18 Aralık akşam ezanını beklerken

Türkiye bizim gibi kulübesi olmayan sokak köpekleri için olağanüstü büyüklükte bir ülke. Bunun yanında doğal olarak; İstanbul'da yaşadığım için hâla ölmediğimin ve hâlâ nefes aldığımın belirtisi olan yazma eylemimin gidişatından anlaşılması üzerine bir soluk olması için kalemi patilerimin arasına aldım İyi dostum Sebahattin'in sayesinde bakalım ne kadar bu sürecek ve ne kadar bana katlanacaksınız pek ümidim yok ama bakalım şansım yaver giderse uzun uzadıya yazmak isterim sokak köpeklerinin hazin durumlarını yaşam mücadelelerini sizlere bir nebze aktarmış olurum. Neyse... Nereden tutsanız elinizde kalır cinsten bizim sorunlarımız. Sokak köpeği olmanın o kadar zorlukları var ki yaşayıp yaşayamamızın insanlar için pek kıymeti harbiyesi yok görünüyor evvela bunu söylemek isterim. Bilindiği üzere İstanbul en kalabalık şehri ve burada yaşamak büyük bir sınav. Başı boş diye tarif edilen köpeklerin mezarlığı gibi düşünebilirsiniz burayı bir bakıma. Ne zaman öldürüleceğimizi, ne zaman açlıktan öleceğimizi kestirmek bize zor gelmiyor. Başı boş köpekleri ormanlık alanlara atıyorlar. Bunu Belediye ekipleri aracılığıyla yapıyorlar üstelik. Ben şahsen aralarında en şanslı olanlardanım. Belki bir yıl daha fazla yaşarım umudunu taşıyorum; merhametli insanlarına rast geldikte sokak aralarında yaşamaya çalışıyoruz. Böyle uzun sürmez diye düşünüyorum ama bir ümit işte bir şeyler düzelir de yaşam hakkımızı kazanırız da insani değerler yüksek seviyesine ulaşılırda biz zavallı sokak köpeklere imkânlar verilir de ömrümüz uzar da sağlıklı oluruz ve bunun akabinde de ölürüz. Bir şeyleri değiştiremezsek yazılarımla bir nebze aydınlatamazsak insanları olacağı sonunda budur; şanssız olanlarımızın arasına bizi de zamanla katarlar ya da daha varmadan zehirleyip atarlar bir kenara yani akabinde bir çöp mezarlığında görünüyor sonumuz. Doğu'da bir yerdeyim. İstanbul'un çıkışında bir yerde. Pendik, güzel bir yerleşim. İnsanları daha insancıllar. Şefkat kat kat. Sokaklarında daha hürüz. Hür olmasına hürüz ama sorun besleyeni çok az... Nerede otlandığımı, nerede sürttüğümü yazayım isterseniz. Pendik merkezden yürüme mesafesi insanlar için iki kilometre olan Kaynarca Mahallesinde dikine denize uzanan caddesi; Barbaros Caddesinde yaşayan en doğrusu yaşamaya çalışan, haliyle rızkını arayan ve kendi halinde kirli pasaklı bir köpeğim. Ne yazılanı yanlış okudunuz ne de okuduğunuzu yanlış duydunuz; ben bir köpeğim ve de üstelik yazarlığa soyunmuş bir köpeğim. Yazarlığa yeni başlıyorum ilk kez deniyeceğim. Belki de yazarlık beni deniyecek. Nazar değmez de ilk makalemi güzel oldururum umarım. Bana bu şansı veren şahsı çok severim. Sahibim değil ama iyi biri bilinir can dostum Sebahattin. Mahalleden... Karşılaşmalarımda onunla her seferinde acıyarak bana bakar bir şeyimin olup olmadığını bir şey isteyip istemediğimi sorar gözlerle bakar anlamaya çalışır bu da kâfidir siz insanlardan bu da bize kâfidir ilgisizce davranmanızdan bizleri kırıp incitmenizden bu tavır tutumda iyidir. Neyse elini bana uzatıp bugün köşesini bana bıraktı. Bugün kalemi ondan kaptım diyebilirim. Yazımımın girizgâhından sonra konu açmam gerekirse gelişi güzel yazımı sonlandırırım artık...
