Pendik Gazetesi

BAŞKAN İLE DEV SÖYLEŞİ – PENDİK İÇİN AŞKLA ÇALIŞIYORUZ

Başkan Şahin 2014 Seçim Beyannamesi’nde, ‘2019’a 219 Proje’ başlığı ile ilan ettiği vaatlerini teker teker yerine getirdiğini ifade ederek, “Bazı gecikmeler, değişiklikler ya da iptaller yaşansa da; dönemin sonunda vaatlerimin %90’ını gerçekleştirmiş olacağım’’ dedi.


Tabiri uygunsa kitabın ortasından sorduk. Her şeyi sorduk. Hem de geniş geniş sorduk. Kırılır mı, darılır mı, alınır mı diye de hesap etmedik.
Pendik Belediye Başkanı Dr. Salih Kenan Şahin ile ancak iki günde tamamlanabilen bu söyleşimiz, kendisinin de hoşgörülü karşılaması sonucu, böylesi bir serbestiyet içinde gerçekleşti. 
Ve sonradan öğrendiğimize göre de; başkanın göreve başladığı 2009 yılından bu yana; zaman ve içerik açısından, gerçekleştirilen en uzun söyleşi olmuş.
Bizim açımızdan her aşaması oldukça zahmetli bir iş olmakla birlikte – ses kaydını yazıya dökerken, yazıya dökülen metni gerekli rötuşları yaparak söyleşiye son halini verirken, gazetede yayımlanmak üzere sayfa mizanpajını gerçekleştirirken – son derece keyifli ve verimli bir görüşme oldu. 
Başkan Şahin ise, gözlemlediğimiz kadarıyla oldukça rahat ve pozitif bir tavır içerisindeydi. 
Umarız; kaleme aldıklarımızı okuduğunda da bu tavrı değişmez.
Sizi Şahin’e yönelttiğimiz sorular ve aldığımız cevaplar ile baş başa bırakmadan, şu hususun altını özellikle çizmek isteriz: 
Evet sorduk. Her şeyi sorduk. Geniş geniş sorduk. Ama fark ettik ki; bizim açımızdan soracak çok şey daha vardı. Elbette Başkan Şahin açısından da bahsedebileceği misliyle mevzu mevcuttu. 
Çünkü üzerine söyleştiğimiz Pendik, Türkiye’nin çoğu ilinden birçok anlamda büyük – önemli bir ilçeydi. Bahsini ettiğimiz ilgili konular da aynı şekilde; boyutları adeta bir devletten söz ediyormuşçasına devasa ölçütlere ulaşabiliyordu.
Sonuç itibariyle mesleğimizin gereğini yerine getirip, bir dönem hakkında vesika niteliği de taşıyacak bu çalışmayı okurlarımıza sunmuş bulunuyoruz. 
Umarız ki; sizler de ilgiyle, keyifle okursunuz…

 

2014 seçim beyannamenizde ‘2019’da 219 Proje’ başlığı ile birçok şeyin yanı sıra; Ahmet Yesevi’de Kanal Pendik / Sanat Vadisi, Orhangazi’de Kanal Pendik / Sanat Vadisi, Yenişehir’de Kadın Yaşam Merkezi / Skate Park, Kurnaköy’de Pendik Macera Kampı, Çamlık’ta Yaşlı Bakım Evi, Güzelyalı’da Gemicilik Fuar Alanı, Fevzi Çakmak’ta Bilim ve Sanat Merkezi, Bahçelievler’de Sivil Toplum Merkezi, Yeni Mahalle’de Gençlik Merkezi, Ertuğrulgazi’de Engelli Rehabilitasyon Merkezi / Korumalı İş Atölyesi / 2 yeni Cemevi, Sapanbağları’nda Folklor Merkezi / Hastane / Spor Salonu, Yayalar’da Mağfiret Tepesi, Velibaba’da Muhabbet Tepesi / Rahmet Tepesi, Çınardere’de Hayaltepe Kafe / Gönül Dağı / Seyir Kulesi, Kaynarca’da Şehirlerarası Otobüs Aktarım Terminali, Batı Mahallesi’nde Su Sporları Merkezi, Doğu Mahallesi’nde Toplum Destek Merkezi / Klasik Sanatlar Merkezi / Kültür Merkezi, Olimpiyat Köyü, Folklor Eğitim Merkezi, Hobi Bahçeleri, Doğal Yaşam Barınağı (7000 hayvan kapasiteli), Sevgi Evleri (Yetim çocuklar için, 5 yılda sayısı 20’ye çıkacak) Pendik Garında TCDD Aktarma İstasyonu gibi sıra dışı vizyon projelere de yer vermiştiniz. 
Bu projeler ne aşamadalar?

2014 seçim beyannamemizde vaat ettiğimiz projelerin çok büyük bir kısmı gerçekleşecek. Çok büyük bir kısmı derken %90’dan fazlasını kastediyorum.
Elbette vazgeçeceğimiz ya da yetiştiremediklerimiz de olacak.
Örneğin, Kanal Pendik Projesi devam ediyor. Fakat henüz kazmayı vuramadık. Çünkü bu proje kapsamında uygulama yapılacak söz konusu alan, planda rekreasyon alanı olarak geçiyor. Alan üzerindeki bazı maliklerin itirazları sonucu da, süreç bir süreliğine durmuş bulunuyor. Dolayısıyla biz bu projeyle ilgili olarak bir çok revizyon yaptık, yeni tasarımlar hazırladık. Süreç içerisinde plan tadilatlarını gerçekleştirdik. Karşımıza çıkan güçlüklerden dolayı geri adım atmış değiliz.
Şehir için Kanal Pendik Projesi çok değerli bir proje. Yaklaşık 300 dönümlük bir alana yayılacak bu proje sayesinde; Esenyalı, Güzelyalı, Ahmet Yesevi, Orhangazi ve Fatih mahallelerimizin; sosyal , kültürel, sanatsal ve sportif anlamda birçok ihtiyacına cevap verilebilecek. Bu alanda, ihtiyaç arz eden pek çok tesis planlanmış durumda.
Gelinen son noktada; mülkiyet sorunun çözülmesi, alanı devir almamızla birlikte, gecikmeli de olsa Kanal Pendik hayata geçecek.
Büyükşehir Belediyemiz de projeye sıcak bakarak tam destek veriyor. Hatta yatırımı üstlenmek istiyor.
Yenişehir Mahallesi’nde Skate Park’ı yaptık bitti. Kadın Yaşam Merkezi Projesi ile ilgili olarak ise, Yahya Kemal Beyatlı Kültür Merkezi’nde hızlı bir revizyon yaparak, söz konusu ihtiyacı kısmen karşılamış olduk. Ancak, projenin tamamını gerçekleştirmek üzere var olan mülkiyetle ilgili sorunları yeni çözebildik. Artık Büyükşehir Belediyesi’nden tahsis bekliyoruz. Kadın Yaşam Merkezi’nin önümüzdeki ilk baharda temelini atmayı planlıyoruz.

