Türk halk edebiyatının en büyük isimlerinden Âşık Veysel, sadece sazıyla ve sözleriyle değil, yüreğindeki derin insanlık ve aşk anlayışıyla da tanınır. Eşinin başka birine âşık olup evden kaçtığı gece, Veysel’in onun pabuçlarının içine tüm parasını ve anlamlı bir not bırakması, gönül genişliğini ve sevginin gerçek halini ortaya koyan etkileyici bir hatıraya dönüşmüştür. “Güzelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa” sözleriyle taçlanan bu hikâye, onun yüreğinin büyüklüğünü bir kez daha gözler önüne seriyor.
Güzelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa.
Âşık Veysel evli olduğu zamanlarda eşi başka bir adama âşık olur ve kaçmaya karar verir.
Gece uyumak için yataklarına girdikten sonra eşi kalkar, bohçasını da aldıktan sonra pabuçlarını giyer ve ardına bakmadan kaçmaya başlar.
Biraz aradan sonra ayağına bir şeyin vurduğunu fark eder. Pabuçlarını çıkarttığında gördüğüne inanamaz.
Âşık Veysel’in tüm parası oradadır.
Kaçacağını anlayıp sahip olduğu her şeyi eşine bırakmış.
Ayrıca parayla beraber bir kâğıt bulur.
Ve o kâğıtta şu yazar:
"al bu para ananın ak sütü gibi helal olsun, gittiğin yerde kendini ezdirme.
Bir de güzelliğin on para etmez bu bendeki aşk olmasa.

