Kültür ve Sanat
Yayınlanma : 21 Ekim 2025 13:17
Düzenleme : 21 Ekim 2025 13:21

Bir Yerlerde Tıkandıysa Hayat...

Bir Yerlerde Tıkandıysa Hayat...
Can Dündar, hayatın durağanlaştığı anlarda insanın kendine dönmesi, yenilenmesi ve küçük mutlulukların değerini fark etmesi gerektiğini hatırlatıyor.

Can Dündar, “Bir yerlerde tıkandıysa hayat...” başlıklı yazısında, modern insanın sıkışmışlığını, kaybolan heyecanlarını ve unutulan değerlerini hatırlatıyor.
Hayatın hızına kapılıp ruhunu yitirenlere, “Dur ve yeniden başla” diyen Dündar; dağlara, doğaya, insana ve sevgiye dönüşün yol haritasını çiziyor.
Yazar, küçük mutlulukların farkına varmanın, başkasını anlamanın ve yaşamı ertelemeden yaşamanın önemini sade ama derin bir dille anlatıyor.

 

Bir Yerlerde Tıkandıysa Hayat...

Bir yerlerde tıkanıp kaldıysa
hayat, soluk almak güçleştiğinde,
Yüreğin susup, mantığın sürüklemeye başladığında ayaklarını,
Dağlara dönmeli yüzünü insan.

 
Yeni patikalar, yeni yollar seçmeli, yüreğini ferahlatacak;
Yeni insanlarla 'tanışmalı, yeni keşifler yapacak...
Hep isteyip de bir gün yaparım diye ertelediği ne varsa,
Gerçekleştirmeyi denemeli!

 
Her geçen gece, ölüme bir gün daha yaklaştığını, zamanın bir nehir,
Kendisinin bir sal olup da O dursa da yolculuğun devam ettiğini anlamalı.

 
Baş döndürücü bir hızla geçiyorsa birbirinin aynı günler,
Her aksam aynı can sıkıntısıyla eve giriliyorsa,
Değiştirmeye çalışmalı bir şeyleri;
Küçük şeylerle başlamalı belki; örneğin, birkaç durak önce inip
Servisten, otobüsten; yürümeli eve kadar, yüreğine takmalı güneş gözlüklerini;
Gördüğünü hissedebilmeli!

 
Sağlığını kaybedip, ölümle yüz yüze gelmeden önce,
Değerli olabilmeli hayat!
İlla büyük acılar çekmemeli, küçük mutlulukları fark etmek için!

 
Başkasının yerine koyabilmeli kendini;
Ağlayan birine "gül", inleyen birine "sus" dememeli!
Ağlayana omuz, inleyene çare olabilmeli!

 
Şu adaletsiz, merhametsiz dünyaya ayak uydurmamalı;
Sevgisiz, soysuz kalarak!
Dikeni yüzünden hesap sormak yerine gülden,
Derin bir soluk alıp, hapsetmeli kokusunu içine...
Günesin doğusunu seyretmeli arada bir, seher yeli okşamalı saçlarını...
Karda, yağmurda; sevincine, coşkusuna; fırtınada boranda;
Öfkesine, isyanına ortak olabilmeli doğanın!

 
Bir çocuğun ilk adımlarında umudu; bir gencin düşlerinde geleceği;
Bir yaşlının hatıralarında geçmişi görebilmeli!

 
Çalışmadan başarmayı, sevmeden sevilmeyi, mutlu etmeden mutlu Olmayı beklememeli!

 
Ama küçük, ama büyük; her hayal kırıklığı, her acı;
Bir fırsat yaşamdan yeni bir şeyler öğrenebilmek için; kaçırmamalı!
Çünkü; hiç düşmemişsen, el vermezsin kimseye kalkması için, hiç
Çaresiz kalmamışsan, dermanı olamazsın dertlerin; ağlamayı 
bilmiyorsan,

 
Neşesizdir kahkahaların;
Merhaba dememişsen, anlamsızdır elvedaların...
Ne herkesi düşünmekten kendini ne kendini düşünmekten herkesi
unutmamalı!
Bilmeli; çok kısa olduğunu hayatın; hep vermek ya da hep almak için...
Sadece, anlatacak bir şeyleri olduğunda değil,
Söyleyecek bir şey bulamadığında da dinleyebilmeli!
Aklı ve kalbiyle katılabilmeli sohbetlere...

 
Hafızası olmalı insanın; hiç değilse, aynı hataları, aynı bahanelerle
tekrarlamaması için!
Soruları olmalı, yanıtları bulmak için bir ömür harcayacak!
Dostları olmalı, ruhunun ve zihninin sınırlarını zorlayacak!
Herkese yetecek kadar büyük olmalı sevgisi;
Ama, kapasitesi sınırlı olmalı yüreğinin ki, hakkını verebilsin
sevdiklerinin;

 
Zaman bulabilsin;
Bir teşekkür, bir elveda için...
Yaşam dedikleri bir sınavsa eğer;
Asla vazgeçmemeli sevmek ve öğrenmekten;
Ama, herkesi sevemeyeceğini de her şeyi bilemeyeceğini de fark
edebilmeli insan!
Tıpkı, her şeye sahip olamayacağı gibi...
Zamanın ninnisiyle, uykuda geçirmemeli hayatı...!

 
Can Dündar

 

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.