‘Biz’ Aynıyız

Taraftarlar her derbi maçından önce, birbirlerini farklıymış gibi hissetseler de aslında aynıdırlar. Her iki taraf da takımının galip gelmesini arzu eder. Her iki taraf da yenilgiye üzülür.

Sonuca göre; birazcık da kızdırarak birbirimiz ile eğleniriz. Ama arzu etmek de, üzülmek de, kızmak da eğlenmek de aynı ortak insani duygularımızdır.
Yani, yoktur aslında birbirimizden farkımız…

Siyasi açıdan baktığımızda da durum aynıdır. Kimimiz AK Parti’yi, kimimiz CHP, MHP, SP, DP, DSP, HDP ya da başka bir siyasi partiyi desteklesek; özellikle seçim atmosferine girdiğimiz dönemlerde, partimizden olmayanları bizden farklı kabul edip, daha bir ayrışıyor olsak da; seçimler bittiğinde yine aynı ortak sıkıntılarla baş başa kalırız.
Yani yine; başka başka, farklı değil, aynı oluruz.

Doğalgaz, elektrik, telefon, su, internet vb. faturaları bedelini denkleştirmenin telaşını yaşarız.
Yaşamımızı devam ettirebilmek için gerekli olan diğer tüm giderlerimizi karşılayabilmenin yükü altında sıkıntı çekeriz.

 
 

İnsan eğer zorlarsa; kendisini başkalarından, başkalarını kendinden farklı kılabilecek şeyler bulabilir elbet!

Ama bu farklılıklar ancak; bir otomobilin, başka bir otomobilinden farklılığına benzer! Belki koltuk döşemeleri, lastikleri, hızı, kaportası, maliyeti, satış fiyatı, rengi, biçimi bire bir aynı değildir. Ama sonuçta her ikisi de aynı işi görür. Her ikisi de otomobildir! Yani aynıdır.

Gerçekte bizler de; farklı farkı aksesuarlara, özelliklere sahip olmakla birlikte, temel olarak aynı şeyleriz.

Biz erkeğiz, kadınız, çocuğuz, genciz, yaşlıyız. Biz acıkırız, korkarız, seviniriz, güleriz, eğleniriz, oynarız. Biz üzülürüz, kederleniriz, mutlu – mutsuz oluruz. Aşık oluruz, acı çekeriz, üşürüz, titreriz, terleriz, hata yaparız, yalan söyleriz, günah işleriz, ayıp ederiz, sevişiriz. Biz yardım ederiz, yardım alırız, umutlanırız, karamsarlığa kapılırız, türkü – şarkı söyleriz, şiir okuruz, uyuruz, gezeriz. Biz doğarız, büyürüz, hastalanırız, ölürüz.
Birbirimize hiç benzemediğimizi, taban tabana zıt olduğumuzu haykırdığımız; en derin, en yüksek, en uzak noktalarımızı işaret ederek farklı olduğumuzu düşündüğümüz zamanlarda dahi; sarf edebileceğimiz kelimelerin sayısı; insan olduğumuzu hatırladığımızda teke düşer: Aynıyız!

1985 yılında Dıscovery uzay gemisi ile misafir olarak uzaya çıkan Suudi Arabistanlı Prens Sultan Bin Selman El Suud, Dünya’ya döndükten sonra yaşadıklarını şöyle aktarır: “İlk gün herkes kendi ülkesini işaret etmeye çalışıyordu. 4. günden sonra diğer kıtaları göstermeye başladık. 5. gün sadece bir Dünya’nın olduğunu, insan olduğumuzu, aynı olduğumuzu anlamıştık…

”Bu noktada şöyle bir soru, final sorusu olabilir: Önce insan olduğumuzu, aynı olduğumuzu söyleyebilmek, bu gerçeği kavrayıp kabul edebilmek için, hepimizin ayrı ayrı bir uzay yolculuğu yapmasına gerek var mı?

Söyleyeceklerimi bitirdim. Ama bu yazıyı, sonuna bir şiir iliştirmeden asla bitirmem. Size, ünlü şairlerimiz Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın ‘Dünyaca’ isimli şiiri ile gülümsüyorum…

Burda, Hindistan’da, Afrika’da / Her şey birbirine benzemektedir./ Burda, Hindistan’da, Afrika’da / Buğdaya karşı sevgi aynı / Ölüm önünde düşünce bir. / Nece konuşursa konuşsun / Anlaşılır gözlerinden dediği / Nece konuşursa konuşsun / Benim duyduğum rüzgarlardır dinlediği / Biz insanlar ayrı ayrı kalmışız. / Bölmüş saadetimizi çizgisi yurtların / Biz insanlar ayrı ayrı kalmışız. / Gökte kuşların kardeşliği / Yerde kurtların…