Pendik Gazetesi

Seyirci Değil Oyuncu Olmak İstedim

Pendik ve İBB Meclis Üyesi Furkan Topaloğlu: İnsan sadece kendi için yaşamamalı çevresi için de bir şeyler yapmalı

Yaklaşık 20 yıl önce, dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve dava arkadaşı Hasan Topaloğlu bir toplantıda buluşurlar.
Topaloğlu’nun yanında henüz 6 – 7 yaşlarındaki oğlu Furkan da vardır.
Bıcır bıcırdır. Hareketlidir. Sevimlidir.
Başkan Erdoğan’ın dikkatini çeker. Aralarında bir sohbet başlar.
Sohbetin sonunda Erdoğan, Furkan’a; “Derslerinde başarılı olmaya devam et. İlerde sana ihtiyacımız olacak” sözleriyle bir nasihatte bulunur.

İşte o minik Furkan, bugün söyleşi konuğumuz olan, AK Parti Pendik ve İBB Meclis Üyesi Furkan Topaloğlu’dur.
Onu okurlarımızın biraz daha yakından tanımasını istedik. Ve söyleştik.
Sorduk, cevap aldık.
Sorduk, cevap aldık.

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
Furkan Topaloğlu nasıl biridir?

Aslen Trabzonlu olmakla birlikte 1992 Pendik doğumluyum. Bekarım. Maltepe Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletme Bölümü’nden mezun oldum. Yine aynı üniversitede işletme üzerine yüksek lisans eğitimim devam ediyor.
Sakin bir kişiliğe sahip olmakla birlikte, Karadenizli genlerimden dolayı anlık parlamalarım vardır. Fakat kinci değilim. Çevremle barışık bir insanım. Takıntılarım yoktur. Açık sözlü, dobra olduğumu düşünürüm. Birine bir şey söyleyeceksem arkasından değil, yüzüne karşı söylemeyi tercih ederim.
Dostluklara kıymet veririm. Anasınıfındaki arkadaşlarımla dahi halen samimiyetle görüşürüm.
Yüzmeyi severim. Lise yıllarımda güreşle de ilgilendim. Halı sahada futbol maçlarına çıkarım.
Seyahat etmeyi; tecrübemi arttırmak, vizyon geliştirmek açısından önemserim.
Türkiye başta olmak üzere Filistin, Suudi Arabistan, Bosna, Ürdün, Hırvatistan, Almanya, İngiltere, Fransa, Hollanda gibi birçok ülkeyi gezme imkanım oldu.
İnsanın kendi ülkesini ve kültürünü algılaması açısından farklı kültürlerle tanışması değerli deneyimler.
Tabii ki bu süreçte acı tatlı hatıralar da oluşuyor. Örneğin İHH ile Filistin’e gitmiş, oradan da Ürdün’e geçmiştik.
İnsan; yokluğu, yoksulluğu, zulmü, baskıyı; özgürlüğün ve adaletin kıymetini buralarda bizzat gözlemleyerek idrak edebiliyor.
Şahit olduğunuz şeyler tam bir hayat dersi olabiliyor.

‘Müzik’,’Kitap’, ‘Film’,
’İnternet’ , ‘Televizyon’, ‘Lider’ kavramları ile
‘Furkan Topaloğlu’ arasında nasıl bir ilişki mevcut diye sorsak?

Klasiklere eğilimliyim. Neşet Ertaş’ı, halk müziğini, türküleri, Karadeniz havalarını dinlemekten keyif alırım. Pop’u değil sanat müziğini tercih ederim.

‘Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı’ derler. Demek ki ikisi de önemli. Bana bir şeyler katacağına inandığım, kültürel birikimine saygı duyduğum insanların tavsiye ettiği kitaplara öncelik veririm.
Birkaç yazar ve kitap ismi vermem gerekirse;
Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın ‘Davam’, Prof. Dr. Sadettin Ökten’in ‘Fincanımda Cola Var’, Erıc Hoffer’in ‘Kesin İnançlılar’ kitapları, okuduğum değerli eserler arasında yer alır.

Film izlerken de seçici davranırım. Boş bir senaryo ile vaktimi ziyan etmek istemem. Beğendiğim filmler arasında; Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in Hayatını konu alan ‘Çağrı’, Filistinli bir kızın dramını yansıtan ‘Zehra’nın Gözleri’, ‘Yeşil Yol’, ‘Matrix’
ilk aklıma gelenler.

