Pendik Gazetesi

CHP Meclis Üyesi Tarık Balyalı oldukça iddialı konuştu: AKP SON DÖNEMİNİ YAŞIYOR

 

Balyalı, “Türkiye, daha iyi şartlara erişmek, yaşanılır bir ülke olmak için AKP iktidarından mutlak suretle kurtulmalıdır. Önümüzdeki seçimler bunun için tarihi bir fırsattır” diyor.

Tarık Balyalı; bilgi ve birikimi, istikrarlı çizgisi, yaptığı işin hakkını sonuna kadar vermesi, detayları gözden kaçırmaması, politik zekası, eleştirel yaklaşımları kadar çözüm önerileri de sunmaktaki cömertliği, seviyeli üslubu ile siyaset dünyasında takdirle karşılanan bir isim.

Aileden CHP’li olan Balyalı, uzun bir dönem Batı Mahallesi muhtarlığı ve sonrasında CHP meclis üyeliği yapmış rahmetli Ergün Balyalı’nın oğlu.

Pendik 1973 doğumlu evli ve 2 çocuk babası Tarık Balyalı eğitim kariyerini; ilk – orta ve liseyi Pendik’te okuduktan sonra, iktisat fakültesinden mezun olarak , ardından da Okan Üniversitesi’nde ‘Muhasebe Denetimi’ dalında yüksek lisans yaparak tamamlamış. Halen mali müşavir olarak meslek hayatını sürdüren Balyalı, Pendik Belediyesi CHP meclis üyesi ve aynı zaman da İBB meclis üyesi olarak da siyasi kariyerini sürdürmekte.

Aileden olduğu kadar, çekirdekten de CHP’li olan Balyalı,  1995 yılında üye olduğu partide, süreç içinde Pendik gençlik kolları başkanlığı, CHP ilçe yönetim kurulu üyeliği, ilçe sekreterliği ve nihayetinde ilçe başkanlığı görevlerinde de bulunmuş.

Yani partinin her kademesinde, yaşayarak önemli  bir siyasi tecrübe edinmiş.

İBB’de İETT ve İSKİ’nin hesaplarını denetlemekten sorumlu denetim kurulu üyeliğinde bulunan Balyalı, buradaki görevine ‘CHP grup yönetim kurulu üyesi ve basın sözcüsü’ olarak devam ediyor.

Özellikle son dönemdeki siyasi performansı ile hem yerel, hem de ulusal basında sıkça yer alan ve söylemleri hayli dikkat çeken Balyalı ile, gündeme dair bir söyleşi gerçekleştirmenin bizce tam zamanıydı.

İşte şimdi okurlarımızla o söyleşiyi paylaşıyoruz.

İBB geçtiğimiz ay İstanbul’daki 6 metro ihalesini iptal etti. Siz bu iptal kararından kısa  bir süre önce ‘metro ihalelerinin fahiş fiyatlarla gerçekleştirildiği’ konusunda İBB meclisinde bir konuşma yapmış ve konuyu da ulusal basına taşımıştınız. Konuyla ilgili bizi bilgilendirir misiniz?

Biz metro yapımına karşı değiliz. Sonuna kadar da destekliyoruz. Fakat bu konuda İBB’deki ihalelerin yapılış biçimi hatalı. Söz konusu metro ihaleleri, yasadaki 21B yani ‘acil ihtiyaç maddesi’ uyarınca gerçekleştirilmişti.

Ben de bunu mecliste gündeme getirerek, 21B’ye göre yapılan ihalelerin, rekabet ortamını ortadan kaldırdığını ve sonucun İBB’ye pahalıya patladığını, bu ihalelerin iptal edilmesi gerektiğini belirterek yönetimi uyardım.

Sayın Kadir Topbaş dönemindeki bu uyarım, yaklaşık iki ay sonra dikkate alınarak Sayın Mevlüt Uysal döneminde ‘aynı gerekçe ile’ iptal edildi.

