EKONOMİYİ DÜZELTECEK AŞIYI DA BULMALIYIZ!

Yeminli Mali Müşavir Ahmet Gündüz: Covid-19 virüsü, geliştirilecek aşılarının sonucunda 2021 yılının sonlarına doğru tehdit olmaktan çıkacaktır. Fakat ülkeler açısından ekonominin toparlanması ancak 2022 yılının sonlarına doğru gerçekleşebilecektir. Ülkeler eğer ekonomilerini düzeltecek bir aşı (uygulamalar) geliştiremezlerse; sıkıntıların geçiştirilmesi insanlığın refahı için yeterli olmayacaktır.

Yeminli Mali Müşavir Ahmet Gündüz, her yıl  geleneksel olarak röportaj yaptığımız özel bir isim. Gündüz’ün ön plana çıkan en önemli özelliği; sahip olduğu vasfı dolayısı ile ekonominin içinde yaşayan, gelişmeleri yakından takip eden biri olması. Siyasi saplantılardan uzak, tarafsız ve uzman bir gözle gidişatı yorumlayabilen, eldeki verileri değerlendirerek neler olabileceği noktasında isabetli öngörüleri bulunan röportaj konuğumuzun, her söylemini dikkate almanızı öneriyoruz.

İşte Ahmet Gündüz’e yönelttiğimiz sorular ve aldığımız cevaplar.

İnsanlık 2020 yılında (depremler, seller, kasırgalar, yangınlar, iç savaşlar, çatışmalar, siyasi krizler ve son olarak da koronavirüs salgını) felaketler zinciri ile karşılaştı. Bu vahim tablo halen devam ediyor.  Siz bu durumu ekolojik, sosyolojik ve jeopolitik açıdan nasıl değerlendiriyorsunuz; dünya nereye doğru gidiyor?

Metin Bey, 2020 yılının başlarına doğru başlayan ve ne zaman biteceğini kestiremediğimiz Covit-19 salgını dünyayı etkilediği gibi bizi de çok derinden etkiledi. Hayatımızda doğru bildiğimiz çok şey değişti. Pandemi ile dünya yeni bir döneme girmiş oldu.

Bize göre bu salgın, 1929 yıllarındaki ekonomik buhran gibi; hem ekonomik, hem de sosyal yaşantımızda çok şeyin değişmesine yol açtı. Yaşantımızın yeniden şekillendiği bir döneme geçişe neden oldu. Sosyal hayatta  mesafe ve hijyen kuralının ne kadar önemli olduğunu hatırlattı.  Özellikle hijyen ve temizliğin önemini tüm dünya milletlerine öğretti. Biz dünya genelindeki birçok ülkeden ‘temizlik’ anlamında artı puana sahip bir ülkeyiz.

Pandemi ile Yeni Dünya kuralları yazılmaya başlandı. Artık dijital paraya, temassız alışverişe, internet üzerinden sipariş vermeye, iş dünyasında  uzaktan çalışmaya, eğitimde uzaktan eğitim modellerine geçmiş bulunuyoruz. Bundan sonra da başka yenilerimiz eklenerek artacak.

Pandemi ilan edilmesi ile birlikte hem dünya hem de Türkiye ölçeğinde ekonomik bir buhran yaşanmakta. Bu durumu yakın geleceği de göz önünde bulundurarak nasıl değerlendirirsiniz?

Değerli dostum, sizinle yıllardır ekonomik, politik ve jeopolitik çok sayıda röportaj yaptık. Bunların en başında gelen konulardan biri ‘ekonomi ve ticaretti.’

Biz pandemi öncesi; 2008 ve 2018 yıllarında dünya genelinde yaşanmış ekonomik krizlerin, ülkemiz ekonomisini çok etkilemeyeceğini, hatta teğet geçeceğini söylemiştik. Doları 2018 kasım aylarından itibaren 5,25 ile 5,75 bandına gerileyeceğini belirtmiştik.

Şimdiki durum öncekilere göre farklı! Pandemi dünya ekonomilerinde bir daralmaya sebebiyet verecektir. Dünya pandemi süreci ile birlikte duraklamaya girmiştir. Bu nedenle doğal olarak ülkemiz de bundan etkilenmekte.

