Pendik Gazetesi

Atatürk’ü Silmek

Çözüm sürecinde devlet kurumlarından T.C. ibaresinin, devlet dairelerinden Atatürk posterlerinin kaldırılması; statlardan, spor salonlarından hatta Atatürk Kültür Merkezi’nden bile Atatürk isminin kaldırılması çabalarını hatırlarsınız.

Unuttuysanız da ben hatırlatmış olayım bu vesileyle. Ama peki neden? Neden bu düşmanlık. Bir insan kendi ülkesinin kurucusuna düşman olabilir mi ?
O halde gelin başka bir gözle bakalım hep beraber bu meseleye. Atatürkçülük özünde emperyalizme karşı, mazlum milletlerin ilk başkaldırısıdır. Yalnızca Anadolu ve Rumeli halkları değil, birçok mazlum millet bu büyük direnişten cesaret alıp bağımsızlık mücadelesi vermiştir.

Öyle ki Hindistan’ın efsane lideri Mahatma Gandhi aynen şöyle yazar hatıralarında “Mustafa Kemal İngilizleri alt edene kadar Tanrı’yı da İngiliz sanıyordum. Bağımsızlık benim karakterimdir diyen Mustafa Kemal’in ve onun izinde giden bir neslin emperyalizme uşak olması ya da onu rol model alan ülkelerin sömürülebilmesi mümkün müdür?”

İşte sorun budur. Bu sorunun çözümü için tek çıkış yolu vardır batının.
Kemalizm’i silmek!
Türkiyeye “Laikliği kaldır, Osmanlıya dön, Federe Kürt İslam Devleti kur” diye seslenen, İngiliz ajanı olduğu için Kıbrıs’tan sürülmüş İngiliz Vatandaşı Nakşibendi Şeyhi Nazım Kıbrısi de, Türkiye’de hilafet kaldırılmamıştır, halifelik makamı kaldırılmıştır, TBMM bu bakımdan kayyumdur” diyen İslamcı yazar Abdurrahman Dilipak da, “Batılılaşma Türk toplumunda bazı yaralar bıraktı, Osmanlı tarihiyle övünmeyi ve İslam geleneklerini sevenler vardı. Kemalizm’in sonu gelmelidir. Batı Fetullah Gülen gibi örnekleri görünce çok umutlanıyor. Çünkü Gülen, modern devlet ve toplumda İslam’ın nasıl bir rol oynaması gerektiği konusunda geniş bir vizyona sahip. Osmanlıya dönün, İslam coğrafyasının lideri olun” diyen eski CIA Ortadoğu Masası Şefi Graham Fuller de, 1993 yılında Türkiye hakkında yazdığı raporda; “ Türkiye’nin yeni dünya düzeni içindeki yeri İslam’dır, Kemalizmi bırakmalıdır diyen CIA İstasyon Şefi Paul Henze de aslında aynı uzun soluklu projeyi seslendiriyorlardı.

1934 yılında Rahip Buchman’la başlayan, 1946 yılında Amerikan Diplomat W.C. Bullitt’in kaleme aldığı ve soğuk savaşı başlatan The Great Globe İnself” adlı kitabıyla süren, 1993 yılında Büyükelçi Edelman tarafından Pentagona gönderilen ve daha sonra hacklenerek Wikileaks adlı internet sitesinde yayınlanan kriptolarla gün yüzüne çıkan aynı söylemdi:
Türkiye Kemalizm’i bırakmalı, Osmanlıya dönmeli ve Arap ülkelerine liderlik etmeliydi. Hatta 12 Eylül darbesinden sonra cunta hükümeti tarafından bir paşaya yazdırılan raporda da aynı görüşlere rastlamanız mümkündür.
12 Eylül Darbesi de aynı aklın eseriydi. Hatta Türkiyeye ılımlı İslam’ı önerip ılımlı İslamcı AKP’yi iktidara taşıyan da aynı akıldı.

Milliyetçi söylemlerin zirve yaptığı bir dönemde, bir yandan Atatürk bir yandan Türk ismi silinmeye devam ediyor devlet kurumlarından. Diğer yandan burnumuzun dibi diyebileceğimiz Dedeağaç’ta ABD büyük bir askeri üs kurarken, bizdekiler “Montrö’yü kaldıralım mı, Kanal İstanbul yapalım mı?” gibi akılla izahı olmayan işlerin peşinde koşuyorlar.
Bu gidişin sonunda ülke için de, iktidar partisi için de millet için de pek hayır görünmüyor. “Görelim Mevla neyler…Neylerse güzel eyler” demiş şair.
Bekleyip göreceğiz…

Beğen FAVORİ YORUM OKU
Bildir
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları göster
0
Bu paylaşım hakkında düşüncelerinizi öğrenmek isteriz, lütfen bir yorum yapın.x
()
x