Metro yapımı işinde aslında kilometre başına maliyet üç aşağı beş yukarı bellidir. İptal edilen söz konusu ihalelerde ise oldukça abartılı bir bedelin altına imza atılmıştı.

Örnek verdiğimde konu daha net anlaşılacaktır.

İptal edilen Kaynarca – Tuzla Metro Hattı 134.5 milyon TL, yine Kirazlı – Halkalı Hattı 249 milyon TL’ye ihale edilmişti.

Oysa benzer ihaleler, Ankara’da 90 milyon TL, İzmir’de 56 Milyon TL’ye gerçekleştirilmişti.

Nasıl bir yanlıştan dönüldüğü ve bizim bu konudaki uyarımızda ne kadar haklı olduğumuz,  rakamlar karşılaştırıldığında apaçık ortada!

Bu ihaleler şeffaf ve rekabete açık olarak gerçekleştirilmeli, gerekli süreçler takip edilerek iş oldu bittiye getirilmemelidir.

Sonuçta; harcanan paralar, vatandaşın cebinden çıkacak…

Siz 2014 yılından bu yana İBB Meclis Üyesi olarak görev yapıyorsunuz. Bu süreç içerisindeki gözlemlerinize dayanarak Büyükşehir Belediyesi’nin performansını değerlendirir misiniz?

Net söylüyorum, Büyükşehir Belediyesi kötü yönetiliyor. Zaten öyle olmasaydı, Sayın Kadir Topbaş bu görevinden istifa ettirilmezdi. Gerçi Sayın Topbaş ile ilgili FETÖ noktasında imalarda da bulunuldu ama gerçekte bu, başarısızlığın dikkatlerden kaçırılmasına yönelik bir algı operasyonuydu.

Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da ‘metal yorgunluğu var’  ifadesiyle, işlerin kötü gittiğini, yönetim zafiyetinin olduğunu bizzat itiraf etmektedir.

Bunun dışında, ortaya çıkan neticeleri değerlendirdiğimizde de kötü yönetimi – başarısızlığı görüyoruz.

İstanbul’da kentsel dönüşüm, imar, ulaşım, trafik sıkışıklığı, otopark meselesi, altyapı problemleri, metro, yeşil alan, hava kirliliği gibi en temel meseleler halen çözülebilmiş değil.

İBB tüm önemli konularda kendi iradesini bakanlığa bypass etmiş durumda. Örneğin, Kanal İstanbul, 3. Köprü, 3. Havalimanı gibi önemli projeler İBB’nin 1/100 binlik imar planlarında dahi yer almıyor.

Oysa yerelde gerçekleştirilecek hizmetler, yerel iradenin inisiyatifi ile çözümlenmeli.

Aksi, imar rantının oluşmasına yol açar ki, böyle de oluyor.

Size çarpıcı gelecektir; düne kadar İBB’nin bütçesinde deprem tehdidine karşı 1 liralık dahi bir pay yoktu. İlk defa CHP grubunun teklifi ile 2018 yılında böyle bir bütçe oluşturuldu. Gerisini siz düşünün artık…

Siz  iki dönemdir de Pendik Belediyesi meclis üyesi olarak görev yapmaktasınız. Peki sizin bakış açınızdan Pendik’te işler nasıl gidiyor?

Sayın Başkan Salih Kenan Şahin dönemini değerlendirecek olursak, bu dönemde elbette beğendiğimiz, başarılı bulduğumuz hizmetler de var.

Mahallelerimizde inşa edilen kültür merkezleri, spor kompleksleri ilçeye katkı sağlayan işler.

Fakat genel anlamda değerlendirildiğin de Pendik Belediyesi’ni başarısız buluyorum.

1994 yılından bu yana iktidarda olan bir belediye var. Üstelik hükümeti de arkasına almış bulunuyorlar. Bu şartlarda 24 yıl geçirmiş olmalarına rağmen, 2018 yılına gelindiğinde ilçede hala imar ve mülkiyet sorunundan bahsediliyor olması başlı başına bir handikaptır.