Kirli pasaklı olsa da bir köpeğin yapmacağı bir şey yoktur. İsterse yemekte yapabilir diyeceğim de işte öyle olmuyor genelde hep aç açıkta geçiyor günlerimiz. Bırakın yemek yapıp yemeyi yıkanamıyorum çok uzun zaman oldu hatta kendimi bildim bileli yıkandığım da söylenemez. Tüylerim çok uzun ve kir tuttuğundan beni haliyle ağırlaştırıyor. Adımın ne olduğunu inanın bilmiyorum demek ki sevimli görünmüyorum kimselere... Anlıyorum ki insanlar sevimli köpeklere ad takıyorlar. Sevimsizlere de lakap takıyorlar. Umursamadığımdan belli ki aklımın bir köşesine yazmamışım bana takılan lakabımı, bir ihtimal; o da "kirli"dir diye düşünüyorum. Yine uzun zaman oldu havladığım da pek söylenemez. Dünya umrumda değil sanki. Ne olacaksa olsun artık!.. Ölmem yakın görünüyor... Günlerin çoğunda aç aç dolaşıyorum. Çöp konteynerine girmek biz köpekler için mümkün gözükmüyor. Kediler bu konuda çok şanslılar. Onlar bizden daha çok imkân buluyorlar yeme konusunda. Anlam veremiyorum; kedilere nankör diyen insanlar bizleri görmezden gelip onları evlerinde, bahçelerinde ve kapı önlerinde besliyorlar. Beslesinler beslemesine de, biz canlı değil miyiz? Nedenini bir türlü anlamadığım biz sokak köpeklerin süslü köpeklerden aşağı yanımızı görmelerini...Parayla alındığından mıdır nedir süslü köpeklere daha merhamet gösterebiliyorlar. Buradan anlaşıldığı üzere merhametin de maddiyatla kıyaslanıyor olmasıdır. Bizler de can taşıyoruz haliyle. Aç susuzluğumuzu dert edinen yok. Evlerinde besledikleri köpeklerden bizleri aşağı görüyor insanların çoğu. Bizlerde sevilmeyi hak ediyoruz. Önümüze yemek kapı koysanız unutmayız asla bu yapılan iyilikleri. Bize kemik verenin kırk yıl kölesi oluruz unutmayız asla unutmayız bize yapılan iyilikleri . Asla unutmayız, kırk yıl geçsede...
Çoğu zaman aç aç dolaşıyorum caddeleri ve izbe sokakları. Devrilmiş çöp tenekelerinde işe yarar yiyecek ararım midem kaldırmıyor pis pis kokan çöplükten, koklana koklana hızlıca uzaklaşırım. Özel olarak aç köpekler yesin diye yemek bırakan bir insana rastlamak zor. Umutsuzca, aç aç kıvrılırım ağaç diplerine, nerede boşluk yer bulursam oraya kıvrılıp yatıyorum. Çok zor bu dünya'da köpek olmak. Parklarda yatıyordum düne kadar orada durmamız istenmiyor çocuklar bizden ürküyormuşlar. Çocuklara öğretiyorlar biz köpeklerin saldırdığını ve ısırdığını kendileri korkutuyorlar sonra ceremesini biz çekiyoruz üstelik insandan çocukları çok severiz. Onlar ne şeker ne candırlar öyle. Melek yüzlerine bakıp bayılmamak mümkün mü? Başımı okşamalarına neler vermezdim. Okşasınlar sevsinler beni; Ama kuyruğuma dokunmasınlar da...nedenini bilmediğim bir huy; huylanıyorum kuyruğuma basılmasına ve dokunulmasına...
