Aydın, mesajının siyasi görüş ayrımı gözetmeksizin herkese yönelik olduğunu belirterek, “Özüm hangi cenahtan olursa olsun herkesedir” ifadelerini kullandı.
Toplumda bazı yanlışların farklı ifadelerle meşrulaştırılmaya çalışılmasını eleştiren Bülent Aydın, rüşvete “iş bitirmek”, yolsuzluğa “beceriklilik”, haksız kazanca ise “kısmet” denilmesinin gerçeği değiştirmediğini vurguladı.
Aydın, “İsimleri değiştirince sanki hakikat de değişiyor” diyerek makam, servet ve itibar uğruna hak ve adalet duygusunun zedelenmemesi gerektiğine dikkat çekti.
“Cebe giren her para kazanç değildir”
Haksız yollarla elde edilen gelirin “rızık” veya “bereket” olarak görülemeyeceğini ifade eden Aydın, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Rızkı Allah verir. Ama başkasının hakkından elde edileni rızık diye görmek, hakikati değil, insanın kendisini kandırmasıdır. Cebe giren her para kazanç değildir; bazıları sadece hesabı ertelenmiş bir borçtur.”
Aydın, dini ve vicdani kavramlara da vurgu yaparak rüşvetin “ikram”, yolsuzluğun “maharet”, haksız kazancın ise “kısmet” olarak adlandırılmasının yapılan eylemin niteliğini ortadan kaldırmayacağını belirtti.
“Milletin emanet ettiği güven şahsi menfaatlere harcanmamalı”
Kamu görevi ve makamların birer emanet olduğuna dikkat çeken Bülent Aydın, milletin güveninin ve umudunun kişisel çıkarlara feda edilmemesi gerektiğini söyledi.
Aydın, “Bu milletin size emanet ettiği umudu, güveni ve alın terini nasıl olur da şahsi menfaatlerinize harcarsınız?” diye sorarak şu ifadeleri kullandı:
“Bir makam uğruna güveni, bir servet uğruna hakkı, bir menfaat uğruna milletin umudunu tüketmeye değer mi?”
“Makamlar susar, unvanlar silinir”
Açıklamasının sonunda toplumsal vicdan ve kul hakkı üzerinde duran Aydın, makamların ve servetin geçici olduğunu ifade etti.
“Gün gelir; makamlar susar, servetler tükenir, unvanlar silinir. Hakk’ın huzurunda geriye yalnız yaptıkların ve aldığın ahlar kalır” diyen Aydın, en büyük zararın toplumda yeniden oluşturulması güç olan güven ve umut kaybı olduğuna dikkat çekti.
Bülent Aydın, değerlendirmesini kısa ancak çarpıcı bir soruyla tamamladı:
“Değdi mi?”