Tam da bu noktada şunu belirtmek isterim: Bu tür projelerin hayata geçirilmesi, ‘canım istedi başladım’ şeklinde olmuyor! İlgili bürokratik işlemleri halletmek, uygulama yapılacak alan üzerindeki sorunları çözmek gibi, alt yapı işlerini tamamlamak ilk üç yılımızı alabiliyor.Sonrasında en geç iki yıl içerisinde de üst yapı işlemlerini tamamlıyoruz. Bu, geçmiş dönemdeki projelerde de karşılaştığımız bir durum ve süreci olağan karşılamak gerekebiliyor.
Yerinde bir örnek vermek gerekirse; Batı Mahallesi’nde Aile Sağlık Merkezi’nin inşasına iki ay önce başlayabildik. Bugün çalışma alanını ziyaret ettim. ‘’Başkanım ocakta kabasını bitiriyoruz, nisanda da teslim ediyoruz.’’ dediler.
Kavakpınar Cemevi’nin temelleri atılalı daha beş ay olmadı. Bizimkiler, nisanda teslim etmeyi planlıyorlar.
Yine yeri gelmişken güncel bir örnek daha vereyim. Ahmet Yesevi Mahallesi’nde sosyal ve kültürel tesis alanı olarak 7 – 8 adet projemiz var. Bu projelerin tamamının gerçekleşmesi için imar uygulamalarının bitmesi gerekiyordu. Söz konusu alan daha önceden; kimi yerde konut alanı, kimi yerde üniversite alanı olarak planlanmıştı. İlgili malikleri, kurumları ikna etmek; herkesin hakkını gözeten, kamu ihtiyaçlarını karşılayan bir perspektifte planlar yapmak 7 yıllık bir süreç içerisinde, yoğun çabalarımız sonucu gerçekleşmiş bulunuyor. Ve bunu başarmak, emin olun proje üretmekten çok daha zor bir iş…
Yoksa, iş bitirme noktasında kaynaklarımız, mali açıdan hiçbir problemimiz yok.
‘Vaat ettiğiniz projelerle ilgili son durum ne?’ sorunuza, bahsi geçen başlıklarla cevap vermeye devam edecek olursak; Kurnaköy Pendik Macera Kampı projesinin son aşamasındayız.
Çamlık Yaşlı Bakım Evi’ni yapacağımız yere Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı Otistik Çocuklar Merkezi yapma konusunda bizi ikna etti. Onunla ilgili projeyi yaptık. Bir vakıfla beraber o proje yürüyor.
Güzelyalı Gemicilik Fuar Alanı’nın son izinlerini aldık.
Fevzi Çakmak Bilim ve Sanat Merkezi’nden vazgeçtik ama bilim ve sanat merkezimizi Sülüntepe’de açtık. Şu anda ikincisini Fatih Mahallesi’nde Neşet Ertaş Kültür Merkezi’nde açıyoruz. Hazırlıkları devam ediyor. İhale süreçleri sürüyor. Zannediyorum ikinci yarı yıla onu da yetiştiririz. Üçüncüsünü de Kaynarca’da yeni yapacağımız kültür merkezinin içerisinde gerçekleştireceğiz. Kültür merkezinin temelini ocak ayı gibi
atacağız.
Dördüncünün yeriyle ilgili hazırlıklar devam ediyor. 5 tane Bilim Sanat Merkezi açmayı planlıyoruz.
Dikkat ederseniz, bu merkezleri farklı noktalarda planlıyoruz. Kim, nasıl kullanacak sorusunun cevabını çözmeden de işe start vermiyoruz. Bunun sebebi ise şu: Güzelyalı’daki çocuğu Sülüntepe’ye götüremezsin, Sülüntepe’deki çocuğu da Kaynarca’ya götüremezsin. Dahası; bir günde 300 kişinin girip çıktığı ve içerisinde 2 saat vakit geçirecekleri devasa binaları doğru bulmuyorum. Bu yanlış bir politika. Biz şu anda; maksimum 100 – 120 kişilik gruplar halinde çocukların geldiği ve en fazla 1 – 1.5 saat, eğlenceli vakit geçireceği bilim atölyeleri yapıyoruz.
Bahçelievler Sivil Toplum Merkezi yeni inşa edeceğimiz belediye binası projemizin içerisinde yer alacak.
Yeni Mahalle’de var olan, kullandığımız binayı bir Gençlik Merkezi olarak dizayn etmeyi planlıyoruz.
Ertuğrulgazi Engelli Rehabilitasyon Merkezi’nin planını geçiremedik. Engelliler konusunu çok önemsiyorum. Engellileri bekletmek yerine, ‘neresi müsait olur’ diye düşündük. Bu yüzden Engelli Rehabilitasyon Merkezi’ni Çamlık’ta nisanda açarız sanıyorum.
Korumalı İş Atölyesi’ni de Doğu Mahallesi’ne aldık.Ertuğrulgazi’de 2 yeni cemevini yapacağız.
Sapanbağları Folklor Merkezi’ni E5 altı planda Folklor Merkezi olarak, daha doğrusu Eğitim Merkezi olarak işaretledik.
Sapanbağları’nda ki hastane projesi tamamen bakanlığa bağlı. Olmayacak diye bir şey yok. Fakat Tarım Bakanlığı’yla sorun yaşıyoruz. Sapanbağları’nda spor salonu olacak.
Yayalar’da Mağfiret Tepesi projesine başladık. Tepenin civarında 7 – 8 katlı binalar olduğu için maalesef deniz manzaralı olmayacak.
Velibaba ‘da Muhabbet Tepesi, Rahmet Tepesi olacak.
Çınardere’de Hayaltepe Kafe Rekreasyonunun projesi devam ediyor. Gönüldağı Çınardere’de olacak. Seyir Kulesi olacak. Büyükşehir orada muhteşem bir proje yapacak. Tabi önce 400 gecekondunun kaldırılması gerekiyor.
Kaynarca’da Şehirlerarası Otobüs Aktarım Terminali yerine, Büyükşehir İSPARK yapsın diyor. Ben de onlara yılbaşına kadar süre verdim. Kısa sürede yapılabilecek.
Batı Mahallesi Su Sporları Merkezi’nden vazgeçtik. Çünkü İSKİ onay vermedi. Tam tersine Büyükşehir Belediyesi Su Sporları Adası yapmaya karar verdi. Ama 2019’da başlaması mümkün bile değil.
Doğu Mahallesi Toplum Destek Merkezi projesi olmayacak. Oradaki maliklerle aramızda, bize bağışlanan alanla ilgili bir davamız var. Başka bir mahalledeki alanda olacak. Doğu Mahallesi’nde Klasik Sanatlar Merkezi, Kültür Merkezi olacak. Kamulaştırmayla ilgili bir problem yaşıyoruz. Büyükşehir ile başka bir şekilde masaya oturduk.

