Pendik Gazetesi

NİYAZİ GÜNERİ: BENİM TEK AJANDAM, MEMLEKET AJANDASI’DIR

Pendik Belediyesi Meclis Üyesi Niyazi Güneri gazetemizin söyleşi konuğu oldu. Güneri ile yakın geçmişi, gündemi ve yakın geleceği değerlendirdik.

Nizayi Bey konuğumuz olduğunuz için çok teşekkür ederiz. Başlarken bize kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz?

Öncelikle nazik davetiniz için ben teşekkür ederim, konuğunuz olmaktan mutluluk duydum.

Ben 1965 yılında Sivas Divriği’de doğdum fakat uzun yıllardır Pendik’te ikamet ediyorum.Sanayiciyim, Mitsubishi Temsa Yetkili Servis sahibiyim.

Evliyim ve üç çocuk babasıyım. Onlar benim sadece eşim ve çocuklarım değiller. Onlar aynı zamanda benim en büyük, en güçlü yol arkadaşlarım. Bugüne kadar birçok karar aldım, birçok çalışmanın içinde bulundum. Her zaman benim yanımda oldular, beni desteklediler. Onlara çok şey borçluyum.

Herhalde bugüne kadarki en önemli kararınız siyasete girmek oldu.

Bu kararı nasıl ve neden verdiniz?

Gerçekten en önemlisi buydu, aynı zamanda en zoru. İyi düşünüp iyi karar vermelisiniz. Çünkü siyaset bir hobi, bir eğlence değil. Belki bu şekilde görenler de vardır ama ben göremedim. Hayatımın önemli bir kısmı oldu siyaset. Kimi zaman işimden, kimi zaman sosyal hayatımdan fedakârlıklarda bulunmamı gerektirdi. Aileme çok şey borçlu olduğumu söylemiştim, onlara en çok “zaman” borçluyum. Evet, onlarla geçireceğim zamandan da fedakârlıkta bulunmam gerekti.

Bu kararı verme nedenim ise çok net: Bir derdim var. Şöyle dönüp baktığımızda Türkiye’de uzun zamandır her şeyin kötüye gittiğini görüyoruz. Eğitim sistemi yok, sağlık sistemi çökmüş, ekonomide her geçen gün daha kötü rekorlar kırılıyor. Bu koşullarda dünü geride bırakabiliriz, bugünü de bir şekilde atlatabiliriz ama bizim yarınları yaşayacak çocuklarımız var. Benim derdim bu çocukların hak ettikleri yarınları yaşayabilmeleri. Benim derdim bu halkın geleceğe umutla bakabilmesi. Bu yüzden siyasete girdim ve çalışmalarıma şevkle devam ediyorum.

2019 yılında tarihe geçecek bir yerel seçimi geride bıraktık. Bu konudaki değerlendirmeniz nasıl?

Lütfen, bir değil. Tarihe geçecek iki yerel seçimi geride bıraktık. Birincisinde İstanbul’u tam 25 yıl sonra kazandık, ikincisinde ise İstanbul tarihinin en farklı yerel seçim sonucunu elde ettik. Ve bu iki tarihi zafer arasında sadece üç ay vardı.

Peki bu sonuçlar hakkında ne düşünüyorsunuz?

İki seçimi ayrı ayrı ele almamız gerektiğini düşünüyorum. 31 Mart’ta İstanbullular, hayatı her geçen gün daha zor hale getirenlere “yeter” diyerek umudun yanında oldular. Her söyleminde düşmanlıktan, karşıtlıktan, kinden, nefretten bahsedenlere karşı halkın problemleri ile ilgilenen, çözüm bulmaya çalışanların yanında oldular.

23 Haziran’da ise çok daha farklı bir sonuç gördük, çünkü insanlar sadece umudu korumadılar. İstanbullular kendi iradelerine, kendi tercihlerine sahip çıktılar. Bu halka bugüne kadar çok kötülük yapıldı, çok haksızlık yapıldı. 6 Mayıs kararı; hem Ekrem İmamoğlu’na hem de halka karşı bir haksızlıktı. Hatta haksızlıkların en büyüğüydü. İşte bu nedenle halkın tepkisi, ‘büyük’ bir seçim zaferi getirdi.

23 Haziran’ın etkilerinin nasıl olacağını düşünüyorsunuz?

Ben 23 Haziran seçimlerinin iki önemli etkisinin olacağını düşünüyorum.

