Erol Yazıcı
Erol Yazıcı

İYİ İNSAN OLABİLMEK – BÜYÜK CİHAD

İYİ İNSAN OLABİLMEK – BÜYÜK CİHAD

İthaf:
Bu yazımı Müslüman kılıklı, zavallı münafıklara armağan ediyorum.

İsteyerek, bilerek, planlayarak hiç kimseyi aldatmamış olabilirsin hayatında.
– Hayır – diyen varsa, gelsin, alsın hakkını, bırakmasın öte yana. Şu yalan dünyada yaranamadın kendime bile, vazgeçtim de kurtuldum diyebilirsin.
Bir dost bulamadım kendime, şu fani hayatta. Belki ben de olamadım kimseye arkadaş duygusu, hâkimdir belki de düşüncelerine.
Anlayamadım kimseyi, anlamadı da kimse beni ruh hali – seni hep hırpalıyor olabilir.
Kime ne kadar çok güvendi isem, o kadar büyük mağdur oldum. Ama bu bana aşılayamadı güvensizliği, duruşu karakterindir büyük ihtimal.
Kötülüğe yenilmeye, asla razı olmadım. Hiç kimseye güvenmeden yaşamaktansa ömür boyu güvenip ard arda mağdur olmayı daima güvensizliğe tercih ettim. Zaten işin hikmetine gelince, başka gördüm olayı şeklinde bir bakış açısına sahipsindir.
Beni aldattığını sananlar, ne kadar aldandıklarını belki hiç göremediler, göremeyecekler. Ancak bazı görenler de şimdi benim gibileri -yaşıyorsundur.
Çünkü yapılan iş Allah için yapıldığında sizi ne aldatış ne de takdir etkilemez. O zaman yüce Allah sizi sever ve o sevgi size sonsuzluğa kadar yeter. O anın hazzı, keyfi, mutluluğu, huzuru alır götürür sizi o derinlerin derinine, ötelerin ötesine.
Siz kimseden hiçbir şey beklemezseniz (ne takdir, ne nankörlük) sizi ne, nasıl etkileyebilir ki… Çünkü siz bir şey yaptığınızda sadece ve sadece Allah için yapar, takdiri ona bırakır ve yaptığınızı unutursunuz. Yaptığınızı unutmuşlar, teşekkür etmişler, etmemişler ne gam…
Yaparlarsa ne ala, insanlık merdiveninde kendi olgunlukları adına basamak çıkarlar, yapamazlarsa büyük ihtimal onda da sınıfta kalırlar.
İnsanlara ne kadar doğru olmaya gayret ettimse, altında hep bir şeyler aradılar. Olamaz dediler. Bu kadar olamaz. Mutlaka bunun altında bir şeyler var. Ve aradılar. Ve buldular. Çünkü ne ararsanız onu bulursunuz. Nasıl bakarsanız öyle görürsünüz. Hani meşhur bir sözdür. “Arayan Mevla’sını da bulur, belasını da” Onlar ne buldular acaba? Bulana sormalı. Ama benim doğru olmaya çalışmamda bir tek motivasyon var. O da belli “Emrolduğun gibi dosdoğru ol” ayeti kerimesi. Biz öyle olmalıyız. Ne pahasına olursa olsun. İsterse her şey aleyhinize olsun. İsterse deli, meczup densin. Onlar ne derlerse desinler. Yeter ki biz dosdoğru olabilelim diyenlerdensiniz büyük ihtimal.
Ve günün sonunda
Anlayamıyorum…
Kıskançlığı, hırsı, savaşı, zulmü ve bunların kazandıracaklarının neler olabileceğini. Arkadaşlığı, iyiliği, fedakârlığı, yardımlaşmayı sadece ve sadece saflık olarak addetmek – bir aptalın istismarının malzemesi olarak görmek ve sonuna kadar vakumlamak. Sonra iki ayaklılar grubundan olmakla, insan olduğu zannıyla hayatı işgal ve iğfal etmek. Nasıl büyük bir aldanış, gaflet, kaybediş, düşüş…
Haksızlıklar karşısında susmak ancak şeytanların işidir ve onları memnun eder. Hayatlarını, insanların eksiklerini, zaaflarını veya açıklarını aramakla kirleten veya kendi ahmaklıklarıyla başkalarını hep yanlış, kendini hep doğru zanneden insan şeklinde yılanlar vardır. Bu tipler buğulanmış, şaşı gözleriyle başkalarını olduğundan farklı ama kötü görürler ve bundan keyifin ötesinde, salyalı haz duyarlar. Bu salyalı mahlûklar için en büyük eziyette, onları yok saymak, dikkate almamaktır.
Siz onlara tükürseniz bile bu onları öyle mutlu eder ki. Çünkü onları dikkate almadığınızda çılgına döner ve battıkça batarlar. Onlar batmaya hep devam edecekler…
Bu tipler, başkalarında o ama gözlerine rağmen bir güzellik sezseler dahi buna asla dayanamaz ve şeytani akıllarıyla nasıl karalayacaklarının hesaplarını, türevleriyle yaparlar.
Bu ne büyük bir kötülük. Bu ne büyük bir aldanış, gaflet. Bir insan böyle bir duruma nasıl düşer, niçin düşer. Allah muhafaza. Bunu düşündüğümde beynim zonkluyor, aklım duruyor, mantığım işlemiyor. Kabul edemiyorum hüznündesiniz.
Kabul etmiyoruz. Asla da etmeyeceğiz. Ve daima kökten reddedeceğiz. Hiçbir zaman sevmeyecek ve her zaman nefret edeceğiz. Allah’a söz verdik. Dönmeyeceğiz. İman, güzel amel, hakkı ve sabrı tavsiyeyi bir hayat tarzı olarak yaşayacak ve bu sırat-ı müstakimi (doğru yolu) bin dünya olsa bile, asla değişmeyeceğiz.
Kötülüğü iyilikle savacak ve kötü olmayacağız.
Hakkı hakka teslim edecek, batıla boyun eğmeyeceğiz.
Allah’a kul olma şerefini taşıyacak, bu şuurla hareket edecek ve daima inandığımız gibi yaşayacağız.
Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmaya gayret edecek su-i zan bataklığına düşmeyip, hüsn-ü zanla hareket hep çıkış noktamız olacaktır.
Yaratılanı yaratandan ötürü sevecek, sevgi ile her şeyin güzelleşmesine tüm ömürleri hediye edeceğiz.
Allah, her fiilinde Allah’ın rızasını gözeterek hareket edebilen Müslümanların zümresine bizi de dâhil eder, inşeeallah.

erolyazıcı / ABBEYT ♥️

Bildir
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları göster
0
Bu paylaşım hakkında düşüncelerinizi öğrenmek isteriz, lütfen bir yorum yapın.x
()
x