Pendik Gazetesi

YAPAY CEHENNEM!  /  Metin Yazıcı

İnanmayın ama gerçek de olabilir!

Yakın geleceğimizi net göremediğimiz, dünya genelinde kaos ortamının iliklerimize kadar işlediği şu günlerde; komplo teorileri de sıkça gündeme gelmekte.

(KAOS: Kargaşa, düzensizlik, anarşi)

(KOMPLO TEORİSİ: Bir kimse, kuruluş, ülke veya dünya insanına karşı gizlice, zarar verici tuzak kurulduğu varsayımına dayanan düşüncelerin tamamı)

Gündemde olan söz konusu komple teorilerini toparlayıp özetlediğimizde karşımıza çıkan şudur: Birtakım gizli güçler, sapkın tarikatlar (Komple teorisyenlerince kimlikleri malum!) kendilerine göre belirledikleri, nitelikli, üstün insanların var olacağı yeni bir dünya düzeni kurmayı amaçlıyorlar.

(YENİ DÜNYA DÜZENİ: Teknolojinin üst düzeyde kullanacağı, günlük yaşamda, hizmet sektöründe yapay zekâ robotların önemli ölçüde insanların yerine geçeceği, bildik birçok şeyin örneğin para birimlerinin iptal edileceği, inanç çeşitliliklerinin ortadan kaldırılacağı vs. düzen)

Kurgulanan yeni dünya düzeninin perde arkasındaki aktörleri bu amaca yönelik olarak öncelikle; artık işe yaramadıklarını, varlığını gereksiz, fazladan gördükleri insan nüfusunu yok etmeyi düşünüyorlar.

Kâfi gördükleri kalıcı nüfus ise 500 milyon ile 1 milyar arası. (Dünya nüfusu şu an yaklaşık 8 milyar)

Tabii bu yeni dünyada insanları idare eden tek bir hükümet ve yönetimin söz konusu olacağını da söyleyelim.

Günümüzde olup bitenleri komple teorisyenlerinin bakış açısı ile değerlendirecek olursak; insanlık olarak bizler, düğmeye basılarak başlatılmış bir operasyonun, hayli ilerlemiş bir aşamasını yaşıyor olabiliriz!

Kaybettiklerimiz de; Coronavirüs (COVİD-19) kod adı ile sürdürülen bu biyolojik saldırının kurbanlarıdır!

Aslına bakacak olursanız, bu kurgu yeni değildir.

‘Kötü gelecek’ hakkında, varsayımları zorlayarak iddialarda bulunan komplo teorisyenleri, distopik roman yazarlarından rol çalmışlardır.

Romanları tüm dünyada milyonlarca kişi tarafından okunan distopya yazarları, çok önceden benzer kurgular yapmışlardır.

(DİSTOPİK ROMAN: İnsanların totaliter- baskıcı bir rejim altında yaşamak zorunda kalacakları, olumsuz bir gelecek konusunu işler)

Örneğin Yevgeni Zamyatin ‘BİZ’ adlı romanında; tüm toplumun devlete ve teknolojiye mahkum edildiği, insanların yaşadığı dairlerde kameralar aracılığı ile her an gözetlenerek denetim altında tutulduğu, özgür düşünce ve kişilik kavramının yok edilmeye çalışıldığı bir gelecekten bahseder.

George Orwel ‘1984’ romanında; insanların dış dünya ile temaslarının kesildiği, tele ekranlarla gözetim altında tutulduğu, zihinlerinin ilaçlarla ve terapilerle kontrol altına alınarak adete makineleştirildiği, özgür düşüncelere tolerans gösterilmeyen, sisteme muhalefet edenlerin yok edildiği ‘Okyanusya’ adlı bir ülkeden söz eder.

Aldous Huxley ‘CESUR YENİ DÜNYA’ romanında; din, kültür, sanat, edebiyat, felsefe gibi insani değerlerin tümünün ve çeşitliliğin ortadan kaldırıldığı, evliliğin yasak edildiği, herkesin dilediğinle serbestçe seks yapabildiği, nüfusun suni döllenme yoluyla planlandığı, bilinmesi gereken(!) tüm bilgilerin uyurken insanların beynine aktarıldığı, kişilerin sadece birer nesne olarak kabul edildiği bir dünyayı tasvir eder. Ve bu dünyada, işlevsiz hale gelen insanların tamamı 60 yaşına geldiklerinde öldürülüverirler!

Ray Bradbury ‘Fahreneit 451’, H.G Vels ‘Zaman Makinesi’, Hillary Jordan ‘Uyandığında’, Jack London ‘Demir Ökçe’ adlı romanlarında yine benzer ‘kötü gelecek’ konularını işlerler.

Yakın zamanda yazılmış distopik romanlar, filmler, söylemler ve diğer farklı mecralarda ortaya atılan komple teorileri de ; ‘tasarlandığı’ öne sürülen gelecek, kurulması hedeflenen ‘yeni dünya düzeni’ hakkında; bizleri adeta ‘olacaklara’ hazırlar nitelikte ‘gerçeklikler’ barındırmaktadır…

Sizlere örnek olarak; izlerken de, yazarken de ürperdiğim Dan Brown’un 2013 yılında yazdığı romandan uyarlanan, başrolünde Tom Hanks’ in rol aldığı ‘Cehennem’ adlı filmden bir alıntı aktaracağım.

