Pendik Gazetesi

GÜRCAN ÖZTÜRK AKLINA GELENDEN FAZLASINI YAZMIŞ

Pendikli Şair – Yazar Gürcan Öztürk; ilk romanı ‘Van Gogh Denilince Aklıma Müslüm Gürses Gelir’ ile edebiyat dünyasında görücüye çıktı.

İsminden de anlaşılacağı –  ya da anlaşılamayacağı – üzere, Öztürk’ün bu ilk romanı oldukça sıra dışı unsurlar barındırıyor.

Romanı okurken; kimi bölümlerinde Reşat Nuri Güntekin’in ‘Çalıkuşu’, kimi bölümlerinde Gabriel Garcia Marquez’in ‘Yüzyıllık Yalnızlığı’ ya da Nikos Kazancakis’in ‘Günaha Son Çağrı’, Hermann Hesse’nin ‘Boncuk Oyunu’ romanını ya da Homeros’un İlyada ve Odysseia destanlarını okuyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz kendinizi.

Kimi zaman İsmet Özel, Jean-Paul Sartre, Samuel Backett, biraz da Murat Menteş isimleri geçiyor aklınızdan. – Göreceli olarak farklı yazar ve romanlar da çağrıştırılabilir.-

İncil’den, Tevrat’tan, Kur’an-ı Kerim’den alıntılarla, mitolojik ve felsefi göndermelerle daha da derinleşip, enginleşen roman; anlaşılabilmek adına ‘kolay lokma’ olmadığını göstermek istercesine, zaman zaman sizi aşabiliyor!

Ve sonuçta; nev-i şahsına münhasır bir Gürcan Öztürk romanı okuduğunuzun farkına varıyorsunuz.

Ama dilerseniz romanı; olay örgüsü Pendik Temenye mezarlığındaki bir çukurun başında geçen polisiye romanı ya da Kays’ın Leyla’ya duyduğu aşkı işleyen bir aşk romanı tadında da okuyup işinizi kolaylaştırabiliyorsunuz… Hem belki de romanı sıra dışı yapan unsurlardan biri de bu.

Gürcan Öztürk ‘Van Gogh Denilince Aklıma Müslüm Gürses Gelir’ romanında; kurduğu şiirsel cümlelerle şair tarafını da ele vermekten keyif alıyor. – Üstelik şairliği de sıra dışı –

Bu noktada romandan minik bir alıntı: “Seni düşününce aklıma vahiy dinlemiş iklimler geliyor. O iklimlerde esen, meyve kokan, çiçek taşıyan rüzgarlar”

Gürcan, 167 sayfalık romanını ‘Purpura. Kırmızı. Mavi. Tekhelet? Mor. Asalet. Doğum. Çocuk. Kan. Şehvet. Dans. Seks. Yaşam. Labirent. Mitra? Minotor?Aşık olduklarında ölen bir ırkın mensubuyum! Tüm bunlar size neyi çağrıştırıyorsa hikayem öyle bitti’ sözleriyle bitiriyor.

“Öyleyse kolaymış. Bir çırpıda okur bitiririm diye düşünüp yanılmayın!

Çünkü yazar romanında, okyanusun dibinden su yüzüne çıkabilmeniz için – ya da işin içinden çıkabilmeniz için – birbirleriyle bağlantı kurmanızı gerektiren daha birçok isim ve kavram kodlamış!

Neler mi? Buradan bazılarını aktaralım: Monalisa. Heidegger. Edgar Allan. İsrailoğulları. Bedri Rahmi Eyüpoğlu. İlahi Komedya. Dante. Miraç. Shakespeare. Sabiha Gökçen Havaalanı. Pendik.  Antonyus. Kaptan Ahap. Uğur Yücel. Moby Dick. Panteizm. Vahdet-i Mevcut. Antik Yunan. Kral lear. Kız Kulesi. Mescid-i Aksa. Karagöz. Alevi. Kabbala. Kudüs. Yahya Peygamber. Meryem Suresi. Evliya Çelebi. Dostoyevski. Niyazi Mısri. Afrodit. Freud. Hamlet. Nazım Hikmet. Cem Karaca. Mevlana. Michelangelo. Kral Midas. Kafka. Ahmet Haşim. Hz. Eyüp. On Emir. Aristoteles. Nuh. Gayya Kuyusu…’

Şimdi, okumadan önce bir daha düşünün! Ve hakkını vererek – anlamaya çalışarak – okumaya karar verirseniz; Gürcan Öztürk’ün ‘Van Gogh Denilince Aklıma Müslüm Gürses Gelir’ romanında, aklına – ya da sizin aklınıza – gelenden çok daha fazlasını yazdığını hesap ederek okuyun…

Beğen FAVORİ YORUM OKU
Bildir
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları göster
0
Bu paylaşım hakkında düşüncelerinizi öğrenmek isteriz, lütfen bir yorum yapın.x
()
x