Benim öngörüm; 2021 yılının ikinci çeyreğinde bir ilaç üretiminin yapılacağı ve bu ilaç sayesinde, insanların  salgına yakalansa bile iyileşmesinin kolaylaşacağı yönündedir. Böylelikle 2021 yılı sonlarına doğru dünya genelinde salgın kontrol altına alınabilecek ve kişiler Covit-19 salgınını bir grip salgını gibi atlatabileceklerdir.  Ancak ülkelerin ekonomilerini toparlaması ve salgının unutulması 2022 sonlarını bulacaktır diye düşünmekteyim.

Siz geçmiş röportajlarınızda dolar, euro, altın, borsa kavramlarından hareketle piyasa analizleri yapmış ve vatandaşlara da nasıl hareket etmeleri gerektiği noktasında tavsiyelerde bulunmuştunuz. Geriye dönüp baktığımızda bu tavsiyelerinizin isabetli bir öngörü olduğunu görüyoruz. Bu dönemde de özellikle dolar ve altında sıra dışı hareketlilikler yaşanmakta. Bu noktada da günü ve yakın geleceği değerlendirir misiniz?

Biz önceki yıllarda yaptığımız ekonomik değerlendirmelerde hep ‘altına yatırım yapın’ demiştik. Dövizde kısa vadeli dalgalanmalar beklemediğimizi belirtmiştik. Bu güne geldiğimizde dövize zaman zaman geçişlerin olduğunu gözlemliyoruz. Ancak yıllar itibari ile bakıldığında dövizden çok altına yatırım yapanların kazandığını görmekteyiz. Bu günlerde dövizde bir hareketlenmenin olduğunu görmekteyiz. Bize göre dövizdeki hareketlenme sonucunda dolar, kasım 2020 başlarında 6.85 – 7.30 bandına gerileyecektir. Örneğin son beş yılda altın 182 TL’den 773 TL yükselmiştir. Beş yıl önce 31 USD olan gram altın bu gün 71 USD’dir. Bu nedenle 2015 yılına 3.05 olan USD kuru, bugün 7,66 TL olmuştur.

Bizim 2020 yıl sonu dolar kur tahminim 7,30 TL’dir. 2022 son çeyreğinde dolar kurunu 7,80 TL civarında beklemekteyiz.  Önümüzdeki yıllarda doların dünya parası olma özelliğinin azalacağını, 2025 yıllarına gelindiğinde doların yerine yeni bir para biriminin konuşulmaya başlanacağını öngörüyoruz. Banknotlar ve dolar, Euro veya TL gibi yerel para birimleri yerine dünya para birimine (WORLD MANEY’S) dönüşüm başlayacaktır. Bu para biriminin tüm devletler tarafından da kabul edilmesi gerçekleşecektir.

Türkiye ‘sanal para’ kullanımına baktığımızda 243 milyon kredi kartına ulaştık. Son bir yıl içerisinde 20 milyon kredi kartından internet alışverişi yapıldı. Ayrıca internetten kartlı ödemelerin toplamı, toplam kartlara oranı % 25’i buldu. Bu da ülkemizde bile banknot yerine kredi kartlarının ve sanal ödemelerin gelecekte çok etkin ve yaygın olacağının delilidir.

Sizce Türkiye pandemi dönemini (siyasi bir bakış açısının dışında) nasıl geçirdi – geçiriyor? Katkı sunmak kastı ile tavsiyeleriniz neler olabilir?

Biz pandeminin başladığı ilk günlerden itibaren ekonominin nabzını tutmaya başladık. Hükümete 11 maddelik bir öneri paketi ilettik. Bunların başında mükelleflere ait tüm beyannamelerin 3 ay süreyle ertelenmesi, mükelleflerin vergilerinin 3 ay ertelenmesi, mükelleflerin SGK bildirimleri ve ödemelerinin 3 ay ertelenmesi, ödeme gücü olmayanlara 6 ila 12 aya kadar taksit imkanının getirilmesi, pandemi nedeniyle çalışamayan işçilere 3 ay süreyle maaş desteği verilmesi, Gelir ve Kurumlar Vergi Beyannamelerinin temmuz ayı sonuna kadar uzatılması, emekli maaşları, işsizlik ödemelerinin tüm bankalardan ödenmesi, vergilerini düzenli ödeyen mükelleflere indirim uygulanması (% 5 gibi), sendikal grev, lokavt ve işçi çıkarılmasının yasaklanması, hükümet tarafından kapatılan işyerlerin kiralarının % 50 İndirimli ödenmesi gibi önerilerde bulunduk. Tüm mükelleflerin mücbir sebep haline dahil edilmesini talep ettik. Sonrasında gelir idaresine; eğitim sektöründe ve yiyecek, içecek sektöründeki KDV’lerin indirilmesini talep ettik.

