ALLAH’IN RAHMETİNDEN ÜMİDİNİ ASLA KESME
Şüphesiz ki ALLAH, ŞİRK’in dışındaki – tövbe etmek şartına dahi bağlı olmadan- (dilediği kimseler için) TÜM GÜNAHLARI BAĞIŞLAR. Çünkü ALLAH, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir."
ZÜMER 53.De ki: "Ey kendi aleyhlerine haddi aşmış kullarım, Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir."
ZÜMER 53 - De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
(Zümer 39/53) Onlara şu sözü söyle: “Ey kendilerini aşırı davranışlara sürüklemiş Allah kulları! [1*] Allah’ın merhametinden (ikramından) umut kesmeyin. Allah bütün günahları bağışlar. O hem bağışlar hem de ikramda bulunur [2*].
[2*] İşlenen günah ne olursa olsun, terk edilerek tevbe edilir ve doğru yola girilirse Allah, günahı bağışlamakla kalmaz, onu sevaba çevirerek ikramda da bulunur. (Furkan 25/68-71)
ASLA ÜMİT KESME
– BU AYET İLE ALLAH SENİ ÜMİDE TEŞVİK EDERKEN
– SEN NASIL ÜMİTSİZ OLABİLİRSİN?
– ÜMİDİ VERENE TESLİM OL
HANGİ GÜNAHI – İŞLEMEDE – İŞLERSEN İŞLE- ASLA VE ASLA ALLAH’A ORTAK KOŞMA.
Açıklayıcı, bağlantılı, benzer, destekleyici, pekiştiren ayetler:
Zümer 53: "De ki: Ey kendilerine kötülük eden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayan, çok merhamet edendir."
- Nisa 48: "Şüphesiz ki Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz; bunun dışında kalan (günah)ları, dilediği kimse için bağışlar. Kim Allah'a ortak koşarsa, doğrusu pek büyük bir günah işlemiş olur."
- Furkan 70: "Ancak kim tevbe eder, iman eder ve salih amel işlerse, işte Allah onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir."
NİSÂ 48. Doğrusu Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Ondan başkasını ise dilediğine bağışlar. Kim Allah'a ortak koşarsa pek büyük bir cinayeti iftira etmiş olduğunda şüphe yoktur.
NİSÂ 48 - “Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını (günahları) dilediği kimse için bağışlar”. :
NİSA 48 – Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını dilediği kimse hakkında bağışlar. Allah’a ortak koşan kimse büyük bir günah işleyerek iftira etmiş olur.
ZÜMER 53- De ki (Allah şöyle buyuruyor): “Ey kendi aleyhlerine olarak günahta haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah (dilerse) bütün günahları bağışlar; doğrusu O çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.”
AÇIKLAMA
“Haddi aşmak”tan maksat, günahlara dalarak Allah’ın hükümlerini çiğnemektir. “Kendi aleyhlerine olarak” diye çevirdiğimiz alâ enfüsihim deyimiyle, günah işleyen kişinin, her şeyden önce kendi ruhunu ve hayatını kirletmiş, kendisine zarar vermiş olacağına dikkat çekilmektedir (Râzî, XXVII, 4). Bu âyet, Allah’ın rahmet ve affının asla ümitsizliğe izin vermeyecek derecede geniş olduğunu en açık bir şekilde ortaya koyan ilâhî müjde olarak değerlendirilir. Allah’ın iradesini sınırlayacak hiçbir güç bulunmadığı için O’nun bağışlama yetkisine belli şartlarla sahip olduğu gibi bir görüş de ileri sürülemez.
Bununla birlikte âyetin “Allah bütün günahları bağışlar” meâlindeki bölümünü, O’nun bir taahhüdü olarak anlayıp, inanan inanmayan, tövbe eden etmeyen, kendisine yönelen yönelmeyen herkesi bağışlayacağını düşünmek, kaçınılmaz olarak dinî ve ahlâkî gevşekliğe hatta anarşiye yol açar. Öte yandan kural olarak Kur’an’ın bir âyetini bütününden kopararak tek başına değerlendirmek ciddi yanlışlar doğurabilir.
Nitekim bu âyette “Allah bütün günahları bağışlar” buyurulurken, Nisâ sûresinin 48 ve 116. âyetlerinde aynı ifadelerle, “Allah kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını dilediği kimse hakkında bağışlar” buyurulmuştur. Görüldüğü üzere burada Allah’a ortak koşanların bağışlanmayacağı açıkça belirtildiği gibi bunların dışında kalanları bağışlaması da mutlak olarak ifade edilmeyip Allah’ın dilemesi şartına bağlanmıştır. Yanlış anlama ihtimalini önlemek düşüncesiyle konumuz olan âyetin meâlinde bu şartı (dilerse) şeklinde göstermeyi yararlı gördük. Esasen bir sonraki âyet de Allah’ın affına lâyık olabilmek için her şeyden önce O’na yönelip teslim olmak gerektiğine işaret etmektedir. Bununla birlikte Ehl-i sünnet âlimleri, affın tövbe şartına bağlı olmadığını belirtmişler; bu şartı ileri sürenlerin keyfî olarak âyetin kapsamını daralttıklarını savunmuşlardır (bk. Şevkânî, IV, 538; Allah’ın affının kapsamı konusundaki değişik görüş ve yorumlar hakkında bilgi için bk. Nisâ 4/48).
Kaynak: Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 627-628