Birincisi, 18 yıllık iktidar dahi olsanız halk ile inatlaşamayacağınızı herkes gördü. Siyaset halk için yapılır, halka rağmen değil. “Hayır, önemli olan benim isteğim, halkın isteği değil” derseniz işte sonuç böyle olur. Bugün İstanbul’da oldu, yarın tüm Türkiye’de olur…

İkincisi,  tüm Türkiye alternatif bir yönetim gördü. Öncesinde hep tek tip bir yönetim anlayışı mevcuttu. Ankara bir yol çizer, İstanbul onu takip eder. Ankara bir emir verir, İstanbul ona uyar. İstanbul’un kararını, Ankara verir. Fakat artık böyle değil. İstanbul artık kendi kararını veriyor, kendi yolunu çiziyor ve kendi yöntemlerini uyguluyor. Bütün bunları da İstanbullular seçiyor. Tabi bu sadece İstanbul ile de sınırlı değil. Ankara, Adana, Antalya gibi çok önemli kentlerde alternatif bir yönetim görüyoruz. İnsana dokunan ve çözüm üreten yönetimler görüyoruz. Bundan daha kıymetli bir deneyim var mı? Yok. Artık bu halkı “Biz gidersek Türkiye gider” diye korkutabilir misiniz? Asla.

Peki bu etkilerin sonucu gelecek seçimlerde görünür mü?

Düşündüğümüzden daha çok göreceğiz. Yurttaşlarımız bir kere “vazgeçti” Kimden? Hayatı zorlaştıranlardan. Şüphesiz ki bunu her fırsatta yapacaklar. Türkiye’de hamaset üzerine, düşmanlık üzerine, kin üzerine kurulu siyaset bitmiştir. Halk her açıdan o kadar kötü durumda ki bunları düşünmüyor bile artık. Vatandaş işsizlikten ve yoksulluktan ev kirasını, elektrik ve doğalgaz faturalarını ödeyemeyecek durumdadır. Muhakkak ki bunun önümüzdeki ilk seçimde bir yansıması olacak ve sorumlular bu yansımadan hiç memnun kalmayacaklar.

Gelecekte sizi nerede göreceğiz?

Mücadelenin içinde. Buna verilebilecek başka bir cevap bilmiyorum. Çünkü benim kişisel ajandam yok. Geceleri odamın kapısını kapatıp “Ne olabilirim?” sorusunu sormuyorum kendime. Benim tek ajandam, “Memleket Ajandası”dır. Onu da yalnız değil, beraber yol yürüdüğüm arkadaşlarımla birlikte tutarım. Çünkü bizim tek sorumuz “Ne yapabiliriz?”

Birlik içinde, dayanışma içinde bu memleket için neler yapabileceğimizi düşünüp, yeni yol haritaları çiziyoruz.

Bu mücadelenin içinde elbet hepimizin görevleri olacak. Ben o hususta birlikte yol yürüdüğüm arkadaşlarım ile konuşur, nerede en fazla yarar sağlayabileceksem orada görev alırım. Bugün meclis üyesiysem bunun kararı da ortak verildi.

Bundan fazlasını planlamak, kişisel makam mevki planları yapmak çıkarcılığa girer. Ben bugüne kadar bunu yapmadım, bundan sonra da yapmam. Bana yakışmaz. Benim siyasetteki en önemli sloganım şudur: “Ekmeğini yemek için siyaset yapma, herkes ekmek yiyebilsin diye siyaset yap!” bu sloganı özümserseniz zaten makamların, koltukların amaç değil de araç olduğunu görüyorsunuz. Kimse bu makamlara gelmesin demiyorum elbette, herkes gelebilir. Fakat o makamı en aktif şekilde kullanarak hizmet etme niyetinde olmalı herkes.

Beraber yol yürüdüğümüz arkadaşlarımız dediniz. Kimler onlar?

Başta Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki herkes olmak üzere derdime ortak olan, içinde bu kaygıyı taşıyan herkes benim yol arkadaşımdır. Bu kadar net. İnsanların memleketi, yaşı, cinsiyeti, rengi, dili, dini bunların hiçbir önemi yok. Bugüne kadar ne kadar bölündüysek, ne kadar ayrıştıysak, ne kadar kavga ettiysek bunlar yüzünden olmadı mı zaten? Artık bunlara yer yok. Bir araya gelmek zorundayız, birlikte mücadele etmek zorundayız.

Bu mücadele ne zaman bitecek?

Derdiniz gelecekse, derdiniz daha iyi yarınlar yaratmaksa mücadeleniz bitmez. Bu mücadele de bitmeyecek. Ben ne zamana kadar içinde olacağım? Destek değil de köstek olduğum gün, fikirlerim eskidiği gün, mücadeleye nefesim yetmediği gün “Haydi gençler” diyeceğim. “Yol artık sizin, mücadele sizin, bayrak da sizin elinizde. Yürüyün geleceğe” diyeceğim.

Beğen FAVORİ 1 YORUM OKU
Bildir
1 Yorum
Eskiler
Yeniler En çok oylananlar
Inline Feedbacks
Tüm yorumları göster
Nihat Mürşitpınar
10 ay önce

Gerçek siyasetçi böyle olur. Bravo.. Özlediğimiz söylem ve eylem adamı.

1
0
Bu paylaşım hakkında düşüncelerinizi öğrenmek isteriz, lütfen bir yorum yapın.x
()
x