Hükümetimiz bu uygulamalardan bir çoğunu hayata geçirerek ekonomiyi destekledi. Vergi mükelleflerinin rahatlamasına yardımcı oldu. Bu dönemde sağlık çalışanları çok özverili şekilde çalıştılar. Tüm sağlık ordumuza teşekkür ederiz. Ayrıca devletin vergi gelirlerinden mahrum kalmaması için muhasebeciler, mali müşavir ve yeminli mali müşavir meslektaşlarım da sağlık personellerimiz gibi; mükelleflerinin ve firmalardaki işçilerin mağdur olmaması için, hükümetin açıkladığı desteklerden yararlanabilmek yönünde gece gündüz çalıştılar. Değerli meslektaşlarımı da bu konuda öz verili çalışmaları için kutluyorum.

Yine geçmişteki röportajlarınızda ‘vergilerin düşürülmesi gerektiğini’ savunmuştunuz. Mevcut hükümet kısa süre önce birçok kalemde vergi indirimine girdi. Sizce bu yeterli mi? Ekonominin daha işler hale gelebilmesi; esnafların, iş insanlarının ve vatandaşlarının rahatlatılması için neler önerebilirsiniz?

Değerli dostum, hükümetimiz esnaf ve sanayiciyi, pandemiden etkilenen tüm grupları rahatlatacak önlemler almıştır. Tabi ki bunlar yeterli değildir. Ekonomik istikrar için mutlaka ekonomiyi hareketlendirecek ek tedbirler alınması gerekir.

Bunlardan en önemlileri şunlardır:

1.Gelir ve Kurumlar Vergisi tarifelerini bir yapıp, oranını tek oranlı ve % 15’e belirlemek

2.Genel KDV oranını % 1’e indirmek, indirim mekanizmasını kaldırmak, Bu mümkün değilse en azından genel KDV oranını 10’a düşürmek

3.Yiyecek, içecek, gıda ve eğitim gibi zorunlu harcamalarda KDV oranını % 1’e devamlı düşürmek,

4.Bilanço esasına geçiş hadlerini yükseltmek. Alış: 500 bin, satış: 100 bin TL’yi aşanların defterlerini  bilançoya esasına geçirmek

5.Mükelleflerin tümünü E-Arşiv fatura kesmeleri yönünde teşvik etmek

6.Şirketten, şahıs mükellefiyetine kolay geçişi sağlamak

7.İşyeri kira gelirlerinden kesilen stopaj oranını devamlı % 10’da bırakmak

8.E-Fatura ve E-Defter uygulamalarını tüm bilanço esasındaki mükellefler için uygulatmak

9.Vergi taksitlendirmesi ve matrah artışını 7143 sayılı kanun gibi bir kez daha çıkarmak

10.Yeni personel istihdam eden herkese şartsız 6 ay SGK desteği saplamak

11.KDV kod sistemini devre dışı bırakmak, dürüst mükellefleri ödüllendirmek, sahte fatura kesenler yüzünden müteselsil sorumluluk uygulamamak

12.Ödemelerini zamanında ödeyen veya erken ödeyen mükellefi de indirim yaparak ödüllendirmek.(% 5 Erken Ödeme İndirimi gibi)

Vergi mükelleflerini bürokraside boğmadan, sade ve anlaşılır mevzuat ve vergiler koymak gerekir. Böylece vergi mükellefleri kolayca vergi, maliyet, gelir gider dengesini kurabilecektir.

Umarım sorularınıza yeteri kadar cevap vermişimdir.

Bana bu röportaj için zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.