Biz kamulaştırmayı yapacağız. Yaptıktan sonra onlarla takas edeceğiz.
Klasik Sanatlar Merkezi ve Olimpiyat Köyü olacak. Çünkü Büyükşehir’in projesi bu. Büyükşehir de orada bir Olimpiyat Köyü yapacak. Hobi Bahçeleri’nin yeri hazır. Mayıs’tan itibaren başlayacak. Tepeören Sahipsiz Hayva Bakımevi ve Yaşam Alanı’nı Büyükşehir bitirdi. Biz yeni bir tane daha yapıyoruz. Sokak hayvanlarına zaten gıda, içecek takviyesi yapıyoruz. Bunların sağlık sorunları, sahiplendirme durumları oluyor. Gönüllülerle ortak projeler yapacağımız bir merkeze ihtiyacımız var. Zannediyorum 3 – 4 ay sonra o da tamamlanacak.
Sevgi Evleri’nden 6 tane daha yaptık. Şu anda 11 tane var. Daha önce çocuklar yetiştirme yurdunda yaşıyorlardı. Bunun son derece yanlış olduğunu anladık. 100 tane problemli çocuk bir arada yaşayınca birbirlerine zarar veriyorlar. Onlara ev ortamında maksimum 5’er kişilik gruplar halinde bakmak lazım. O yüzden de yeni projeyle beraber bu sayı 60’a çıkacak. 40 tane de bakanlıkla ortak proje şeklinde yapıyoruz.
Pendik Garında TCDD Aktarma İstasyonu projesi en sıkıntı yaşadığım proje. Burada ilgili mahkemelik bir durum söz konusu. Şehir bu projeden vazgeçsin diyemem. Ben de vazgeçmiş değilim. Hukuk içerisinde her türlü yolla mücadelemi sürdüreceğim. İstasyon binasını yaptıramıyorum ama aktarma kısmını yaptırıyorum. Benim bu konudaki kararlılığımı görünce; bakanlık bu işi kendi projesinin içine alarak, müteahhit firmaya verdi. Bugün yarın başlayacak.
Projelerimizden yer değiştirdiklerimiz var. Beklediklerimiz var. Gecikmiş olanlar var. Bunun dışında vaat etmiş olduğumuz projelerin en fazla %5 – 10’u gerçekleşmez. Bu oran %2’ye, 3’e de inebilir. İfade ettiğim üzere; vaatlerimizi, finalde en az %90 oranında gerçekleştirmiş olacağız.

Gerçekleştirmek üzere planladığınız projeleri, yapılan hizmetleri değerlendirdiğimizde; 2018 yılına ait 510 milyonluk tahmini bütçe dahi az görünüyor. Bu işler için milyarlarla ifade edilecek bütçeler gerekmiyor mu? İşin içinden nasıl çıkıyorsunuz?

Biz Pendik Belediyesi olarak, bütçesini en yüksek oranda yatırımlara aktaran, Türkiye’nin örnek gösterilen belediyelerinden biriyiz. Evet başardığımız işler, sözü edilen rakamların çok üstüne çıkabiliyor. Ama bunların hepsi sadece Pendik Belediyesi’nin bütçesinden karşılanmıyor.
Büyükşehir Belediyesi’nden, ilgili bakanlıklardan da, projelerle ilgili önemli destekler alıyoruz. Bazı projelerimizi bizzat onlar üstlenmiş oluyorlar. Uluslararası fonlardan da faydalanıyoruz. İyi ilişkiler oluşturduğumuz bağışçılar da bazı hizmetlerin gerçekleşmesine ciddi katkılarda bulunuyorlar.
Söz konusu tablonun oluşmasında; hazırlamış olduğumuz projelerin uygulanabilir ve ülkeye artı değer kazandıracak projeler olmasının da rolü var elbet. Tabi sonuç itibariyle bütün bunların, bizim yönetim becerimizden kaynaklandığını rahatlıkla ve büyük bir keyifle söyleyebilirim.

İçinde bulunduğumuz dönemde gündeme gelen konular arasında; belediye binasının taşınması, minibüs duraklarının kalkması, Pendik Devlet Hastanesi’nin yeniden inşası gibi başlıklar oldu. Ne zaman, nasıl olacak?

Belediye binasıyla ilgili plan sorununu çözdük. Mülkiyetle ilgili %95 oranında vatandaşla anlaştık. Zannediyorum ocakta
“Söz konusu tablonun oluşmasında; hazırlamış olduğumuz projelerin uygulanabilir ve ülkeye artı değer kazandıracak projeler olmasının da rolü var elbet. Tabi sonuç itibariyle bütün bunların, bizim yönetim becerimizden kaynaklandığını rahatlıkla ve büyük bir keyifle söyleyebilirim.”

Birinci etabı ihale edeceğiz. Muhtemelen haziran ayı gibi de belediye binasına başlarız.
Minibüs durakları konusu aralık ayı içerisinde start alacak. Proje başladı. Durağın bulunduğu alanda yer altı otoparkı planladık. Minibüs duraklarının farklı farklı noktaları olacak.
Pendik Devlet Hastanesi’yle ilgili Milli Eğitim’le problemimizi çözdük. Tarım Bakanlığı’yla problemi ise henüz çözemedik. Kurumlar arası iletişimde ve işbirliğinde zaman zaman zorluklar yaşanabiliyor. Tarım Bakanlığı’ndan randevu bekliyorum. Önümüzdeki yıl inşaatı başlatabilmeyi hedefliyorum. İnşaat süreci ise maksimum 3 yılda biter.

Trafik; artan nüfus ve araç sayısı, ilçenin sosyo ekonomik popülaritesi ile birlikte oldukça sıkıştı. Otopark sorunu var. Devam eden süreçte bu sıkışıklık artacak gibi görünüyor. Ne gibi önlemler alıyorsunuz?