Hayal kuruyorum kimse sevmez beni okşamaz da bu acınacak halimi görsem ben bile kendimi sevmezdim. bakıldığında, çok iğrenç duruyorum. Kirden görünmüyorum...
Bazen gece saatlerinde köpekler bir araya geldiğimizde hırlaşıyoruz. Bazen yara alıyorum çelimli köpekler benim gibi çelimsizleri içlerinde görmek istemeyip kovuyorlar. Oldukları yerlerde bizleri görmek istemiyorlar. Bu sebeple; Kaynarca'da bir E-5 üstüne bir altına mekik dokuyup duruyorum. Ölsem yeridir. İnanın bu dünya'dan keyif alamıyorum. Çöptende beslenemez hale geldim. Sıcak havalarda günlerce susuz dolaştığım zamanlar oluyor. Yağmur yağmadığında, su birikintisinin olduğu yerlerde ancak susuzluğumuzu giderdiğimizden, su verenimiz olmadığından, susuz dolaşıyor bitap düşüyoruz. İnanın! köpek olmak çok çok zor...
Duymuştum Avrupa'da köpeklere daha insancıl bakıyorlarmış. Bir bilge köpek vardı, o anlatırdı; kulak misafiri olmuştum, Müslüman ülkelerde köpeklere şeytan gözüyle bakıyorlarmış. Kara köpekleri döverlermişte. Gerçi keyfe beni döven olmadıydı ama bazen keyfe taş atana rast gelmiştim yaralandığımda olmuştu. Uyduruk sözler üzerinden biz zavallı, Allah'ın sessiz kullarına kötülük yapanları Allah'a havale ediyorum. Bizler köpek olmak istemedik ki Allah bizleri böyle köpek yarattı. Sizi de insan yarattı önemli olan fıtratında yaşayabiliyormusunuz. Haddizatında ben bir köpeğim kirli pasaklı olsam da bana yapılan iyiliği asla unutmuyorum. Korurum onları tüm tehlikelerden. Güven içinde geceleri uyumalarını sağlarım. Bana kemik versinler yeter ki. İnsanlar insanlıklarını unutuyorlar bazen duyuyoruz bize yapmadıkları kalmamış. İşkence yapıyorlar aç bırakıyorlar üzerimizde ateş yakıyorlar taş atarak bizleri yaralıyorlar biz köpekler de bu yaşanmışlar sebebiyle korkumuzdan hırlıyoruz, havlıyoruz bazen ısıranlarmızda oluyor. Ben ısırmalarını pek tasvip etmiyorum. Bilinçsiz olanlarımız böyle. Bizden korkmayınız. Bizler sizlerin bir şekilde hizmetinizde bulunabiliriz her şekilde karnımızı doyurun yeter ki. Bunları yazarken iki gündür ağzımdan geçmeyen lokma sebebiyle karnımın gurultusundan şikayetçiyim ezan da okunmaya başladı bir yandan dua ediyorum esaslı dua ediyorum Allah'a. Daha öncesi gibi kemik yağdır diye dua etmeyi bıraktım; gerçekten uzak geliyor bu tür dualar; daha çok mırıldandığım: Allah'ım! bu sessiz kullarını aç bırakma!.. Bizlere sahip çıkacak insanlara yolumuzu çıkar!.. Yazımın sonlarına gelmişken Allah için beni biri yıkasın. Kaynarca'da Barbaros Caddesinde genelde görünürüm korkmayın ben sizden korkmam korkarsanız benden, bende sizden korkarım. Aslında ben sevimli bir köpeğim dış görünüşümden aldanıyorsunuz. Temizlensem beni de kucağınıza alırsınız... Çişimde geldi bu arada, cami duvarına işememeye gayret ediyorum. Ezan okunurken uluyorum da. Bu insanların pek hoşuna gidiyor. Bu sebeple ekmek atana rastlıyoruz. Uluyorum içten ve candan...
Etiketler : Bir yazar köpek