Pendik Gazetesi

Değişim Kaçınılmaz! / Özel Söyleşi

Abidin Ekren: Dünya değişim rüzgarıyla çalkanırken Türkiye’nin etkilenmemesi mümkün değil. Cumhuriyetin 100. yılı ülkemiz için köklü bir değişim yılı olacak

ABİDİN EKREN ilçemizin entelektüel simalarından biri. Bağımsız Kamu Denetçisi Mali Müşavir olarak, ekonominin tüm zamanlardaki çalkantılarının adeta defterini tutmuş, uzun yıllar politikanın içinde aktif olarak bulunup ‘demini almış’ bir siyaset adamı.
Şartlar değişse de çizgisini bozmamış, söylemleri ile yaşamı örtüşen nev–i şahsına münhasır bir artı değer…Gazete olarak zaman zaman gündem ile ilgili görüşlerine yer vermekten keyif aldığımız kreatif bir danışman.

O yüzden kendisini tekrar konuk ederken, yelpazeyi biraz geniş tutuyoruz. Niyetimiz; yaşanmakta olan sosyal, kültürel, ekonomik ve siyasal atmosferi onun bakış açısından okurlarımıza aktarmak.
Doğrusu; geçmişteki vizyoner değerlendirmeleri, yeri geldiğinde kurduğu ‘el değmemiş’ cümleleri ile dikkat çeken Abidin Ekren ‘Bu sefer neler söyleyecek?’ ‘Türkiye soldan nasıl görünüyor?’ diye merak da ediyoruz.
Ve soruyoruz:

Bir şeyler oluyor! Masanın üstünde; yapay zeka, ileri teknoloji, nükleer tıp, sanal para, ekonomik kriz, iç savaşlar, virüs, pandemi, iklim değişikliği, Yeni Dünya Düzeni gibi birçok kavram var. Sizce neler oluyor? Dünyevi hayat nereye doğru evriliyor?
GÜÇ İMPARATORLUĞU SONA ERİYOR!
Öncelikli olarak şunu ifade etmek isterim. Dünyada tek taraflı güç artık yerini çok kutupluluğa bırakıyor. Dünya lideri olduğunu savunan ABD’nin güç imparatorluğu sona eriyor!
Kimsenin tekelinden olmayan, ancak araştıran ve geliştirenin sahip olabildiği bilim ve teknolojinin; sosyal, kültürel, ekonomik, siyasal ve askeri tüm alanları etkilediği – şekillendirdiği bir dünyada; yeni aktörler de sahne almaya başlıyor – başlayacak.
Bu noktada farkındalık geliştiremeyen, gerekli alt yapıyı hazırlayamayıp geride kalanlar yeni dünya düzeninde söz sahibi olamayacaklar.

Evet. Bir şeyler oluyor. Bir şeyler değişiyor. Dikkat edecek olursak, virüs ile birlikte yaşadığımız pandemi döneminin bu değişim ile ilgili ipuçları barındırdığını kolaylıkla fark ederiz.
Alışageldiğimiz düzenin dışında, uyum sağlamak zorunda olduğumuz, alışılagelmedik bir sistemin kapıları açıldı bile…

Artık iş yerine gitmeden iş yapmak, okula gitmeden eğitim almak, fiziki olarak bir araya gelmeden sohbet odalarında fikir alışverişlerinde bulunmak; garipsenmeyen ve hatta daha cazip bulduğumuz uygulamalar haline geldi.

Henüz prototip dönemine şahit olduğumuz; yapay zeka, sanal para, elektronik alışveriş, biyo teknoloji, 5G teknolojisi, uzay teknolojisi gibi kavramların; yakın gelecekteki geliştirilmiş versiyonları dünyayı başkalaştıracak!
İklim değişikliği, orman yangınları, sel baskınları, kasırgalar, depremler, iç savaşlar, göçler, dünya nüfusunun kontrol altına alınması gibi daha birçok olgu; dünya yaşamına yeni bir formatın atılmasını gerektirebilecek…
Tabiki içinde bulunduğumuz süreç, komplo teorisyenlerinin ekmeğine de yağ sürmekte. Kıyamet senaryolarına itibar etmek yerine, geleceği gerçekçi analizler ile görmeye çalışmak daha sağlıklı olacaktır.