Nüfusumuz %40, araç sayımız ise 3 kat arttı. Gelişmiş ülkelerde kent merkezleri genel olarak yayalaştırılır. Dünyadaki politika budur. Çünkü kentin içine aracı sokmak zor iştir. Bizim aslında kısa vadede hemen yaptığımız şey otoparklar inşa etmek. Pendik merkezde, bugüne kadarki en büyük açık otoparkın inşasına çok hızlı başladık. Bu otoparkımız Türkiye’de örneğine rastlayamayacağınız özel bir teknolojiyle yapılacak. Yaklaşık olarak bir yılda da bitecek.
Şehir merkezindeki trafik sıkışıklığının çözümü noktasında, merkez çarşının çevresindeki her yere otopark yapıyoruz. Mostar’ın oraya otoparkı biz yapıyoruz. Yine Tahsin Arcan Parkı’nın hemen altına otopark planlıyoruz. Sahile otopark inşaatı başladı. Tenis Kulübü’nün oraya da bir otopark olacak. Nihai olarak ise, çarşının yayalaşması lazım.
2014’de seçildik. Nisanın başında herkese rağmen bir karar aldım. ‘’Burada parsel bünyesinde otopark sorununu çözmeyen kimseye ruhsat vermeyeceğim’’ dedim. Nisandan beri bunu başardık. Yeni binaların mutlaka otoparkı var. Geçen yıl 11 bin iskan verdik. Bunların tamamı, %25’ i açık, %75’i de kapalı olmak üzere otoparklı. 25 bin demiştik, 30 bin araçlık otopark yaptık.

Adnan Menderes Bulvarı’nda , Aydınlı Yolu kavşağından sonraki bölümde, trafiğin yer altına alınması düşünülüyordu. Son durum ne?

Orası yer altına alınamıyor. Çünkü o bölgede; yer altında çok güçlü yağmur suyu sistemleri var. Bu yağmur suyu sistemlerinin deplasesi teknik olarak mümkün olmuyor. Büyükşehir Belediyesi de buna müsaade etmedi. Ama bize yepyeni büyük bir plan sundu. Netleşince izah edeceğim. Henüz netleşmiş değil. Problemi, o bölgede sirkülasyonu hızlandırarak çözeceğimizi söyleyebilirim.

Sizin döneminizde Pendik Metro ile tanıştı. Toplam kaç metro istasyonumuz olacak? Tamamı ne zaman bitecek? İlçemize yansımaları nasıl olacak?

Toplam 20 civarında istasyon olacak. Henüz 3 tanesi bitti. 2018’in sonunda 4 tane daha raylı sistem istasyonu kesin devreye girecek. Pendik’te, Kaynarca’da, Güzelyalı’da, Tersane’de devreye girmiş olacak. Fevzi Çakmak, Yayalar, Kurtköy, Sabiha Gökçen’de de 2019’un başında olacak. 2019’a kadar toplam 12 raylı sistem istasyonunun yarısı devreye girmiş olacak. Diğer yarısının da şu an ihalesi yapıldı, inşaatları devam ediyor.
Metro istasyonları trafik sıkışıklığını azaltacak. Var olan metro istasyonları cazibe noktası olacak.
Bu arada, 2019’un içerisinde olmayan çok önemli projelerimiz var. Kısaca bahsettik ama detaylandırmadık. Mesela Fevzi Çakmak’taki metro istasyonu (Marmara Üniversitesi’nin karşısında). Burada hazırladığımız proje, o bölgeye çok ciddi manada nitelik kazandıracak. Daha da önemlisi; Kaynarca çarşıyla, Fevzi Çakmak çarşıyı yer altından buluşturacak yepyeni bir perspektif oluşturacak. Çamçeşme’nin, Kavakpınar’ın, Esenyalı’nın merkezi değişiyor. Bunlar metronun sağladığı avantajlar. Şu anda Yayalar’da Gedik Üniversitesi’nin kampüsünün olduğu alanda yepyeni bir metro istasyonu var. Özellikle o bölgeye, metro istasyonu civarında, en büyük kapalı otoparkımızı inşa edeceğiz.
Vatandaşlarımız Pendik’e metroyla gelsinler istiyoruz.

Kentsel dönüşümde ilçemizdeki genel durum ne? Batı Mahallesi’nde uygulamadan memnuniyetsiz vatandaşlarımız mevcut. Çarşıda ise dönüşüm sabırsızlıkla bekleniyor. Konuyla ilgili bir değerlendirme yapar mısınız?

Biz, sessiz devrimi aslında kentsel dönüşümle yapıyoruz. Bu yıl hedefimiz 3 bin civarındaydı, 4 bin tane eski konut yıkıldı ve dönüştü. Kentsel dönüşümde işler ‘riskli alan’ ya da ‘riskli yapı’ esas alınarak yürütülüyor.
Riskli yapı üstünden kentsel dönüşümün en iyi yönetildiği ilçe Pendik. Nasıl yönetiyoruz bunu? Bütün mülkiyet problemlerini çözdük. Hisseli tapuları müstakil tapular haline getirerek hak sahiplerine dağıttık. Biz süreçten önce de bunun planlarını yapmıştık. Dönüşümün alt yapısını hazırlamıştık. Tapuyu verdikten sonra da müteahhit devreye giriyor. Müteahhitle vatandaş olayı kendi arasında çözüyor.
Şu anda Batı Mahallesi’nde %50’den fazlasına ruhsat verdik. Siyasi dolduruşlar neticesinde bu bölgede duraksamalar yaşansa da, dönüşüm devam ediyor. Çarşı’da ise durum biraz farklı. Dönüşüm oldukça yavaş ilerliyor. Aslında hiçbir plan problemimiz yok. Otopark konusunu da çözdük. Hatta vatandaşa “Sen yapma biz yapalım” diyoruz. Çarşıda temel problem ‘marka’da. İş yeri sahipleri kiracılarını çıkarmakta zorlanıyor. Örneğin, Seyran Pendik’te çok önemli bir marka. Taşınsa gitse, 3 sene sonra gelse eski havası kalır mı?
Onun için yavaş yavaş, parsel parsel ilerliyoruz. Kentsel dönüşümün birinci amacı; depreme dayanıklılık. Bugün deprem olsa %75 yer sağlam. İstanbul’daki en iyi rakam %25 civarında. Pendik’te bizim dönüşüme başlamadığımız çok az yer kaldı. Ahmet Yesevi, Esenyalı’nın %80’i yenilendi. Kurtköy’de neredeyse eski bina kalmadı. Kaynarca bizim için riskli alan. Fevzi Çakmak ve Çamçeşme’de riskimiz yok. Çünkü söz konusu alan dünyanın belki de en sert zeminine sahip. Kavakpınar yenileniyor. Hatta çok ciddi bir yenilenme var. Pendik’te dönüşüm açısından birçok yer aldı başını gitti. Şehri ben bile bazan tanıyamıyorum. İstanbul’da en hızlı dönüşümü yaşayan ilçeler Esenyurt, Sancaktepe ve Pendik.