Söz konusu filmin hemen başında yer alan ve insanlığa hitaben yapılan konuşma sahnesindeki sözler aynen şöyle: “Dünyadaki insan sayısının 1 milyara ulaşması tam 100 bin yıl sürdü. 2 milyara ulaşması için 100 yıl geçti ve 50 yılda ikiye katlanarak 1970’de 4 milyar oldu. Şimdi neredeyse 8 milyarız.

Yaşamı sürdürülebilir kılan yolları yok ediyoruz! Dünyanın başına bela tüm sorunların kökeninde aşırı insan nüfusu olduğu görülebilir. Peki niçin eylemsizlik talep ediyoruz? (Yani nüfusu azaltmak için müdahale edilmesi gerekir diyor.)

Ormanları kesiyoruz. Çöp atıyoruz. Tüketiyoruz. Yok ediyoruz!

Son 40 yıl içinde dünyadaki hayvan türlerinin yarısının nesli tükendi. (Sanki çok hayvan severmiş gibi)

Dikkatlerinizi çekmek ve ders almanız için bir felaket mi yaşamalısınız?

Davranışları en hızlı acılar değiştirir. Belki acı bizi kurtarabilir. (Neredeyse, bir virüs yayıp bu işi acı da olsa hızla halledelim diyecek)

Bir düğme var. Eğer basarsan insanların yarısı ölecek. Eğer basmazsan, insan ırkı 100 yıl içinde yok olup gidecek. Ne yapardınız?

İnsanoğlu kendi bedeninde bir kanserdir. İnsanlığı onu kurtaracak kadar seviyor musun? (Biyolojik savaşın gerekli ve haklı olduğuna dair bir motivasyon gayreti)

Beni bulma ihtimallerine karşı sana bir rota bıraktım. Sen benim acil durum planımsın. Sen insanlığın son umudusun.

Cehennemi zincirlerinden kopart! Ara ve bul!

Onlara insanların hastalıklı olduğunu ve cehennemle iyileşeceğini söyle!

Acı çekin günahkârlar! Günahlarınızın bedelini ödeyin! Tüm umutlarınızı dışarıda bırakın!”

Yapay bir cehennemin dünya üzerinde inşasına işaret eden ‘Cehennem’ filmindeki bu konuşma sahnesi; geçmişten bugüne gelen, distopik romanları, filmleri, söylemleri, ortaya atılan komplo teorilerini ne kadar da doğrular ve insanlığın bugünlerde yaşadıklarıyla ilgili birçok ‘çağırışım’ barındırır niteliktedir!

Şimdi; romanları, filmleri bırakıp aylardır neredeyse günün 24 saati aralıksız tekrarlanan kelimeler ve kısa cümlelere bir kez daha göz atalım.

İnsanlık! Koronavirüs! Bulaşıcı! Yapı değiştiriyor! Aşısı bulunamadı! 65 yaş üstü! Koronadan önce, koronadan sonra! Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak! Çip takılacak! 5G teknolojisi! Yapay zekâ! Bill Gates dedi ki! Time dergisinin 2020 kapağı! Rockefeller Ailesi! İlluminati! Sokağa çıkma! Evinde kal! Bir araya gelme! Yan yana yürüme! Sosyal mesafeyi koru! Ziyarete gitme! Sarılma! Tokalaşma! Seyahat etme! Maske tak! Dokunma! Bankta oturma! Çalışan sayısını azalt! İş yerini kapat! Ekonomik kriz! Belirsizlik! Karmaşa! Kavga! Sağlık Bakanlığı! Dünya Sağlık Örgütü! Ölü sayısı! İzole ol!

Nedir bütün bunlar?

Distopik bir romandan alıntılar gibi değil mi! Farkı; ‘yaşar gibi’ okunan bir şey değil, ‘yaşıyor’ olmamız!

Sırası gelmişken bir komplo teorisi de ben kurgulayayım:

Virüs bulaşan fakat güçlü bünyeleri sayesinde hayatta kalanların, bu virüsü bulaştırarak yayma özelliklerini kesintisiz sürdürdüklerini düşünün!

İşte size, filmlerdeki gibi eli ayağı çarpık olmayan, uzaktan baktığınızda da kolaylıkla ayırt edemeyeceğiniz yeni tür zombiler!

Nasıl bir kaos yaşanacağını, neler olabileceğini bir de böyle düşünün!

Bu noktada; ‘Peki arkadaş. Sonuçta bize ne söylemek istiyorsun’ diye sorulabilir.

Sonda söyleyeceğimi, başta söylemiştim.

‘İnanmayın ama gerçek de olabilir’

YAZARIN NOTU:

İnsanoğlu ‘Ah o eski günler’ demeyi adet edinmiş, bugünü pek beğenmeyen ve genellikle ‘gelecek korkusu’ yaşayan bir tür. Bu yüzden komplo teorilerini, ortaya atılmaları bakımından normal karşılıyor ama onlara inanmıyorum. Daha doğrusu inanmak istemiyorum.

Diğer taraftan; ‘akla zarar’ olmakla birlikte içinde bulunduğumuz vaka doğal bir pandemik virüs vakası değil de, biyolojik bir savaşın herhangi bir aşaması ise; olayların arkası gelecek, tehdidin ortadan kaldırılması çok daha zorlaşacak demektir!İşte o zaman tek çıkar yol; insanlık adına, kötülerin bulunup yenilgiye uğratılmasıdır.

Eski Türk filmlerini severim. Ve Elhamdülillah Müslümanım…

Beğen FAVORİ YORUM OKU
Bildir
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları göster
0
Bu paylaşım hakkında düşüncelerinizi öğrenmek isteriz, lütfen bir yorum yapın.x
()
x