Bu bağlamda Türkiye’nin pozisyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

TİRÜBÜNDEN İNİP SAHAYA GİRMELİYİZ
Türkiye tüm bu olup bitenleri adeta tirübünden izliyor. Ülke olarak, günün ve yakın geleceğin gerçeklerine uyumlu politikalar belirleyebilmiş değiliz.
Aksine dış politikadaki yanlış hamlelerimiz, olup biten her şeyi iç politikada malzeme olarak kullanmamız; siyasi olarak bu iktidarın ömrünü uzattı; fakat gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler ile aramızdaki mesafenin olumsuz anlamda açılmasına neden oldu.

Böylesi bir süreçte bilim insanı yetiştiremeyen, yetişmiş insanlarını ülke içinde tutamayan bir ülke, beka sorunu ile karşı karşıyadır.
Bu sorunu hamasi söylemlerle göz boyayarak geçiştirmeye çalıştırmak gibi de kötü bir alışkanlık mevcut.
Tirübünden inip sahaya girmeliyiz ve oyunu kurallarına göre oynamalıyız.

Daha çok şey söylemek mümkün. Ben durum tespitini, dünyadaki en iyi 500 üniversite arasında sadece bir üniversitemizin olduğunun altını çizerek noktalayıp gerisini sizin yorumlarınıza bırakayım.

Ekonomik tabloyu ve mevcut gidişatı nasıl bulunuyorsunuz?
TÜRKİYE’NİN YENİ VE MİLLİ BİR KALKINMA PROJESİNE İHTİYACI VAR
Türkiye tüketici bir toplum oldu. Üretmeyi terk ettik. En temel şeyleri dahi ithal eder durumdayız. Bir tarım ve hayvancılık ülkesiyken; yurtdışından tohum, saman, inek falan ithal edip günü kurtarmaya çalışıyoruz. Yine bu amaca yönelik olarak zaman içerisinde değerli tüm varlıklarımızı sattık. Ve artık satacak bir şeyimiz de kalmadı. Günü kurtaralım derken, geleceğimizi ipotek altına aldığımızı hesap edemedik.
Uygulanan yanlış politikalar yüzünden ekonomimize virüs bulaştı. Artık her birimiz için ‘bugün’ dünden, ‘yarın’ bugünden daha pahalı…
Ülkemizde 2020-2021 bileşik enflasyonu %100 olarak gerçekleşti. Başka bir deyişle, 2019 yılında ne kaç para ise, bugün fiyatı iki misli.

Ekonomiyi yönetmek orkestra yönetmeye benzer. Bir orkestrada keman, flüt, çan, davul ve diğer argümanlar ancak uyum içerisinde yer alırlarsa keyifle dinlenebilen bir konser ortaya çıkar. Sadece davul çalarak bu işi götüremezsiniz. Türkiye’nin yeni ve milli bir kalkınma projesine ihtiyacı var.

Mevcut yönetimi hep olumsuz yönde eleştirdiniz. İyi giden bir şey yok mu?

AKP TABELA PARTİSİ OLMAYA DOĞRU YOL ALIYOR
AKP iktidarı cenaze hizmetlerinde oldukça başarılı. Umarım bu başarılarını kendi iktidarlarının sonu içinde kolaylaştırabilirler… Şunu söylemeliyim ki, iktidar partisinin ilk yılları ile son yıllarını değerlendirdiğimizde; o ilk dönemdeki Avrupa Birliği’nden, demokrasiden, özgürlüklerden, insan haklarından, birlik ve beraberlikten, ekonomik rahatlamadan söz eden, bir şeyler yapmaya çalışan – deneyen partiden bugün geriye sadece partinin ismi kaldı!
AKP, bir dönemin iktidar partisi ANAVATAN gibi, tabela partisi olmaya doğru hızla yol alıyor.