İlçemizde son 30 yılda yoğun bir nüfus artışı oldu. Böyle devam ederse 2030’lu yıllarda 1 milyon nüfusu görecek gibiyiz. Sizin değerlendirmeniz nedir?

İstanbul’da nüfus artışı devam ediyor ama artış hızı düştü. Bu Pendik için de böyle. 2030 yılına geldiğimizde yaklaşık 800.000 nüfusumuz olur. Daha fazlası olmaz. E5 üzerindeki emsalleri düşürdük. E5 altı planda emsaller düşmedi ama 19 kata varan durumlar vardı, bunların hepsi düştü. Şehrin geleceğiyle ilgili her projemizde nüfus artışını da göz önünde bulunduruyoruz, nüfusumuzun şişmesine meydan vermiyoruz. Kentsel dönüşümdeki uygulamalarımız bu anlayışa örnek teşkil edebilir.

Pendik Belediyesi olarak, yeni okul binalarının inşa edilmesinde ve eğitim dünyasındaki hemen her türlü aktivitede önemli bir rol üstleniyorsunuz. Bu biraz da ‘üstüne vazife olmayan bir işe el atmak’ gibi olmuyor mu? Diğer taraftan, ilçemizdeki başarılı – üstün – dahi sıfatları ile nitelendirebileceğimiz öğrencilerimiz için özel bir şeyler yapılıyor mu? Seçim beyannamesinde yer verdiğiniz üniversite vaadinizde hangi noktadasınız?

Yeni inşa edilen okul binalarının maliyetlerini tamamen belediye bütçesinden karşılamıyoruz. Hayırsever iş adamları, bağışçılar, çeşitli kurumlar, bakanlık, valilik kanalı ile ilçeye kazandırdığımız okullar var. Örneğin Garanti Bankası iki okul yapıyor. Yine Fen Lisesi’ni bir bağışçıya yaptırıyoruz. Halihazırda bakanlıkça yatırım programına alınan yaklaşık 400 derslik 16 yeni okul var.
Milli Eğitim’in rolünü çalmıyoruz ama eğitimi önemsediğimizden maddi manevi her türlü desteği de eksik etmiyoruz. Bu yıl Milli Eğitim’e 6 milyon TL tahsis ettik. Yine okullarımızın bakımı için yıllık 15 milyon TL harcıyoruz.
2009’da 1900 dersliğimiz vardı. Gün itibariyle 4700 dersliğimiz oldu. Ve hala 400 dersliğimiz eksik. Sadece bu yıl ilçemizde yapılan okul sayısı 8 adet. Anadolu yakasında 15 ilçe bulunduğunu ve bu ilçelerin tamamında yapılan yeni okul sayısının toplamda ancak 30 olduğunu hesap edecek olursanız, Pendik’in farkını çok daha net göreceksinizdir.
Biz bu konuda belediye olarak hazırlıklı bir altyapıya sahibiz. Ve fırsatları anında değerlendiriyoruz. Okul arazilerini bizzat ben takip ediyorum. Mesela bir okul yatırımı yapılacak, Vali Bey ya da ilgili kurumlar diyor ki : ‘’Önümüzdeki hafta hazır bir projeniz varsa hemen ihale edelim, sizinkini yapalım.’’
Önceden bitirmiş olduğumuz planlar var. Ufak tefek değişiklikler yapıp, plan notundaki eksiklikleri tamamlayıp, işi bir gün içerisinde bitiriyoruz. Ertesi gün süreci başlatıyoruz. 2 yıl sonra okul bitiyor. Okul inşaatı bitene kadar da hukuki problemleri çözüyoruz ve problemsiz okulu açıyoruz.
Bu şehrin en büyük meselelerinden biri eğitim meselesi. İlçemizde 145 bin öğrenci eğitim öğretim görüyor. Dolayısıyla ne yapsak az gelir.
Üstün nitelikli çocuklarımız için destek ve teşviklerimiz, özel projelerimiz hep mevcut. Ürettiğimiz bilim ve sanat merkezleri zaten öncelikle buna yönelik. Benim belediye başkanı olacağım, öğretmenimin aklına gelmezdi. Bu çocuklarımız da, geleceğin Türkiye’sini inşa edecekler.
O yüzden öğrencilerimizin kentteki bütün sosyal, kültürel, sportif etkinliklerinde sponsoru biziz. Böyle olunca bir tek çocukların ödevlerini yapmadığımız kalıyor.
Milli eğitimimiz ve öğretmenlerimiz de bu konuda çok duyarlı ve bizlerle iş birliği içerisinde. Netice itibariyle Pendik’teki başarı çıtası da giderek yükseliyor.
Kentin bir üniversite kenti olması için de çalışmalarımız sürüyor. Şu an ilçemizde Gedik Üniversitesi var. Marmara Üniversitesi’nin de çok ciddi manada burada yatırımı var. Türk Japon Üniversitesi bu anlamda yapılıyor. Emsey Hastanesi’nin olduğu yapı da üniversiteye dönüşmek üzere. Sağlık Bilimleri Üniversitesi olacak. Kurumsal olarak üniversitenin varlığı kentteki sosyo kültürel ve sosyo ekonomik çıtayı yükseltir. Bu kadarla kalmayacağız, 4. üniversite planımız da var.

Yine eğitimle ilgili olarak ‘Pendik Okuyor’ projesini yürütüyorsunuz. Siz okumaya zaman bulabiliyor musunuz, ne tür kitaplar okuyorsunuz? Ne tavsiye edersiniz?

