Kudüs şehri, dünyanın en eski yerleşim merkezlerinden biridir.
Üç semavi dinin kutsal yerlerini barındıran Kudüs, tarih boyunca defalarca savaşa sahne olmuştur. Hatta bu savaşların bazılarında şehrin büyük bir kısmı yıkılmış ve daha sonra tekrardan inşa edilmiştir.
Kudüs, şu anda Filistin ve İsrail arasında bölünmüş bir şehir konumundadır.
Filistin devleti Kudüs'ü kendi başkenti olarak ilan ederken, İsrail'de kendi başkenti olarak ilan etmeye devam ediyor. Fakat uluslararası toplumlar Kudüs'ü herhangi bir ülkenin başkenti olarak tanımıyorlar.
Kudüs Neden Bizim İçin Bu Kadar Önemli?
Müslümanlar için üç kutsal şehir vardır.
Bunlar;
Mekke,
Medine ve
Kudüs’tür.
Hz. Peygamber; "Ziyaretler ancak üç mekâna yapılır. Mekke'deki Mescidu'l-Haram'a, Medine'deki benim bu mescidime ve Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya." (Müslim, Hac, 511) buyurmuştur.
Peygamberimiz (sav)'ın cariyesi Meymune (ra):
"Ey Resulullah! Bize Mescidi Aksa hakkındaki hükmün ne olduğunu bildir" dedi.
Resulullah (sav) da şöyle buyurdu: "Oraya (Mescidi Aksa'ya) gidin ve içinde namaz kılın."
-Hadisin ravisi dedi ki: "O zaman burası Daru'l-Harb'di (yani Müslüman olmayanların hakimiyeti altındaydı)."
- (Resulullah (sav) sözlerine daha sonra şöyle devam etti): "Eğer oraya gidemez ve içinde namaz kılamazsanız kandillerinde yakılmak üzere oraya zeytinyağı gönderin." (Ebu Davud, Kitabu's-Salat, 14)
İslam alimlerine göre burada belirtilen zeytinyağı bir semboldür. Peygamberimiz (sav) tarafından Kudüs'e ve Mescid-i Aksa'ya önem verilmesi tavsiye edilmiştir.
Nitekim bu tavsiye doğrultusunda Hz. Ömer, Hicretin 14. yılında miladi takvime göre 636 yılında İslam ordularını Suriye, Irak, Filistin ve Mısır cephesinde Yezid b. Ebu Süfyan, Ubeyde b. Cerrah ve Allah'ın kılıcı Halid b. Velid (ra) komutasında göndermiştir.
Bu ordular Allah'ın izniyle zaferden zafere koşmuşlar ve nihayet Kudüs’te bu seferler sonucunda Hz. Ömer'in de Kudüs topraklarına ayak basması ve gayrimüslimlere eman vermesiyle üçüncü haremimiz olan Mescid-i Aksa bölgesi de artık Müslümanların eline geçmiştir.
MESCİD-I AKSA İLK KIBLEMİZDİR
Peygamberimiz (sav)'e Kuran-i Kerim tebliğ edilmeye başladığında, en önemli ibadetlerimizden biri olan namaz Mescid-i Aksa'ya dönülerek kılınmıştır. İlk kıblemizin Mescid-i Aksa'nın Kudüs şehrinde bulunması, bu şehrin tüm Müslümanlar olarak kutsallığını açıkça ifade eder.
İSRA VE MİRAÇ OLAYI
Peygamberimiz (sav)'in Medine'ye hicretinden bir buçuk sene önce Recep ayının 27. Gecesi en büyük mucizelerden biri olan İsra ve Miraç olayı gerçekleşmiştir.
"Âyetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haramdan alıp, çevresini mübârek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir. Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten, her şeyi hakkıyla görendir." (İsra Suresi-1)
Recep ayının 27. gecesi Cebrail (as), Peygamberimiz (sav)'i Mekke'den alıp, Burak adlı bir binek ile Mescid-i Aksa'ya götürdü.
Oradan da Cenab-ı Hakkın kudretine delalet edilen ayet ve bazı alametler birer birer gösterildi ve semaya çıkarıldı.
Semaya çıkarılırken birçok peygamber ile görüştürüldü.
Daha sonra Peygamberimiz (sav), Rabbinin kelamını işitme şerefine erişti ve aynı gece içerisinde tekrardan Mekke'deki hanelerine geri götürüldü.
EVET KUDÜS, PEYGAMBERLER ŞEHRİDIR.......
Kudüs, onlarca peygambere ev sahipliği yapmış bir şehir olmasıyla da İslamiyet’te her zaman ayrı bir yere sahiptir.
Hz. Âdem (as)'dan başlayarak sonraki bütün peygamberlerin ortak dini tevhittir. Nitekim Cenab-ı Hak bütün peygamberlere aynı gerçeği tebliğ ettiğini buyurmuşlardır.
"Sana söylenen senden önceki peygamberlere söylenmiş olandan başka bir şey değildir." (Fussilet, 41/43)
KUDÜS'TEKİ İSLÂMÎ ESERLER
Hz. Ömer (r.a) zamanında Müslümanlar Kudüs'ü kuşatmış ve barış yolu ile şehri fethetmişlerdir. 637 yılının Nisan ayında. Hz. Ömer (r.a) şehrin anahtarlarını Patrik'ten teslim aldıktan sonra halka, güven ve huzur içerisinde dinlerini yaşayacaklarına dair yazılı bir eman vermiştir.
Daha sonra Sırasiyla Emeviler, Abbasiler, Eyyübiler, Memlüklüler ve Osmanlılar'ın hakimiyetinde olan Kudüs yüzlerce İslami eserlerle donatılmıştır.
