Ekren, 2026’ya girerken temkinli bir iyimserlik gerektiğini vurguladı.
“İKİ GERÇEK AYNI ANDA YAŞANDI”
Bağımsız Kamu Denetçisi ve Mali Müşavir Abidin Ekren, Türkiye ekonomisinin 2025 performansını değerlendirirken, aynı anda iki farklı gerçeğin varlığına işaret etti. Ekren’e göre bir yandan enflasyonla mücadelede belirli bir mesafe kat edilirken, diğer yandan toplumun geniş kesimleri açısından ekonomik sıkıntılar derinleşerek devam etti.
2025 yılının yüzde 30,9 enflasyon oranıyla kapanmasının, son dört yılın en düşük seviyesi olması açısından teknik olarak olumlu bir gelişme olduğunu belirten Ekren, bu durumun yaşanan refah kaybının telafi edildiği anlamına gelmediğini ifade etti.
KOBİ’LER VE İŞ DÜNYASI ZOR BİR YIL GEÇİRDİ
Ekren, 2025’in özellikle iş insanları, KOBİ’ler ve ticari işletmeler açısından zorlu geçtiğini vurguladı. Yüksek maliyetler ve daralan talep arasında sıkışan işletmelerin finansmana erişimde ciddi sorunlar yaşadığını belirten Ekren, kredi maliyetlerinin küçük ve orta ölçekli işletmeler üzerinde ağır bir baskı oluşturduğunu söyledi.
Büyük ölçekli firmaların süreci görece daha rahat yönetebildiğini ifade eden Ekren, KOBİ’ler için ise ayakta kalmanın dahi başlı başına bir mücadeleye dönüştüğünü kaydetti. Bu nedenle birçok işletmenin yatırımlarını ertelediğini, kapasite artışından kaçındığını ve risk almaktan uzak durduğunu dile getirdi.
ÇALIŞANLAR VE EMEKLİLER ALIM GÜCÜ KAYBINI DERİNDEN HİSSETTİ
Çalışan kesimlerin 2025 yılında da alım gücü kaybını yoğun şekilde yaşadığını belirten Ekren, memurlar, işçiler ve emekliler açısından ücret artışlarının çoğu zaman yüksek enflasyon karşısında yetersiz kaldığını ifade etti.
Özellikle gıda, kira ve enerji fiyatlarındaki artışların, sabit gelirli kesimleri daha kırılgan hale getirdiğini vurgulayan Ekren, emeklilerin ise ekonomik sıkıntının en görünür yaşandığı gruplardan biri olduğunu söyledi.
EKONOMİK AHLAK DA SINANDI
Türkiye ekonomisinin son yıllarda ilk kez bu denli uzun soluklu bir kriz süreciyle karşı karşıya kaldığını belirten Ekren, bu durumun piyasa davranışlarını da olumsuz etkilediğine dikkat çekti.
Fırsatçılık, aşırı ve gerekçesiz fiyat artışları ile maliyetlerle açıklanamayan zamların birçok sektörde yaygınlaştığını belirten Ekren, bu yaklaşımın enflasyonla mücadeleyi zorlaştırdığını ve toplumsal adalet duygusunu zedelediğini ifade etti.
2026 İÇİN TEMKİNLİ İYİMSERLİK UYARISI
2026 yılına girerken enflasyonun düşüş eğilimine girmesinin olumlu bir sinyal olduğunu belirten Abidin Ekren, bu iyileşmenin küresel yavaşlama, jeopolitik riskler ve iç yapısal sorunlar dikkate alınmadan kalıcı hale gelmesinin zor olduğunu söyledi.
Ekren, ekonomik istikrarın sürdürülebilir olabilmesi için yapısal reformlara, adil piyasa düzenine ve toplumun tüm kesimlerini kapsayan politikaların hayata geçirilmesine ihtiyaç olduğunu vurguladı.