Kentli olmanın birinci şartı; kültürle, sanatla, sporla ilgilenmekten geçiyor. Hepimiz Anadolu’nun çeşitli yerlerinden geldik. Kente entegre olmamız lazım. Bunun da en kolay yolu kültürden başlıyor. Çünkü kültür daha ucuz. Kültürün en ucuz formu da okumaktan geçiyor. Bir başkasının hazırladığı bilgiyi ediniyorsunuz sonuçta. Tabi dünyadaki bütün devrimler eğitimle olmuştur. Normal eğitimden ziyade, insanların bilgiyle bağı güçlendiren çalışmalarının sonucunda dünya değişmiştir. Bu böyle olunca bizim de; kenti daha keyifli hale getirmek, yaşanılabilir bir şehir oluşturmak için; kültürle ve eğitimle bağımızı arttırmamız gerekiyor. Bu anlamda yaptığımız çok sayıda ve nitelikli etkinlik var.
Okullarımıza kütüphaneler yaptık. Kitapla ilgili her türlü faaliyeti destekledik. Kitaplar hediye ettik. Yazı şiir atölyesi yaptık. Gördük ki bütün yaptıklarımız boşa gitmemiş. Kentte artık bizi aşan çok kampanyalar var. Eğitimcilerin takip ettiği okuma grupları var. Pendik’te 100’e yakın okuma grubu olduğunu biliyorum.
İnsan kendini yenileyemiyorsa, yapacak bir şeyi yoktur. Mesela ben iyi bir dergi takipçisiyim. Baştan sona okuduğum dergiler var. Gerçek Hayat, Derin Ekonomi, Yörünge dergilerini sıkı takip ederim. İyi de bir kitap okuruyum.
Okuduğum son kitaplardan biri Ahmet Turgut’un ‘Allah Aşkına’ kitabıydı. Türkiye’yi mezheplere bölmeye çalışıyorlar. Aslında biz birbirimizi tanımıyoruz. Aleviler Sünnileri, Sünniler Alevileri tanımıyor. Halbuki ortak noktaları çok fazla. Kitapta da bu işleniyor. Bence Hz Ali’yi, Hz Ali’nin evlatlarını ve Ehlibeyt’i anlatan muhteşem 3 kitaptan biri.
Benim tavsiye edeceğim kitaplar daha çok toplumun bugünkü şartlarıyla, yapısıyla ilgili kitaplar olur. Bu aralar Kudüs’e ilgi duyuyorum. Filistin meselesi çok önemli. Dünyanın gündeminde olacak bir konuyu, ilgili biri olarak irdeleyip, arka planını, tarihini, sosyolojisini anlamaya çalışıyorum. Ürdün coğrafyası çok önemli. Bu coğrafyayla ilgili romanları tarihsel kitapları okumayı tercih ediyorum. Şu sıralar yine Ahmet Turgut’un ‘Aklım Kudüs’te Kaldı’ kitabını okumaktayım.
Tavsiye konusuna gelince: Benim tavsiye ettiğim hiçbir kitabı kızım okumuyor. Çünkü onun dünyası farklı. Herkesin ilgisi algısı farklı olduğu için de, şu kitap okunsun diye tavsiye edilmemeli. Çok beğendiğim, beğenmediğim kitaplar var. Birine kitap tavsiye ediyorsam o kişinin ilgisini bildiğim için tavsiye ediyorumdur. Tarih sevmeyene tarih kitabı tavsiye edemem. Örneğin, sen dünyadaki trendleri takip eden, felsefenin sosyal boyutunu bilen birisin. Fincanımda Kola Var Kitabı’nı sana o yüzden tavsiye etmiştim.

Belediyemiz festivaller, sergiler, paneller, sohbet programları, konserler, sinema filmleri, tiyatrolar ve benzeri kültürel etkinlikler açısında oldukça aktif. Fakat farklı kültür ve anlayıştaki bir kesim; bu kültürel etkinliklerde kendilerine hitap edilmediğini öne sürüyor. Bu konuda ne diyorsunuz?

Bu eleştiriyi çok ideolojik buluyorum. Diğer taraftan, bizden CHP’li bir ekip gibi davranmamızı kimse beklemesin.
Bizim gerçekleştirdiğimiz kültürel etkinlikleri gerçekçi bir gözle irdeleyip değerlendirdiğinizde; ağırlıklı olarak herkese hitap eden programlar yaptığımızı görürsünüz. Örneğin çocuklara ve yetişkinlere yönelik sinema filmlerimiz oluyor. Bu filmler herkesin keyifle izlediği filmler. Tiyatrolarımız, konserlerimiz keza öyle.
Örneğin kasım ayı programımızda Mükerrem Kemertaş’ı anma programı vardı. Yunus Emre Kültür Merkezi doldu taştı. Her türlü insan vardı.
Aynı ayın programında Sivas Yöresi Türküleri, Sonbahar Konseri, Bayburt – Erzurum Yöresi Türküleri, Aşıklar Makamı Konseri, Yunus Emre ve Tasavvuf Dinletisi, Atilla Ateş Konseri, PENHAD Konseri gibi konserlerimiz var. Bunların hiçbiri ideolojik değil. Tabloya bakıp; ‘Araya hiç Yunus Emre Tasavvuf Konseri koymayın ya da hiç hat sergisi olmasın, dini sohbet programları yapılmasın’ diyorlarsa; kimse kusura bakmasın. Bu da bizim tercihimiz.
Bizim, ağırlıklı olarak sohbet programlarımız göze batıyor olabilir. O sohbet programlarına da herkes katılabiliyor, soru sormak serbest ve dileyen istediği soruyu sorabiliyor.
Halkımızın neye ihtiyacı varsa, neyi istiyorsa, kimi beğeniyorsa; onlara en iyisini sunmanın gayreti içerisindeyiz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.
2014 seçim vaatlerinizde 100 adet antrenman sahası, 3 adet FİFA standartlarında stadyum, jimnastik salonu, yüzme havuzları gibi projelere yer vermiştiniz. Bu branşta neler yaptınız?

Evet. Bu dalda da ne söylediysek yapıyoruz. Gün itibariyle 60 tane antrenman sahasını bitirdik. FİFA standartlarında olanının da Yenişehir’de birini bitirdik. Şunu belirteyim ki; biz eskiden beri tribüne yatırım yapmıyoruz. Sahaya yatırım yapıyoruz. Saha dediğin 2 milyona mal oluyor. Ama tribün yapmaya kalkınca iş 30 milyona çıkıyor. O yüzden sahaya yatırımı biz yapacağız, tribüne de başkaları yapsın.
Şu anda zaten 2 tane jimnastik salonumuz var. Çok nitelikli bir tane daha yapıyoruz. Yüzme havuzunu yaptık, bir tanesinin daha temelini Kaynarca’da atıyoruz. 145 bin gencimiz var. Kent içerisinde zinde olmaları için sportif imkanları artırıyoruz. Sporla bağı güçlendiriyoruz. Her yaş için spor. Özellikle gençler için spor. Biz spor tesisi yapıp sosyal medyada bunu paylaştığımızda, vatandaşlar şu yorumu yapıyor: ‘’Bu belediye başkanı anca spor salonu yapsın. Başka yaptığı bir şey yok.’’
Valla bundan hiç utanmıyorum. Bu çok önemli bir şey. Çünkü şehrin gençlerini önemsiyorsanız spor salonları yapacaksınız. Çok sayıda da yaptık.
Jimnastiği önemsiyoruz. ‘Şampiyon Küçük Yaşta Keşfedilir’ programını başlattık, etaplandırdık. Geçen yıl 400 çocuktan 260 tanesi kesintisiz bir şekilde devam etti. Bu yıl da çeşitli branşlara yönlendiriyoruz. Özellikle bütün sporların anası atletizm, jimnastik ve yüzmedir. Yüzme biliyorsanız vücudunuz senkron hareket eder. Bunları bildiğimiz için meseleye bilimsel yaklaşıyoruz.
3000 lisanslı futbolcusu olan bir ilçe olduk.Toplam 10.000 lisanslı sporcumuz mevcut ve bu potansiyeli en iyi şekilde değerlendirmek bizim görevimiz.