Özellikle şu an halen var olan birçok Osmanlı eseri ihtişamıyla Kudüs'ün İslam şehri olduğunu göstermektedir.
Ayrıca bugüne kadar ayakta kalan eserlerin birçoğunun restore edilmesi gerekmektedir. Fakat işgalci siyonistler tarafından bu onarımlar engellenerek tamamen yıkılmaya terk edilmektedir.
Kudüs gibi Müslümanların en kutsal üçüncü şehri olan bir yerin işgal altında olması tüm İslam aleminin büyük bir ayıbıdır.
Tarihte zaman zaman Haçlı ve Yahudi işgal girişimleri olmuşsa da, bu girişimler kısa süreli olmuş ve Müslümanlar bu kutsal şehri tekrar tekrar fethedip kurtarmışlardır.
638 yılından 1099 yılına kadar Müslümanların elinde olan Kudüs, 1099 yılında Haçlı orduları tarafından işgal edilmiş ve 88 yıl sonra Selahattin Eyyübi tarafından Kudüs tekrar Müslümanların hakimiyetine geçmiş ve 1917 yılına kadar da Müslümanların hakimiyetinde kalmıştır.
Ecdadımız da 1517 yılında fethettiği Kudüs'e tam 400 yıl boyunca Müslüman, Hristiyan ve Yahudilerin iç içe yaşadığı Kudüs'ü adaletle yönetmiş, bu kutsal şehre büyük eserler bağışlamışlardır.
En büyük arzumuz ecdadımızın ve Kudüs'e hizmet eden diğer tüm İslam devletlerinin olduğu gibi bugünün İslam devletlerinin de direniş hareketlerine güç kazandırması maddi ve manevi desteklerini esirgememesi gerekmektedir.
Kudüs'ün hakimiyetinin şanına yakışır bir şekilde Allah'ın razı olduğu kulların eline geçmesi gerekmektedir.
İnancımız odur ki bir gün mutlaka işgal altındaki Kudüs toprakları kurtarılacaktır. Bu kutsal belde eskiden olduğu gibi şanına ve şöhretine tekrardan kavuşacaktır.
GAZZE
Gazze Müslümanlar tarafından ilk defa Hz. Ebu Bekir'in halifeliği döneminde M.635’te fethedilen tek Filistin şehridir.
Peygamberimiz Hz. Muhammed'in SAV büyük babası Haşim bin Abdimenaf'ın defnedildiği şehir olarak bilinmektedir.
Dün atalarımız Osmanlı topraklarından olan Filistin’de Gazze'de bugün İslam düşmanları kafir Yahudiler, Siyonistler Müslüman ve savunmasız kadın çoluk çocuk kanı akıtıyor.....
Başta katil Netenyahu ve baş katil destekçisi BİDEN olmak üzere İsrail, Amerikan ve İsrail’in katliamına destek veren tüm ülke basın ve yayın kurum ve kuruluşları YALAN SÖYLÜYOR….
YALAN VE İFTİRA ya devam ediyorlar...
YAHUDİLER, sadece insanlara değil, ALLAH TEÂLÂ’YA BİLE İFTİRA EDİP YALAN İSNAT ETMİŞLERDİR......
1- “…Onlar (Yahudiler), bile bile Allah'a karşı yalan söylerler…” (Âl-i İmrân, 3/75)
2- “Allah, ‘Şüphesiz Allah fakirdir, biz zenginiz.’ diyenlerin (Yahudilerin) sözünü elbette duydu…” (Âl-i İmrân, 3/181)
3- “(Bir de) Yahudiler ve Hristiyanlar, ‘Biz Allah’ın oğulları ve sevgili kullarıyız’ dediler. De ki, ‘Öyleyse (Allah) size neden günahlarınız sebebiyle azap ediyor? Hayır, siz de O’nun yarattıklarından bir beşersiniz.’…” (el-Mâide, 5/18)
4- “Bir de Yahudiler, ‘Allah’ın eli bağlıdır (cimridir)’ dediler. Hay kendi elleri bağlanası ve söylediklerinden ötürü lanete uğrayasıcalar! Hayır, O’nun iki eli de açıktır, dilediği gibi verir…” (el-Mâide, 5/64)
LANET OLSUN SİZE PİS KATİL YAHUDİLER ve KANDAN BESLENEN DESTEKÇİLERİ!.......
لعنة الله على الظالمين
Biz ise Türkiye olarak 3 günlük yas ilan ettik, ama bu yetmez. Maalesef, İslam dünyası sessizliğe bürünmüş, ölü toprağı serpilmiş gibi görünmektedir.
Umreye giden bir kardeşimiz Filistin için dua ettiğinden tutuklanabiliyorsa vay Müslüman dünyanın haline ! Artık aslına dönmesi gereken İslam Dünyası birleşerek ortak yaptırımlar ortaya koymalıdır. Tüm Müslümanlar, maddi manevi güçlerini birleştirmeleri gerekmektedir.
Türkiye ve İslam Dünyası, İsrail’le ticari ilişkilerini yeniden gözden geçirmeli, gerekirse İslam ülkeleriyle ortaklaşa büyükelçiler geri çekilmelidir.
Türk Halkı ve İslam Dünyası, İsrail mallarını acilen boykot etmeli, müminler sünnete uygun BUĞZETMELİ ve her şeyden önemlisi Müslüman Türk Milleti, Gazze'ye maddi destek yanında, Manevi Dualar desteğini artırmalıdır...
Kısaca GAZZE için DUA ORDULARI kurulması teşvik edilmeli ve sayıları artırılmalıdır.
Vesselam
Dr. Mustafa MALKOÇ
Eğitim Bilimleri Uzm.
Kestel-BURSA