Kısmı çözümler üretilmişse de, bunlar  vatandaşı memnun etmeyen, ‘ben yaptım oldu!’ mantığıyla dayatılan çözümlerdir. Aynı bölgede farklı farklı uygulamalar ile vatandaşların kimi ihya edilirken, kimi de mağdur edilmekte. Halka rağmen üretilen hiçbir çözümün uygun olmadığı görüşündeyim.

Diğer taraftan, belediyemiz Pendik için broşürlerde ‘yaşayan şehir’ sloganını kullanmaktadırlar. Fakat gerçek bu değildir. Pendik’te yaşam hava karardığında sona ermektedir. Bu da belediye yönetiminin meseleye ideolojik yaklaşımının sonucudur.

Belki bir ayrıntı ama, tekel bayilerinden 22.00’dan sonra ekstra ruhsat talep edilmesi, eğlence mekanlarının olmaması, sosyal hayatın belli alanlara ve zamanlara sıkıştırılması buna örnekler teşkil etmektedir.

Kültürel aktivitelere baktığımızda da benzer bir durum söz konusudur. Mesnevi okutmaları, ilahi konserleri, tasavvuf söyleşileri ile halk; tek tip insan modeline zorlanmaktadır.

Bu yönde gerek mahalle muhtarlarımızdan, gerekse vatandaşlarımızdan yoğun şikayetler almaktayız.

Kültürel, sanatsal, sportif alandaki uygulamaların başarısız olduğunu , sonuçlardan da çıkarabiliriz. Bu alanlarda son 24 yıl içinde Pendik’ten yetişmiş ulusal ve uluslar arası anlamda başarıya erişerek ismini duyurmuş, markalaşmış kimse, neredeyse yok gibidir.

Pendik eskiden marka değeri olan bir ilçeydi. Denizi, bahçeli evleri, yazlıkları, sinemaları, lunaparkı, restaurantları, sosyal yaşamdaki renkliliği ile İstanbul’un her yerinde bilinir, yaşamak için tercih edilirdi.

Geçen yıllar içinde ilçemiz yozlaştı, vahşileşti. Bugün eğer bir işiniz yoksa Pendik’e gelmek için bir nedeniniz de yok demektedir. Sorarım size; Tuzla’ya köfte yemek için gidersiniz, Kadıköy başlı başına bir dünyadır, Maltepe bir eğlence ve sanat ilçesidir. Peki Pendik’e kim ne için gelsin? Bir ilçede insanlar mutlu değilse, o ilçenin belediyesinin başarısından söz edilemez. Hadi bir kamuoyu araştırması yapıp sorun bakalım Pendiklilere ‘Bu ilçede yaşamaktan mutlu musunuz?’ diye…

CHP’nin muhalefet tarzı belli kesimler tarafından eleştiriliyor. Bununla birlikte partinin kuruluş çizgisinden saptığına, mezhepsel bir yapıya büründüğüne dair söylemler de mevcut. Bu konularda ne diyorsunuz?

Bu noktada AKP iktidarının başlattığı ve sürdürdüğü bir algı operasyonu mevcut. CHP’nin muhalefeti daima ülke menfaatleri doğrultusunda olmuştur.

Örneğin CHP geçtiğimiz dönem asgari ücretin yetersiz olduğu noktasından muhalefet etmiş ve en az 1500 TL olmalı demişti. O dönem bunu kaynağı olmayan bir ‘hayal’ olarak niteleyen iktidar, çok zaman geçmeden asgari ücreti 1.400 TL’ye çıkarmak zorunda kaldı. Sonuçta bizim muhalefetimiz halka olumlu anlamda yansıdı. Yine taşeronların kadroya alınması teklifi CHP’den gelmişti. Bunun gibi çok sayıda örnekler verebilirim.