Sosyal medya günümüzün gerçeklerinden biri. Ama o mecrada da insan ağırlıklı olarak boş şeylerle vakit geçirmemeli. Birçok belgesel, tarihi, felsefi,edebi, sosyolojik vb. bilgilerin uzmanlar tarafından aktarıldığı – tartışıldığı programlar mevcut.
Bazen iyi bir tartışma programını izlemek, bir kitap okumak kadar faydalı olabiliyor.

Ana haber bültenleri ve bazı tarihi diziler dışında, tv ile çok fazla ilişkim yok denilebilir.

Liderlik kavramına gelince; yakın idolüm Babam Hasan Topaloğlu’dur. O hem politikada, hem iş dünyasında son derece başarılı olmuş, zeki ve çalışkan bir insandır.
Öyle ki basın onun için çalışkanlığından dolayı, ‘Atom Karınca’ tabirini kullanır.
Aynı zamanda son derece yufka yürekli, yüce gönüllü bir insandır.
Diğer taraftan; Necmettin Erbakan, Aliya İzzet Begovic, Recep Tayyip Erdoğan örnek aldığım lider isimlerdir.

Politikaya nasıl ve niçin yöneldiniz?

Şunu hemen ifade edeyim: Yaşam içerisinde seyirci değil, oyuncu olmak anlayışına sahibim. İnsan sadece kendi için yaşamamalı. Ailesi, akrabaları, mahallesi, ilçesi, şehri, ülkesi ve nihayet insanlık için de bir şeyler yapmalı.
Henüz genç sayılırım. Ama daha genç yaşlarda iken, benimsediğim bu anlayış doğrultusunda; Genç MÜSİAD, Genç PESİAD, Pendikli Trabzonlular gibi sosyal, kültürel ve ekonomik anlamda hizmetler üreten sivil toplum örgütlerinde görev aldım.

20’li yaşlarımın başında AK Parti İstanbul İl Gençlik Kolları’nda, İstanbul 1. Bölge Teşkilat Komisyonu’nda hizmet verdim.
Yani meclis üyeliğine adaylığımı koyup seçilmeden önce, donanım ve deneyim bakımından da sahanın içinde aktif rol alarak kendimi geliştirdim.

Hem Pendik Belediyesi hem de İBB Meclis Üyesi olarak mesai sarf etmek nasıl bir şey?

İçinde olduğum her işte, Allah’ın rızasını da kazanabilmek şuuru ile hareket ederek, zorlukları kolaylaştırıyorum…

Her ayın ilk haftası 2 gün ilçemizde ve her ayın ikinci haftası 2 gün il meclisinde toplantılara katılıyorum.
Ayrıca İBB’de İl Tarım Orman Hayvancılık ve Su İşleri Komisyonu gibi son derece önemli bir komisyonda da görev yapıyorum.
Bu mecralarda görev yaparken ‘genç olmak’ zaman zaman dezavantajlı olsa da; yeni kuşağın temsilcileri olarak, günceli ve yakın geleceği sarmalayan bakış açımız – değerlendirmelerimiz ile avantajlı durumlar da yaşıyoruz.

Kamuoyu sizi Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik çarpıcı eleştirileriniz ile de tanıyor.
İmamoğlu’nu, ‘seçimden önce söylediklerinin tersini yapmakla’ itham ediyorsunuz.
Bu söyleminizi nasıl temellendiriyorsunuz?

Ben, görev yaptığım süreç içerisinde birçok önemli konuda görüşlerimi kamuoyu ile paylaştım.
Fakat basın, popülaritesi yüksek olacağından dolayı, Sayın İmamoğlu’na yönelik eleştirilerimi özellikle ön plana çıkardı.
Evet. Sayın İmamoğlu seçimden önce ‘partizanlık, siyasi kayırmacılık yapmayacağım. Liyakata önem vereceğim’ diyerek oy toplamıştı.
Esasen vatandaşlarımızın da ortak beklentisi; hizmet üretme noktasındaki kurumların, siyasi bir kadrolaşmanın işgaline uğratılmaması yönündedir.
Fakat Sayın İmamoğlu’nun seçildikten sonraki uygulamaları, üstü örtülemeyecek şekilde siyasi kadrolaşmayı açığa çıkarmıştır.

