Kur’an’da Tebliğ
Kur’an ayetleri ve hadisler ışığında tebliğin kapsamı, peygamberlerin insanlara karşı sorumlulukları ve hidayetin Allah’a ait oluşu ele alınıyor.

TEBLİĞ
Kur’an, peygamberlerin insanları zorla iman ettirme ve onların hesabını görme görevi olmadığını bildirir; bunun yanında Hz. Peygamber’in vahyi açıklama ve öğretme görevinden de söz eder.
Bu nedenle “görevi sadece tebliğdir” ifadesini, “insanların iman edip etmemesinden sorumlu bir bekçi değildir” anlamında anlamakta gerekli.
Diyanet tefsiri de Mâide 5/99’daki ifadenin, Hz. Peygamber’in başka görevleri olmadığı anlamına gelmediğini; tebliğin açıklama ve öğretmeyi de kapsadığını belirtir.
Allah Teâlâ elçilerine sadece, sözlerini insanlara ulaştırma (tebliğ), açık açık anlatma (beyân), müjdeleme ve uyarma görevi vermiştir.
Hiçbir elçinin koruma görevi yoktur.
Allah Teâlâ Rasulullah’a şöyle buyurur:
"Yüz çevireceklerse çevirsinler, biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen sadece tebliğdir." (Şura 42/48)
Hiçbir elçinin vekillik görevi yoktur. Ne halka karşı Allah'ın vekilliğini ne de Allah'a karşı halkın vekilliğini yaparlar.
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
"… Biz seni onların üzerinde bir koruyucu yapmadık. Sen onların üzerinde bir vekil de değilsin." (En'am 6/107)
"Sen sadece bir uyarıcısın. Her şeye vekil olan Allah'tır." (Hud 11/12)
Elçi kimseyi yola getiremez.
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
"Sen, istediğini yola getiremezsin, ama Allah, isteyeni yola getirir. Çünkü yola gelecekleri en iyi o bilir." (Kasas 28/56)
Elçi sadece doğru yolu gösterir.
Allah Teâlâ, Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme şu emri vermiştir:
"De ki "Benim size ne zarar vermeye gücüm vardır ne de olgunlaştırmaya.” De ki "Beni Allah'ın azabından hiç kimse kurtaramaz. Ben ondan başka bir sığınak da bulamam. Benim görevim sadece Allah'tan olanı, onun gönderdiklerini tebliğdir, o kadar." (Cin 72/21-23)
Allah Teâlâ elçilerini, insanlara gönderdiği mesajı ulaştırmaları, açıklamaları, müjdelemeleri ve uyarmaları için göndermiştir.
Elçilerin görevi insanları zorla iman ettirmek, onların kalplerini yönetmek ya da hesaplarını görmek değildir. Hesap Allah’a aittir.
“Peygamberin görevi, tebliğ etmekten ibarettir. Allah ise açıkladığınızı da gizlediğinizi de bilir.”
(Mâide 5/99)
Elçilerin tebliği, mesajı insanlara duyurmanın yanında, Allah’ın indirdiğini açıklamayı da kapsar.
Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“İnsanlara kendilerine indirileni açıklaman için sana da bu Kur’an’ı indirdik.”
(Nahl 16/44)
Bu yüzden tebliğ; hakkı açıkça anlatmak, öğüt vermek, müjdelemek ve uyarmaktır.
Ancak insanları zorlamak, iman etmeye mecbur bırakmak değildir.
Allah Teâlâ, Resûlullah’a şöyle buyurur:
“Sen öğüt ver. Çünkü sen ancak bir öğüt vericisin. Onların üzerinde zorlayıcı değilsin.”
(Gâşiye 88/21-22)
Elçi, insanları hakka çağırır; fakat onların kalplerine iman yerleştiremez.
Kur’an’da bu durum şöyle açıklanır:
“Sen sevdiğini doğru yola eriştiremezsin. Ancak Allah dilediğini doğru yola eriştirir.”
(Kasas 28/56)
Burada “yol göstermek” ile Allah’ın kişiyi hidayete ulaştırması aynı şey değildir. Peygamberler doğru yolu açıklar ve gösterir; kişinin kalbine hidayet vermek Allah’a aittir.
Elçiler, insanlar üzerinde Allah’ın yerine geçerek hüküm veren veya onların imanını denetleyen vekiller de değildir.
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“Biz seni onların üzerine bir koruyucu göndermedik. Sen onların üzerinde bir vekil de değilsin.”
(En‘âm 6/107)
“Sen sadece bir uyarıcısın. Her şeye vekil olan Allah’tır.”
(Hûd 11/12)
Resûlullah’ın görevi, Allah’tan gelen mesajı eksiksiz biçimde insanlara ulaştırmaktır.
Allah Teâlâ, ona şöyle demesini emreder:
“De ki: Ben size ne zarar verebilirim ne de doğruya ulaştırabilirim. De ki: Beni Allah’a karşı hiç kimse koruyamaz; O’ndan başka sığınacak bir yer de bulamam. Benim görevim yalnızca Allah’tan geleni ve O’nun gönderdiklerini tebliğ etmektir.”
(Cin 72/21-23)
Bu görev, açıkça ve güvenilir biçimde yerine getirilmelidir.
Resûlullah şöyle buyurmuştur:
“Benden bir ayet bile olsa insanlara ulaştırın. Benim adıma bilerek yalan söyleyen, cehennemdeki yerine hazırlansın.”
(Buhârî, 3461)
Tebliğin dili de önemlidir.
İnsanları dinden uzaklaştıran sertlik ve güçlük yerine, anlayışla anlatmak ve müjdelemek esastır.
Resûlullah şöyle buyurmuştur:
“Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin, nefret ettirmeyin.”
(Buhârî, 69; ayrıca Buhârî, 6125)
İyiliğe çağırmak ve doğru yolu göstermek de değerlidir.
Resûlullah şöyle buyurmuştur:
“Kim bir hayra yol gösterirse, onu yapanın sevabı kadar sevap alır.”
(Müslim, 1893a)
Öyleyse tebliğ, insanları zorlamak değil; Allah’ın mesajını doğru, açık ve güzel bir dille ulaştırmaktır.
Elçinin görevi davet etmek ve açıklamaktır; hidayet vermek, insanların iç dünyasını bilmek ve onları hesaba çekmek ise Allah’a aittir.
