Allah’ın Hidayeti: Doğru Yola Giden Dört Adım
Hidayet; Allah’ın varlığını tanımak, doğruyla yanlışı ayırt etmek, elçiler aracılığıyla yol bulmak ve doğru tercihle Allah’ın yoluna kabul edilmektir. Kur’an, insanı doğru yola davet ederken adaletin ve sorumluluğun önemini de vurgular.

Allah’ın hidayeti dört çeşittir:
ÂL- İ İMRÂN 4.Allah'ın ayetlerini tanımayanlara şüphesiz şiddetli bir azap vardır. Öyle ya, Allah'ın izzeti var, intikamı var.
(Al-i İmran 3/4 TEFSİR) Önceki insanların rehberi onlardı. Bütün Furkanları (doğruyu yanlıştan ayıran kitapları) [1*] O indirmiştir. Allah'ın âyetlerini görmezlikte direnenlerin (kâfirlerin) cezası suçları ile doğru orantılı olur [2*]. Üstün olan, hak edildiği [3*] kadar ceza veren [4*] Allah’tır.
[1*] Rehber diye çevirdiğimiz hüdâ kelimesi, hidayet kökündendir. Hidâyet, nazikçe yol göstermektir. Allah’ın hidayeti dört çeşittir:
Birincisi varlığını, birliğini ve insana her şeyden yakın olduğunu her vesileyle göstermesidir. Bu yüzden Allah, kendini ikinci sıraya koyup başka bir şeye öncelik vermeyi şirk sayar ve asla bağışlamaz (Nisa 4/48).
İkincisi insana, iyiyi kötüden ayırma özelliği vererek doğruyu bulmasına imkân vermesidir. Bir ayet şöyledir: “Doğruları arayanlar için yeryüzünde ayetler vardır, kendinizde de vardır, görmez misiniz?” (Zariyât 51/20-21)
Üçüncüsü elçileri aracılığı ile yol göstermesidir.
“Sen elbette doğru yolu gösterirsin. (Şûrâ 42/52)
Dördüncüsü de doğru tercihte bulunanı yoluna kabul etmesidir. Allah Teâlâ şöyle demiştir: “Biz, her resulü (kitabı) kendi halkının dili ile göndeririz ki onlar için her şeyi ortaya koysun. Bundan sonra Allah, sapıklığı tercih edeni sapık sayar, hidayeti tercih edeni de yoluna kabul eder. Daima üstün ve bütün kararları doğru olan O’dur.”(İbrahim 14/4) Müfredât’tan yararlanılmıştır.
[2*] Furkân, doğruyu yanlıştan ayıran anlamındadır. Allah’ın indirdiği bütün kitaplar furkân’dır. Allah Teâlâ şöyle demiştir: “Musa ile Harun’a o Furkânı, çekinerek korunanlar için aydınlanma ve doğru bilgi kaynağı olsun diye verdik.” (Enbiya 21/48) Furkân kelimesinin çoğul kalıbı olmadığı için yerine göre tekil veya çoğul anlam verilir. Türkçeye bu kökten fark, farkındalık kelimeleri geçmiştir.
Allah müminlere şöyle demiştir:
“Ey inanıp güvenenler! Allah’tan çekinerek kendinizi korursanız O, sizde doğruyu yanlıştan ayırma yeteneği (furkân-farkındalık) oluşturur, kötülüklerinizi örter ve durumunuzu düzeltir. İkramı büyük olan Allah’tır.” (Enfal 8/29)
[3*] ayetteki = شديد şedîd, sıkıca bağlı demektir. Allah’ın ödülü veya cezası, kulun fiili ile doğru orantılıdır: “Kim bir iyilikle gelirse ona, on katı verilir. Kim de kötülükle gelirse sadece bir katı ile cezalandırılır. Kimseye haksızlık yapılmaz.” (En'âm 6/160)