Pendik Belediyesi’ni bir ‘takım’ olarak değerlendirdiğinizde neler söylersiniz, nasıl bir ekiple çalışıyorsunuz, kadronuzu ne şekilde oluşturuyorsunuz?

Belediye olarak başarımızı iyi bir ekip oluşturmaya borçluyuz. Öncelikle ifade etmeliyim ki, benim ekibimde olmak zor iş. Üstlendiği görevi layıkıyla yapabilecek donanıma sahip olmayan, tam kapasiteyle performans göstermeyen hiç kimseye şans verme lüksümüz yok. Çünkü kadromuzda yer alan her birey, hangi noktada bulunuyor olursa olsun, 700 bin kişiye karşı sorumludur ve işinde başarılı olmak zorundadır.
Dolayısıyla, belediyeye hiçbir şekilde Ahmet’in yeğeni, Mehmet’in oğlu şeklinde referans ile eleman almadım, almam. Dünyada bir şirkete alım politikası neyse, bizde de odur.
Ancak sınavla, hak edenler işe girer. Tabi ki kadromuzun niteliğini arttırmaya yönelik, hizmet içi eğitim programlarımız da sürekli var.
Bu anlayışın sonucunda şu an, her alanda çok yetkin takımlarımız var. Değme müteahhitlik, mühendislik firmalarıyla rekabet edebilecek düzeydeyiz. Ekibime güveniyorum. Türkiye’nin en iyi ekibiyiz. Hiçbir belediyenin de böyle bir ekibe sahip olduğunu sanmıyorum. Bu konuda iddialıyız.
Kurum kültürümüz üst düzeyde. Çalışkan olmakla birlikte disiplinliyiz de. Planlamadan iş yapmıyoruz. Asla tek başıma karar vermem. Sürekli istişare yaparım.
Dolayısıyla projelerin tamamını da ben üretmiyorum. Birlikte karar verdiğimiz şeyleri hayata geçiriyoruz. Eğer bir konuda ekibime bir şey söylemiş, istemiş isem; o konuda mutlak suretle yeterli araştırmayı yapmış, konuya her yönüyle hakim olmuşumdur. Ekibimde yer alan arkadaşlarım da bunun hep farkındadırlar ve işlerini ona göre yaparlar…

İlçemizde birçok özel hastane mevcut. Yeni açılacak olanlar da var. Gözlemlediğimiz kadarı ile bir tıp adamı olarak bizzat şahsınız da bu gelişmeye olumlu yönde müdahil oluyor. Bu alanda bir vizyon mu takip ediyorsunuz?

Sorunuza ‘evet’ diyerek cevap vermeye başlayayım. Bunların hiçbiri tesadüfle olmadı. Hepsinin arkasında katkım var. Emsey Hastanesi’nde, Ada Tıp Hastanesi’nde, Ersoy Hastanesi’nde katkım var. Medical Park açılacak, onda da katkım var. Şimdi Medipol hastane yapıyor, onda bile katkım var.
‘Sen şuraya hastane aç’ diye kimseyi teşvik etmedim ama insanlar böyle bir fikirle geldiği zaman, o fikrin gerçekleşebilmesi sizin onu teşvik etmenizle, cesaretlendirmenizle oluyor. ‘Siz hastaneyi açın’ dediğim sadece Emsey Hastanesi’dir. Sebebi ise üniversite olacak olmasıdır.
Hastanelerin oluşumunun en büyük sebebi sağlık turizmi. Özelikle Ortadoğu’daki pek çok ülke Sağlık Bakanlığı’yla anlaşmış durumda. Yurtdışından çok sayıda hasta geliyor.Türkiye hekimlik niteliği, teknoloji kullanımı açısından uluslararası standartlarda. Radyolojik görüntüleme teknikleri açısından, laboratuar teknikleri açısından çok ilerdeyiz. Üstüne üstlük bizim sağlık endüstrimizdeki fiyatlar dünya fiyatlarının 4’te 1’i mesafesinde. Bir hasta Londra’da tedavi gördüğü zaman 10.000 sterline yaptıracağı işi, Türkiye’de 10.000 TL’ye yaptırır. Yani 4’te 1 fiyatına. Türkiye’de sağlık turizmi sayesinde, kamu hastanelerinde bile her milletten hasta var.

Bu durum Türkiye’nin tanıtıma, ekonomisine ve imajına olumlu anlamda, hem de çok yönlü katkılar sağlıyor. Bu arada, bizim hastanelerimizin A sınıfı otellerden daha kaliteli ve konforlu olduğunu da belirteyim.
İlçe olarak sağlık sektöründe oldukça mesafe aldık. Almaya da devam ediyoruz. Çok önemli ve güncel olduğu için bir örnek vereyim: Sağlık Tekno Kenti Pendik’e kuruyoruz. Bu sıra dışı bir alan. Örneğin Türkiye Sağlık Tekno Kenti sayesinde, General Elektrik’ten 100 tane ultrason cihazı, 100 tane röntgen, 50 tane emar makinesi alacak. Anlaşmanın içerisinde, %25 de teknolojik yatırım şartı bulunuyor. Dolayısıyla General Elektrik de Türkiye’nin herhangi bir yerine yatırım yapmak zorunda kalıyor. Herkes bu yerli imalatlarını Sağlık Tekno Kenti sayesinde gerçekleştirecek. Şu anda yer tahsisi yapıldı. Zannediyorum geçenlerde altyapı, yol çalışmaları başlatıldı.

