Yeniden Refah Partisi İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Sait Urulu, Türkiye’de muhalefetin mevcut tablo içerisindeki konumunun; hukuki süreçler, iç bölünmeler ve kurumsal dinamikler ekseninde oldukça hareketli ve kırılgan bir süreçten geçtiğini ifade etti.
Urulu, CHP’nin 2023 Kurultayı’na dönük açılan ve “mutlak butlan” talebiyle sonuçlanan yargı süreçlerinin parti yönetimi üzerinde doğrudan bir belirsizlik oluşturduğunu belirtti. İstinaf mahkemesinin kurultayı geçersiz sayma ve eski yönetimi göreve iade etme kararının parti içindeki dengeleri derinden sarstığını kaydetti.
CHP’de ayrışma derinleşti
Bu tablonun, Özgür Özel liderliğindeki “Değişim” kanadı ile partinin eski yönetimi ve partiden ayrılan milletvekillerinin kurduğu alternatif siyasi oluşumlar arasında belirgin bir ayrışmayı tetiklediğini ifade eden Urulu, Meclis grubu ve tabanda ciddi bir temsil bölünmesi yaşandığını söyledi.
Urulu, muhalefetin 2024 yerel seçimlerinde elde ettiği belediye üstünlüğünün de tutuklamalar, kayyım atamaları ve parti değiştiren belediye başkanları nedeniyle zayıfladığını dile getirdi.
“Muhalefet reaktif konumda kaldı”
Muhalefetin büyük oranda iktidarın hamlelerine ve adli süreçlere cevap veren “reaktif” bir konumda kaldığını belirten Urulu, kendi gündemini topluma kabul ettirmekte zorlandığını ifade etti.
Urulu, siyasi ve hukuki tartışmaların merkezinde iktidarın adalet anlayışının bulunduğunu belirterek, muhalefet ve hukuki sivil toplum kuruluşlarının yargının siyasallaştığı, güçler ayrılığı ilkesinin aşındığı ve yargı kararlarında iktidarın siyasi önceliklerinin etkili olduğu yönündeki iddialarını hatırlattı.
“Vatandaş siyasetten çok ekonomiyle mücadele ediyor”
Yapılan kamuoyu araştırmaları ve toplumsal algıda yargıya duyulan güvenin zaman zaman zedelendiğine dikkat çeken Urulu, kararların öngörülebilirliği ve mahkemelerin bağımsızlığı konularının geniş kitlelerce tartışıldığını söyledi.
Sait Urulu, bu tablonun Türkiye siyasetinde hem iktidarın hem de muhalefetin sorgulanmasına neden olduğunu belirterek, “Kim gelirse gelsin aynı yönetim devam edecek” anlayışının vatandaşın siyasete bakışını etkilediğini ifade etti. Vatandaşın siyasetten öte ekonomiyle uğraştığını ve ekonomik sorunlarla mücadelesinin devam ettiğini kaydetti.
“Ekonomik sıkıntıların temelinde yanlış model var”
Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Urulu, siyasi iktidarın uzun süre ısrar ettiği düşük faiz odaklı politikaların; TÜİK verilerine de yansıyan yüksek enflasyon, Türk lirasındaki değer kaybı ve cari açık gibi derin makroekonomik dengesizlikleri tetiklediğini söyledi.
Sonraki sıkılaşma süreçlerinin ise geçmiş dönemde biriken maliyetleri telafi etmekte zorlandığını belirten Urulu, ekonomik modelin sanayi, teknoloji ve katma değerli üretim yerine inşaat, gayrimenkul ve tüketim odaklı teşvik edilmesinin kaynakların verimsiz alanlara aktarılmasına ve üretkenliğin düşmesine neden olduğunu ifade etti.
Urulu, “Bu durum bugün yaşadığımız ekonomik sıkıntıların temelini oluşturmaktadır” değerlendirmesinde bulundu.



