Büyük İskender'in üç son arzusu
Bu hikâyenin kaynağı, antik dünyanın önemli tarihçi ve biyografi yazarlarından Plutarkhos'un (MS 46-120) "Paralel Hayatlar" (Βίοι Παράλληλοι) adlı eserinde, Büyük İskender'in hayatı bölümünde geçmektedir.
Hikâyenin en eski ve en otantik anlatımı, aşağı yukarı şu şekildedir:
Plutarkhos, "İskender'in Hayatı", 76. Bölüme dayanan anlatım:
Ölüm döşeğinde, gücünün azaldığını hisseden İskender, en yakın komutanlarını ve generallerini yatağının başına çağırdı. Onlara, öldüğü zaman yerine getirilmesini istediği üç son arzusunu şöyle iletti:
1. "Vasiyettir ki, tabutum sadece ve yalnızca ülkenin en ünlü ve en yetenekli doktorları tarafından taşınmalıdır."
2. "Mezar yolculuğu boyunca, hazinemin altınını, gümüşünü ve değerli mücevherlerimi, toprağa serpilmiş halde görmelisiniz."
3. "Üçüncü ve son vasiyetimse, ellerimin, tabutun dışına, herkesin görebileceği şekilde sarkıtılmasıdır."
Etrafındakiler şaşkınlık ve hüzün içindeydiler.
Sonunda, yakın dostlarından biri cesaretini toplayıp sordu:
"Ey kral, bu sıra dışı isteklerinizin ardındaki anlam nedir? Bunları neden istiyorsunuz?"
İskender, güçlükle nefes alarak ve bilgeliğinin son kıvılcımlarını gözlerinde taşıyarak, her bir vasiyetini şöyle açıkladı:
1. Doktorlar hakkında:” İlk vasiyetimle, tüm dünyaya, en yetenekli doktorların bile ölüm karşısında hiçbir gücü olmadığını göstermek istiyorum. Onlar hastalıkları iyileştirebilir, ancak ölüm kaderinden kimseyi kurtaramazlar. Bu, insanlığın acizliğine dair bir derstir."
2. Hazine hakkında:” İkinci vasiyetimle, bu dünyada bir ömür boyu kazanıp biriktirdiğim servetin ne kadar boş olduğunu göstermek istiyorum. Ben öldükten sonra bu hazine toprağa karışacak ve ben onu beraberimde götüremeyeceğim. İnsanlar, servetin geçiciliğini ve gerçek zenginliğin maddi şeylerde olmadığını görsünler."
3. Eller hakkında: "Üçüncü ve son vasiyetimle ise, herkese en basit ve en derin gerçeği hatırlatmak istiyorum: Tıpkı bu dünyaya boş ellerle geldiğimiz gibi, ondan da boş ellerle ayrılırız. Elde ettiğimiz hiçbir şey, hükümdarlık, servet veya zafer, bizimle mezara gitmez. En değerli varlığımız olan zamanımız tükendiğinde, geriye hiçbir şey kalmaz."
Orijinallik ve Kaynak Notu:
Bu hikâye, tarihi bir gerçeklikten ziyade, didaktik (öğretici) bir anekdottur. Tarihçiler, Plutarkhos'un bu hikâyeyi İskender'in karakterini ve ölümün evrenselliği üzerine bir ahlaki ders vermek amacıyla aktardığını düşünür.
En güvenilir antik kaynak olarak kabul edilen Arrianos'un "Anabasis" (İskender'in Seferi) adlı eserinde böyle bir vasiyet listesi geçmez. Arrianos, İskender'in son günlerini daha sade ve tarihsel bir dille anlatır.
Bu nedenle hikâye, tarihten ziyade edebiyat ve felsefe dünyasında, özellikle Stoacı ve Kinik felsefenin "dünyevi şeylerin boşluğu" (vanitas) temasını vurgulamak için yaşatılmıştır.
Sonuç olarak: Hikâyenin en eski ve en otantik kaydı, yukarıda aktarıldığı gibi Plutarkhos'un "Paralel Hayatlar" eserindedir ve amacı, Büyük İskender'in bile ölüm karşısındaki acizliğini ve maddi dünyanın geçiciliğini vurgulamaktır.