İnşaat sektörü de ilçemizde yükselen bir trendle yol alıyor. Bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şehrin dönüşmesi için inşaat sektörüne teşvik yapıyoruz. Çünkü depreme dayanıklı konut sayısını arttırmamız lazım. Çevresel etkiyi de azaltmaya çalışıyoruz. Sıfıra indiremeyiz ama yavaş yavaş azaltabiliriz. Depreme dayanıksız konutları tek tek takip ediyorum. Bu yıl 4 bin tane eski binayı yıkmış olacağız. 7 bin tane konut yapılacak. Toplam da 11 bin depreme dayanıklı konuta daha erişeceğiz .İnşaat sektöründeki aktivasyonla birlikte depreme dayanıklı konutlara sahip olma noktasında %70 – 75’lere geldik. İstanbul gibi bir yerde bu çok önemli. Bir belediye başkanının en büyük sorunlarından biri bu olmalı. Başkan dert etmezse ilçe dönüşemez. Vatandaşlar ya kendisi yapacak ya da biz yapacağız. Deprem riski açısından bu çok önemli.

15 Temmuz’da Kanada’da bulunuyordunuz. Bundan dolayı, eleştiri aldınız ve almaya da devam ediyorsunuz. Bir açıklık getirebilir misiniz?

Siyasette rekabet var. Bu rekabette bazıları buldukları boşlukları değerlendirirler. Rekabetten başka, fırsatçı olanlar da var. Bu iddiada bulunanları ciddiye almıyorum.
Her şeyin resmi belgesi var. Neden gittiğimin, hangi şekilde gittiğimin kayıtları var. Önce Toronto’ya gitmiştim. Toronto’ya gidişim tamamen davet üzerine oldu. Bir sürü milletvekiliyle gittim. Resmi programlara katıldık. Bu programların tamamı FETÖ’yle mücadeleye yönelik programlar idi.
Bu eleştiriyi kasıtlı olarak şahsıma yöneltenler; zaten Kanada’da olduğumu değil de, Amerika’da olduğumu söylüyorlar. Yani daha baştan bir çarpıtma var! Utanmasalar “Pansilvanya’ya niye gittin?” diye soracaklar. Bunlar ciddiye aldığımız şeyler değil.
Bu konuda bizim için sosyal medyada yazı yazanlar da “O gece niye Amerika’daydın” diye soruyorlar. “Niye Kanada’daydın” diye sormuyorlar. Olayı kamuoyuna yansıtırken başta Amerika’yı katmaları, bir hesapla hareket ettiklerinin göstergesidir.
Yurtdışından olaya müdahale ettim. Bütün WhatsApp mesajlarımızın kayıtlarını yayınladık. Üstüne üstlük 15 Temmuz gecesi ve sonrası, en iyi organize olan ilçelerden biri Pendik oldu. Siyasette bunlar olur. Esas olan bizim kendimizden ve yaptıklarımızdan emin olmamızdır. Bunda tereddüt var mı, yok!

Önümüzdeki dönem belediye başkanlığı için tekrar aday olacak mısınız? Geçmişte, milletvekilli seçilmek ve hatta Sağlık Bakanı olarak görev yapmak gibi bir düşüncenizin de olduğunu biliyoruz. Bu konular için ne diyorsunuz?

2014’te, “Bu şehre yaptıklarım yeterli değil. En az bir 5 yıl daha hizmet vermek istiyorum’’ dedim. İkinci dönem için istekli oldum. Partim aday gösterdi ve seçildim. Yapmak istediklerimin, hayallerimin %80 – 90’ınını gerçekleştirerek, Pendik için olumlu anlamda çok iş başardım diyebilirim.

“Biz, sessiz devrimi aslında kentsel dönüşümle yapıyoruz.
Pendik’te dönüşüm açısından birçok yer aldı başını gitti. Şehri ben bile tanıyamıyorum. İstanbul’da en hızlı dönüşümü yaşayan ilçeler Esenyurt, Sancaktepe ve Pendik.”

Tabi bu görevi 100 yıl yaptırsalar istemem. Mutlaka, işi tadında bırakmak lazım.
2019’da da önce partimiz aday olup olmayacağıma, sonra halkımız da seçilip seçilmeyeceğime karar verecek. Partimiz
devam et derse, Pendik halkı da seçerse yine başkan olurum.
Tıp Fakültesi mezunuyum. Sağlığı, insanları bilen biriyim. Aynı zamanda yaklaşık 20 yıldan fazla zaman aktif yöneticilik yapmış durumdayım. 25 yıldır da siyasi pozisyonda olan biriyim. Bunların hepsinin bir arada bulunması kolay olur bir şey değil.
Bugün dünyanın bir çok yerinde, ülkeyi yöneten insanlar; Türkiye’de olduğu gibi yerel yönetimlerde etkin rol almış insanlar içerisinden geliyor. Doğru insanları yerel yönetimlerde etkili hale getirir, sonrasında da ülke açısından farklı yerlerde değerlendirirseniz; çok daha doğru ve etkili sonuçlar alırsınız.

Sabah akşam işbaşındasınız ve yoğun bir tempoyla çalışıyorsunuz. Dolayısıyla özel hayatınızdan da önemli tavizler vermek zorunda kalıyorsunuz. Buna rağmen herkesi memnun etmek zor, şikayetler hep var. Bu durumu nasıl karşılıyorsunuz? Başa dönseniz, yaşadıklarınızı hesap ederek bu görevi tekrar ister miydiniz?

Bugünkü mantıkla tekrar 2009’a dönsem, yaşadığım tüm zorluklara rağmen yine başkan olmak isterdim.Başkanlık sürecim boyunca inanılmaz birikimlerim oldu. Çok şey öğrendim. Bir sürü şey görüyorsunuz, duyuyorsunuz, yaşıyorsunuz ve bunlar sizi çok daha olgunlaştırıyor, olaylara bakış açınızı genişletiyor, tecrübe kazanarak donanımınızı artırıyorsunuz.
Tabi ki her görevin kendine has zorlukları var. Ama bu göreve talip olduysanız, söz konusu zorlukları da göze almışsınız demektir. Olayın bir de manevi boyutu var. Ben ‘Halka hizmet, Hakk’a hizmet etmektir’ şeklindeki bir anlayışın insanıyım. Bu yüzden de her ne yaptıysam, ibadet eder gibi yaptım.
Ve çok huzurluyum…

Beğen FAVORİ 1 YORUM OKU
Bildir
1 Yorum
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Inline Feedbacks
Tüm yorumları göster
EROL YAZICI
3 yıl önce

MUHTEŞEM BİR RÖPORTAJ OLMUŞ – TEBRİK EDERİM

1
0
Bu paylaşım hakkında düşüncelerinizi öğrenmek isteriz, lütfen bir yorum yapın.x
()
x