İktidar mensupları kullandıkları, sert, incitici, hakarete varan üsluplarıyla gergin bir ortamı özellikle oluşturmak, halkı ayrıştırarak kendi seçmenlerini elde tutmak istiyor.

Ellerindeki tüm olanaklarla CHP’yi karalamaya, imajını zedelemeye çalışıyorlar.

CHP’nin kuruluş çizgisinden saptığı söylemi de yine iktidar mensuplarının gerçek dışı bir safsatası.

Örneğin bu kesimler tarafından, CHP için ‘Alevi partisi oldu’ deniliyor. Bu ahlaki olmayan bir yaklaşımdır. AKP için Sünni partisi yakıştırması yapsak nasıl olurdu?

CHP Türkiye’nin tüm renklerini içinde barındıran bir siyasi partidir.

Partimizin her kademesinde Alevi ya da Sünni, Türk, Kürt, Çerkez, Abaza, Laz, Doğulu, Batılı ayırımı yapılmaksızın tüm vatandaşlarımız görev yapmaktadırlar. Hatta partimizde Hıristiyan bir meclis üyesi dahi bulunmakta. Aynı anlayışı AKP’de görmek ne yazık ki mümkün değil.

CHP kurulduğu günkü gibi Atatürkçü, çağdaş, demokrat, laik, ilerici, halkçı, emekçi çizgisini sürdürmektedir.

Kendimizi ifade etmekte, mevcut şartlar değerlendirildiğinde zorlanıyor olabiliriz ama bu; ifade etmek istediklerimizin gücünü ve gerçekliğini değiştiremez.

Türk ordusu Afrin’de bir operasyon sürdürüyor. Bu konudaki görüşünüz nedir?

Gelinen şartlarda böyle bir operasyon zorunlu olmuştur. Ordumuzun sonuna kadar arkasındayız. Bunu her fırsatta da dile getiriyoruz.

Fakat kişisel görüşüm, bizim bu operasyonu yapmak zorunda kalmamıza; AKP’nin dış politikada ki ve özellikle Ortadoğu’daki yanlış politikalarının neden olduğudur.

BOP eş başkanlığı, ABD ile işbirliği, Esad düşmanlığı derken; birde baktık ki sınırlarımız tehdit altında. Doğru politikalar izlenseydi, böyle bir harekata ihtiyaç duymayacaktık…

Önümüzde hem yerel, hem genel, hem de başkanlık seçimleri var. Bu konudaki öngörünüz nedir?

Öncelikle yerel seçimlerde çıkan netice, milletvekili ve başkanlık seçimi için ölçü olacak. Kanaatimce AKP son dönemini yaşıyor. AKP’nin İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirler dahil olmak üzere yerel seçimlerde ciddi kayıplara uğrayacağını düşünüyorum. Kaybetmeye başlayan bir partinin, milletvekili ve başkanlık seçimlerinde başarıya ulaşması ise mümkün olmayacaktır.

Türkiye, daha iyi şartlara erişmek, yaşanılır bir ülke olmak için AKP iktidarından mutlak suretle kurtulmalıdır. Önümüzdeki seçimler bunun için tarihi bir fırsattır.

Sizin kişisel olarak siyasi hedefleriniz var mı? Önümüzdeki dönem herhangi bir noktada adaylığınız söz konusu mu?

Ben öncelikle partiliyim. Siyaset yapmayı ömrümce sürdüreceğim. İlla şu noktada, şu koltukta olmalıyım diye bir hesabım yok. Ama partimin beni layık gördüğü her görev için de hazırım. Bugüne kadarki birikimlerimi ülkem için kullanmak benim için onurdur.

Beğen FAVORİ YORUM OKU
Bildir
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları göster
0
Bu paylaşım hakkında düşüncelerinizi öğrenmek isteriz, lütfen bir yorum yapın.x
()
x