna da evliya ilmi demişler. Aslında bunlar tam olarak şeytanat ilmidir. Demonolojidir.
Sûfî Tilimsanî der ki; her bir harfin belli zamanlarda bazı tekniklerle çeşitli yerlere yazılıp, belirli sayılarda okunması sonucunda bu harflerle bağlantılı görevli ruhani varlıklarla temasa geçilir, onlardan istikbale dair bilgi alınır, yine onlardan faydalanılır veya birtakım zararlardan korunulur.
Bu şeytanat ilminin uzmanı sakallı ve dahi cübbeli şeytanlar der ki;
“Sad (ص) harfi, cümle ve bütün üzre beşinci alt dereceden hararet ve rutubete sahiptir. Tafsiline gelince: birinci derecede orta hararete sahiptir, birinci mertebeden soğukluk ihtiva eder. Sad: Melekut harflerinden olup bilinen şekildedir, ulvi ve sufli ervahı taşıyıcıdır. Güçlü bir mekâna ve şerif bir zamana sahiptir. Bunun için her kim sıdkile zahir batın isimlerine devam ederse yaratılış alemindeki sırlara şahit olur. Herkim doksan kere sad harfini bir kâğıda yazar, üzerinde taşırsa düşmanına galip gelir. Yine herkim aynı şekilde yazıp üzerine asarsa oruçluyken veya diğer halde açlık hissetmez."
Yine bu Cübbeli ve dahi sakallı şeytanlardan birinin pazarladığı "Esmai Erbain-İdrisiye"de şöyle der;
“Ya Allâh ul Mahmûdu fî külli fiâlih /Ey her bir fiilinde övülmüş Allah”; Bu ismin hassası budur ki, kim Cuma günü namazdan sonra 200 defa okursa; eğer aklından Allah’ın izni ile yerin kendisi için dürülmesi geçse, Allah’ın izni ile bu gerçekleşir. Eğer bulut yahut gök gürültüsü, veyahut şimşek oluşturmak istese, o da olur.
Bu üçüncü esmâ'nın hassası/ özel gücü!
Daha kırk isim var!
Resmen size Tanrılık vadediyor, bu şerefsiz şarlatanlar!
Gördüğünüz gibi girilen bu yolun sonu sihirbazlık ve büyücülükte karar kılar!
Artık yapmanız gereken, yattığınız yerden "İftah yâ simsim /Açıl susam açıl" demek! Abraka dabra türü esrarlı cümleler söyleyip, kâinatı idare etmek!
Nasıl ama!
Resmen Tanrısınız!
Güya Allah'a dua edecektik! Aczimizi, O'na olan fakrımızı itiraf edecektik!
Fiili duayı terk etmenin, emeksiz kazanma sevdasının hazin sonu!
Dünyamızın selameti artık Mehdi'ye, evliyaların himmetine kaldı!
Ahiretimiz de Peygamberin şefaatine!