Türkiye’nin geleceğini nasıl öngörüyorsunuz?

100. YIL DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM YILI OLACAK
Dünya değişim rüzgârıyla savrulurken, Türkiye’nin etkilenmemesi mümkün değil. Bu bakımdan Cumhuriyetimizin 100. yılı ülkemiz için değişim ve dönüşüm yılı olacaktır.

Başta demokrasi ve hukuk olmak üzere Türkiye her alanda köklü değişikliklere gebe bir ülke. Çünkü halk buna hasret ve bunu istiyor.
Değişim ve dönüşüm ile birlikte ülkemizin kısa sürede toparlanacağına ve 2025 sonrası dünyada söz sahibi ülkeler arasında anılacağına inanıyorum.
Yeni bir dünya düzeni oluşurken Türkiye’nin mevcut potansiyelini değerlendireceğini ve bu fırsatı kaçırmayacağını düşünüyorum. Gerek Türki cumhuriyetler, gerekse İslam alemindeki imajını düzelterek; Türkiye’nin yeniden parlayan bir yıldız olması, lider ülke konumuna yükselmesi pekala mümkün.
Bütün bunlar için önce iç siyasetin dizayn edilmesi gerekiyor.

Önümüzdeki seçimlerle ilgili olarak neler söylersiniz? Bir erken genel seçim hala söz konusu mu?

MECLİSTE KÜÇÜK PARTİLER DE YER ALACAK
Mevcut tabloyu değerlendirdiğimizde iktidarın bir erken ya da baskın seçimine gitme ihtimali yok gibi. Çünkü kaybedeceklerini biliyorlar. Tam aksine, erken değil ama bazı olağanüstü şartlar ileri sürülerek, seçimler birkaç ay geciktirilebilir. Seçim tarihi ileri alınırsa şaşırmam.

Önümüzdeki seçimler sonucunda ittifakların kuracağı bir koalisyon hükümetine şahit olacağız. Türkiye’de artık Avrupa’da olduğu gibi %1 – %2 civarında düşük oranda oy alan partiler de mecliste temsil edilme şansı bulabilecekler.

Bundan sonraki dönemlerde en az 3 ittifak ortağının bulunduğu 7-8 partinin temsil edildiği hükümetler göreceğiz. Bu çok seslilik, demokrasi adına, ülkenin sorunlarına ortak akılla çözümler arama adına olumlu bir gelişme olacaktır.

Pendik özeline gelirsek. Başkan Ahmet Cin’in performansını nasıl buluyorsunuz? Önümüzdeki yerel seçimlerde ne olur?

PENDİK’TE KIYASIYA BİR YARIŞ OLACAK
Başkan Cin halkla ilişkiler noktasında artı puanlar topladı. Mütevazı kişiliği ile kendini sevdirdi. Fakat siyasi gömleğini çıkarmayı başarabilmiş değil. Belediye başkanının işi siyaset değil, sadece hizmet üretmek olmalı.

Yerel seçimler artık hiçbir parti için çantada keklik değil. Bu Pendik için de böyle. Önümüzdeki seçimlerde ilçemizde kıyasıya bir seçim yarışı yaşanacağına emin olabilirsiniz.

Değerli görüşlerinizi bizlerle paylaştığınız için teşekkür ederiz.

Gerek gazetenizde gerekse sosyal medya organlarınızda düşüncelerimi Pendiklilerle paylaşma imkanı sunduğunuz için ben de tüm gazete çalışanlarınıza teşekkürlerimi iletiyorum.
Uzun süredir keyifsiz bir süreç yaşamış – yaşıyor olsak da, hiç kimsenin endişesi olmasın; bu sürecin sonunda hep birlikte göreceğimiz şey; her şeyin daha güzel olacağıdır…

3 Beğen 1 FAVORİ YORUM 1 OKU
Bildir
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları göster
0
Bu paylaşım hakkında düşüncelerinizi öğrenmek isteriz, lütfen bir yorum yapın.x
()
x