İşte size bu eleştirimi örneklerle temellendiriyorum:

Sayın İmamoğlu döneminde İBB İtfaiye Başkanlığı’na kim getirildi? İtfaiyeden emekli ya da bu konuda uzman biri mi? Hayır! CHP Bayrampaşa Belediye Başkan Adayı getirildi!

Peki İBB Şehir Hatları Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği’ne kim getirildi? Bir denizci mi? Hayır! CHP Ümraniye Belediye Başkan Adayı getirildi!

İBB Halk Ekmek Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği’ne kim getirildi? Bir fırıncı ya da bu

konuda liyakat sahibi biri mi? Hayır! CHP Sancaktepe Belediye Başkan Adayı getirildi!

Hani politik davranılmayacaktı! Hizmet noktasında görev verilirken, kişinin partili olup olmaması değil, ‘liyakat’ esas alınacaktı!
Bu tür örnekler saymakla bitmez…

Gözlemlediğimiz kadarıyla oldukça aktif bir performans sergiliyorsunuz.
(Atom Karınca’ya çekmiş gibisiniz…) Politikada ki hedefiniz nedir?

‘Atom Karınca’ göndermenizle ilgili olarak, ‘Ön teker nereye çekerse arka teker de oraya gider’ diyeyim.
Asıl sorunuza gelince:
Politikada kendime bir hedef koymayı ve o yönde planlı hareket etmeyi doğru bulmuyorum. Üstlendiğim görevlerin hakkını layığı ile vermek için elimden geleni yapıyorum. Benim açımdan önemli olan da bu.

Bu samimi ve keyifli söyleşi için teşekkür ederiz.

Ben de, kendimi ifade etme ve düşüncelerimi kamuoyu ile paylaşma fırsatı verdiğiniz için gazetenize teşekkür ediyorum.

 

Beğen FAVORİ 1 YORUM OKU
Bildir
1 Yorum
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Inline Feedbacks
Tüm yorumları göster
Mehmet Demircan
8 ay önce

Merhabalar,
Ekrem İmamoğlu döneminde liyakatsizlik olduğunu iddia eden beyefendi kendi partisi ile karıştırmış sanırım. Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılan Haliç Tersanesini beyefendinin kendi partisi yok etmeye çalışırlarken , şu anda kar eden ve önemli projeler yapan faal bir tersaneye dönüştürüldü Ekrem İmamoğlu döneminde. Şehir Hatları İşletmesi’nin de merkezi Haliç Tersanesidir.

Aşağıya örnek olarak Şehir Hatları GENEL MÜDÜRÜ’nün biyografisini ekledim. Liyakatli mi değil mi siz okuyun kendiniz karar verin lütfen.

“Sinem DEDETAŞ
Şehir Hatları Genel Müdürü
1981 yılında Eskişehir’de dünyaya gelen Sinem Dedetaş, ilk ve orta öğrenimini Eskişehir’de tamamladıktan sonra, İstanbul Teknik Üniversitesi Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesinden, Gemi İnşaatı ve Deniz Teknolojisi Mühendisi unvanı ile mezun oldu. Yüksek lisans eğitimini aynı fakültenin Gemi İnşaatı ve Gemi Makinaları ana bilim dalında tamamladı.

Meslek hayatına, Delta Denizcilik firmasında yapısal analiz ve yapısal tasarım mühendisi olarak başlamış ardından RINA’ da (Registro İtaliano Navale) plan onay mühendisi olarak çalışma hayatına devam etmiştir.

Son olarak Matesis Denizcilik ve Mühendislik firmasında genel müdürlük görevini yürüten Sinem Dedetaş, bu görevi süresince, ulusal ve uluslararası denizcilik faaliyetleri ile ar-ge projelerinde araştırmacı, program koordinatörü ve yönetici olarak görev aldı.

Gemi inşaatı ve işletmeciliğinde, enerji verimliliği, optimizasyon, farklı malzemelerin gemi yapısında kullanılması, yakın deniz taşımacılığı ve küçük tekneler temel çalışma konularıdır.

2014-2016 yılları arasında TMMOB Gemi Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanlığı’nı yürütmüştür.”

1
0
Bu paylaşım hakkında düşüncelerinizi öğrenmek isteriz, lütfen bir yorum yapın.x
()
x